Diva KadınOP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN0312 417 1788MENÜ

BLOG

Vajinismus Majinismus Dinlemem

Vajinismus Majinismus Dinlemem

İstanbul’dan bir çift bekliyordum terapi için. Yorgun ve uykusuz olduğum bir gündü. Oğlum Kuzey diş çıkardığı için ateşli ve huysuz, Derin’se ilgi odağı olmak için her zamankinden fazla hevesliydi. Bütün sosyal aktiviteleri düne saklamış gibiydi, öyle ikna edici ki şaşırıyoruz doğrusu. Her neyse, randevu görüşmesini bizzat yapmıştım Duygu’yla. ‘Onca yolu boşuna gelirsem yıkılırım’ diyordu telefonun diğer ucunda gergin sesiyle. ‘Onca yolu boşuna geldiğini hissedersen İstanbul’a seninle birlikte gelir ve boşuna gelmediğimden emin olana dek kalırım’ dediğimde değişti sesi. İnsanlar gülünce ne kadar güzel oluyorlar…

♦ Gün yoğun başlamıştı, onları beklerken notlarıma bakıyor çayımı içerek dinlenmeye çalışıyordum. Bazı günler kısırlar börekler keyif yaparken bazı günler nefes alırsam kar sayıyorum, yine öyleydi.

Duygu ve İlker, boyu boyuna huyu huyuna derler ya tam da öyle görünüyorlardı. Tedirginlerdi, Duygu’nun telefonda da söylediği gibi boşuna gelmiş olmaktan korkuyorlardı.

Benim için tedavi kapı çalınıp da içeriye ilk adımlarını attıkları andan itibaren başlıyor. Kelimelere dökmeseler de beden dilleri o kadar çok şey anlatıyor ki, adeta tüm korkuları, endişeleri, umutları, kafalarındaki soru işaretlerini haykırıyorlar sessizce. Bu hep böyle oldu. Kendini kapalı kutu zannedenler gözüme görünen camdan vitrinlerini hiç bilmediler. İyi de oldu.

İlk merhaba, ilk göz teması…

Masamdan kalkıp elimi uzattım “ hoş geldiniz, ben Gökçen”,  ilk hareket Duygu’dan geldi, sonraki hareketlerde durum değişecekti.  “Merhaba Gökçen Hanım ben Duygu, eşim İlker”. Duygu’nun el sıkışı kendinden emindi, ancak kısa bir temas sonrası çekiyordu kendini.

İlker sıkıca kavradı elimi, adeta ‘sorunun sahibi ben değilim, benim bir sorunum yok’ der gibi bakıyordu gözlerimin içine. Erkeklerde en sık rastladığım bakış. Ama böyle bakışların çözülüşleri ayrı anlamlı doğrusu. Havada bariz bir gerginlik vardı.  İstanbul’dan Ankara’dan yoldan o kadar çok bahsettiler ki boşuna gelmiş olmak için özellikle uğraşıyor gibiydiler. Ama buna izin vermezdim tabi. Vermedim.

Duygu konuşkan sıcak bir kadındı, işinden bahsederken yaptıklarından, mesleki başarısından duyduğu gururu algılayabiliyordum. İlker kontrollü; beni dikkatle incelediğini ve kafasında milyonlarca soru olduğunu görebiliyordum. Çift olarak hayatlarının odağına mesleklerini koymuş, kısa sürede de bunun meyvelerini toplamış iki genç yönetici vardı karşımda fakat birbirleri ile olan diyaloglarında patlama noktasında bir gerginlik sezinliyordum.

Konuya girmek için doğru an geldiğinde Duygu’ya pası attım ve golü gördüm. Anlatmaya başladı.  Yüz ifadeleri çok hızlı değişiyordu, anımsıyorum. Bu başarılı iş kadının içinde korkan bir kız çocuğu var. Hiç dokunulmamış keşfedilmemiş bir yaranın varlığını haykırmak istiyor gibiydi. Yorulmuştu ve kurtulmak istiyordu omuzlarına binen yükten. İyi de o yük neydi..

"Gökçen hanım 1,5 yıldır evliyiz ancak hala gerçek anlamda seks yapmadık biz. Size gelene kadar pek çok farklı uzmana gittik. Terapiler gördüm, ilaçlar aldım ama olmadı, olmuyor. Ne yaptım ne denediysem de çare etmedi. Eşimi hayal kırıklığına uğratmaktan yoruldum, neyim var benim neden kasılıp kalıyorum, nereden musallat oldu bu vajinismus bana?"

"Duyguyla bir yıldan fazla süredir farklı doktorlara gittik. Aile terapisinden tutun da akupunktura kadar alternatif tıp da dâhil farklı tedaviler oldu, olduk. Aslında İstanbul’da yaklaşık 2 aydır gittiği bir doktoru vardı ama o sizi duymuş işte buradayız."

Öylesine gerginlerdi ki onları ayrı ayrı dinlemek soruna bakışlarını daha hızlı algılamayı sağlayacaktı. Bu özel görüşmelerde kendilerini birlikte olduklarından farklı ifade edebiliyorlar. Kimi zamansa asla tercih etmiyorum. Hep diyorum ya yürüdüğümüz yolda onların ne olduklarından kim olduklarından daha etkili bir şey yok. Benim övünç kaynağım ise hala görüştüğüm yüzlerce binlerce evli mutlu çocuklu çift.

♦ İlker’le görüşmemiz başladığında oturuşunu değiştirdiğini, ses tonunu rahatlattığını, boğazını temizlediğini ve ayaklarını nihayet bir yere koyabildiğini hatırlıyorum.

"Dört yıl önce tanıştık Duyguyla, askerden geldiğimde işim hazırdı benim. İşimiz sayesinde tanıştık, o anı hala hatırlıyorum. Ona bunu hiç söylemedim ama gördüğüm anda etkilemişti beni. Ancak resmen tanışmamız ve benim onu yemeğe çıkmak için ikna etmem arasında 2 haftalık bir süreç geçti. Ortak bir proje üzerinde çalışan fakat ayrı ekiplerde olduğumuz için her zaman genel ortamlarda bir araya gelen iki yabancıydık. İlk gün aynı asansöre binmiştik, kalabalıkta o beni fark etmedi ama o 11 kat boyunca saçlarının kokusundan sarhoş olmuş bir 11 kat daha çıkmak için her şeyimi vermeye hazırdım. Şimdi şu halimize bakın güya karı koca olduk ama ön sevişmeden öteye geçemiyoruz. Ben lisede bile bu kadar pasif bir cinsel hayat yaşamadım doktor hanım. Karımı seviyorum, gerçekten çok seviyorum onu ancak sıkılmaya başladım artık, uzman olan sizsiniz anlarsınız beni. Daha ne kadar böyle dayanabilir insan. 30 yaşındayım ve adam gibi bir cinsel hayatım yok, yani karımı aldatmak gibi bir niyetim yok da… Bilmiyorum anlıyor musunuz yoruldum. Etrafımda bir sürü hoş hanım var, bekâr arkadaşlarım üniversiteden geçmişim olduğu eski kız arkadaşlarım var. Kabul edelim ki seks insan hayatında önemli bir konu, ben bir erkeğim anlıyor musunuz beni..."

Bir an sustu İlker Bey, bu sessizlik anından sonra ses tonu ve tavrı değişerek anlatmaya devam etti.

"Duygu kendini evliliğine, ilk geceye sakladığını söylemişti. Daha önce flörtleri olmuş doğal olarak, olacaktı da. Ben ileri görüşlü biriyim emin olun evlendiğimizde bakire olmasa bile dert etmezdim, belki geçmişimde aktif bir cinsel hayat olduğu için onun kendini saklayan yanı romantik ve çekici gelmişti. Çok ama çok özel bir hediyeydi bu. ‘Sen öğret bana’ demişti, nasıl bir gurur okşanmasıdır bu anlatamam. Şimdi, şimdi ben sizden bunu istiyorum doktor, karıma seks yapmanın nasıl bir şey olduğunu öğretir misiniz..."

Sessiz kalışımı başka anlamlandırmış olacak ki şöyle devam etti

"Ya lütfen kusura bakmayın saçmalıyorum sanırım anlıyorsunuz beni biliyorum kurtarın onu bu sorundan, normal bir hayatımız olsun. Yoksa bu evliliği daha fazla yaşatabileceğimi sanmıyorum."

♦ En aşina olduğum erkek yakarışı ve bir o kadar da haklı. Elbette kadını dinleyene kadar. O ise çözümlerin peşinde avare. Ama bu son olacaktı.

"Bakın sevişirken çok uyumlu bir çiftiz ta ki... Birbirimizi mutlu ediyoruz, tatmin de oluyoruz ancak bu normal değil, ben karımla gerçekten sevişmek istiyorum... Neyse sanırım onunla da konuşmak istersiniz, ben müsaade istemeliyim."

♦ Çıkmadan önce geri geldi ve yeniden oturdu, eklemek istediği önemli bir şey daha vardı. Tahmin ettiğim gibiydi, eksikler çabuk belli eder kendini.

"Son bir şey var doktor hanım, bunu bildiğimden Duygu’nun haberi yok ama size anlatmam gerek sanırım. Daha önce gittiği doktoru paylaşmıştı benimle konuyu, bir tanıdığımın eşiydi de... Bugüne kadar kimseye anlatmadığı bir şey yaşamış sanırım karım, üniversitede olmuş bir şeyler. Eski doktoru ne yaptıysa bir türlü anlattıramadı. Hipnoz önerdi ama o kadar gergindi ki hipnoz olmaya zar zor ikna olduysa da seans başarılı olmadı. Doktorun söylediğine göre anlatmadığı her neyse. Sizin hipnoz terapisti olarak da çalışmalar yaptığınızı biliyorum. Gerek duyarsanız faydalı olacağına inanırsanız yani çok iyi olur..."

İlker'e ne gerekirse yapacağımın sözünü verdim, bana güvenmesi gerekiyordu, çünkü buradan da eli boş dönerlerse hayatlarında umuda dair bir kırılma yaşayacaklarının son derece farkındaydım, bunu çok açıkça ifade edip söz vermekten de kaçınmadım.

Sıra Duygu’daydı. Duygu, içeri kırılgan girdi. İlker’le yalnız konuşmam onu tedirgin etmiş gibiydi. Kim bilir nasıl kötülemişti kocası onu, nasıl da anlatmıştı bıktığını… Vajinismusla tanışmak zorunda kalmış bütün kadınlar bunu düşünerek yaşıyorlardı.

"Gökçen hanım nereden başlayacağım bilmiyorum. O kadar çok doktorla aynı şeyleri konuştum ki sıkıldım biraz da aslında. Söyler misiniz bana! Dünyada onca kadın varken vajinismus neden geldi de beni buldu, benim suçum ne?"

♦ Hep söylerim ‘yalnız değilsiniz’ diye. Yine söyledim. Uzun uzadıya anlattım bu vakanın yaygınlığını. İri gözleri şaşkındı. Bense bilmem kaçıncı defa rahatlatmak üzere olduğum kadınlar adına yeniden üzgündüm. Ama umutluydum. Yine ve daima.

"Yıllarca kurduğum bir hayalim vardı, üniversite yıllarında arkadaşlarımın alay konusu bile oldum bu yüzden. Evlenmeden seks yapmama kararı alırken hata mı yapmıştım acaba bilemiyorum şimdi. Belki, belki o zamanlar arkadaşlarım gibi davransaydım, ne dersiniz böyle olmazdım belki de? Sahi neden, neden doktor kapalı bu kapı kocama! O kadar çok şey okudum ki bu konuda, gecelerce geçmişimi sorguladım bende buna neden olabilecek ne oldu acaba neyi atlıyorum diye. Yani acaba diyorum ama alakası yok, yok canım neyse."

"Bakın ben memur bir baba ve ev hanımı anne tarafından yetiştirildim. Babam ordudan emeklidir, biraz erkek çocuğu gibi büyüdüm ama kız olduğumu her zaman da hatırlattılar bana. Öyle etek giyip hanım hanımcık dolaşan genç kızlardan değildim, ne zaman etek giysem annem kapa şu bacaklarını sana etek giymeyi yasaklamak lazım derdi.  Üniversiteye gidene kadar okul formamdan nefret ederdim, sürekli eteğimin altına yaz kış tayt giydirirdi annem. Merdivenlerin duvar tarafından yürür oturup kalkmama dikkat etmek zorunda kalırdım. Pantolon giydiğimde ise tutmayın beni, düz duvara tırmanacak kadar aktif bir çocukluk ve genç kızlık dönemi geçirdim. Spor yaptım yıllarca, büyük de keyif aldım bundan sosyal bir yapım vardır. Erkek arkadaşlarım da oldu..."

"İlk öpücük anım geldi aklıma da"

Benime paylaşmak ister misin?

"Lise son sınıftaydım 2 aydır çıkıyorduk, İlker duymasın ama çok yakışıklı bir çocuktu. Okuldaki pek çok kız beğenirdi onu ama o beni seçmişti. Sinemaya gittik aslında her hafta sonu giderdik el ele film izler sohbet eder bana göre güzel vakit geçirirdik. Asla unutamam ‘Dirty Dancing’ filmin adı, hissettim bir tuhaflık olduğunu ve bir an da olup bitti öptü beni, ben de kahkahayı patlattım tutamadım kendimi neden yaptım bilmiyorum o anda kalkıp gitti yanımdan. Bir daha görüşmedik okulda dedikodu çıkarmış hakkımda, sonradan duydum tabi basit kız filan yapmadığım şey kalmadı, utanmasa sinemada verecek bana demiş. Düşünebiliyor musunuz bir kahkaha nelere mal oldu. Allah’tan babamın tayini çıktı o sene başka okula gittim lise sonda, sonra da üniversite işte."

♦ Duygu’nun sesi öyle hoş ki şimdi bir aşk filmini seslendirse sesi gişe yapar sanki. Onun sesiyle gidiyorum bu defa.

"Üniversite zordu. Dersler, yeni bir şehir ve de yurt hayatı derken 2 yıl erkek arkadaşım olmadı, olsun da istemedim. Güzel arkadaşlıklar dostluklar kurdum, notlarımı yüksek tuttum eğlendim de. Ta ki üçüncü sınıfa gidene kadar o yıl gerçekten âşık oldum. Kütüphanede tanıştık, sık sık görürdüm onu ders çalışırken, bir gün kalkıp yanıma geldi tanıştık. Saatlerce sohbet ettik zamanın nasıl geçtiğini fark edememişim, neredeyse yurda giriş saatini kaçıracaktım, o kadar zeki ve karizmatik biriydi ki, sayesinde birkaç kırık not bile aldım çünkü kafamı toparlayamıyordum. O zehir gibi olduğu için böyle bir derdi olmadı, biz kadınlar nedense hayatımıza bir erkek girdiğinde hayatımızı darmadağın ederiz, aptallaşırız. Toparladım sonra kendimi derslerime tekrar asıldım, notlarımı toparladım ilişkimiz bir düzene oturdu sohbetler duruldu yani bana göre iyi gidiyordu ama o’na bir haller oldu. Her görüştüğümüzde eve çıkmış arkadaşlara gitmek istiyordu, sinemaya ya da bir kafeye gitmek, arkadaşlarla birlikte eskiden yaptıklarımızı yapmak istemiyordu. Sonunda kaçacak bahane bulamayınca kabul ettim arkadaşının evine gitmeyi altı aydır birlikteydik ve ilk defa baş başa yani tamamıyla baş başa kaldığımız bir ortamdaydık. Aslında ne istediğini biliyordum ancak cinsellik hakkında hiç konuşmamış ve el ele olmak sarılmak dışında hiç yakınlaşmamıştık. Ben daha fazlasına gerek de duymuyordum zaten ama o başka şeyler istiyordu. Önceden hazırlık yapmış, yiyecek bir şeyler çiçekler hatta şarap bile, aslında romantik bir atmosferdi ama benim gerilmem için yetti de arttı. Derhal çektim karşıma ve bak dedim ben ilk ilişkimi evlenmeden yaşamayacağım bunu sadece eşimle yaparım haberin olsun, nasıl tuhaf bir ses tonuydu anlatamam, hala kulağımda çınlar. O an ne hissettiysem orada ne yaşadıysam hala net hatırlarım. Heyecandan titreyen bir ses aynı zamanda kendinden emin katı bir tavır hatta biraz erkeksi. Güldü bana kollarımdan tutup kendisine çekti, sımsıkı tutup gözlerimin içine baktı öpüşmeye başladık ne oldu anlamadım ama sanki saatler geçmiş gibiydi ya da zaman donmuştu. Sadece öpüştük yemeği yedik fazlaca konuşmadık ya da saçma sapan şeyler konuştuk demek daha doğru olur. Birlikte aynı koltuğu paylaşıp şarap içerek film izledik ertesi gün her zaman buluştuğumuz yere gelmedi, ne okul kafeteryasında ne de derslerine girmesi gereken sınıflarda görmedim onu. İlk defa oluyordu bu durum, aradım yurtta olduğunu hastalandığı için okula gitmediğini söyledi. Akşam yurttan çıkış yasağına yarım saat kala geldiğini haber verdiler güvenlikten, aşağı indim. Bana ‘canım ben bir erkeğim ve sana saygı duysam da benim bir cinsel hayatım var, prensiplerini değiştirmeyi düşünürsen seni seviyorum. Olduğu gibi ve sevişerek devam ederiz yoksa ya başkaları ile yatmama göz yumarsın ya da sen bilirsin ona göre’ dedi ve bir şey söylememe müsaade etmeden uzaklaşmaya başladı. ‘Bu gece ve hafta sonu düşün bunu. Acele etme cevabını pazartesi verirsin’ dedi. Nasıl yani dedim kendi kendime saat kaç, yurttan çıkıp peşinden gitsem saat geç oldu üstelik hafta sonu ailesini görmek için gidecekti, kalakaldım oracıkta. Pazartesi sabahı olmak bilmedi bir türlü."

♦ Böyle sürekli ve art arda yazdığımda nasıl da açık biri gibi duruyor Duygu. Oysa öylesine kesik kesik ve övünmek için söylemiyorum ‘sayemde’ anlatıyordu ki Duygu, zor açıklaması.

"Sırrını saklarım Duygu" dediğimde kapıya baktı, belli ki İlker duyar kaygısı taşıyordu. Bir sırrı olduğunu bilmeme şaşırmış görünüyordu.

"İlker bunu bilmiyor asla da bilmemeli doktor. Ben pazartesi sabahı o’nun elini tutup arkadaşının evinin anahtarı hala sende mi dedim. Gözlerinin içine bakarak, şaşkınlığını görmeliydiniz. Evden içeri girdik arkadaşını nasıl sepetlediği ayrı bir konu, hem utanmış hem de gülmüştüm mahcup bir halde. Baş başa kaldığımızda her şey tuhaflaşmaya başladı, heyecan ve korkuyla karışık bir duygu içerisindeydim. Âşıktım ve onu kaybetmek istemiyordum, bedeli buysa öderim, ilk o olacak dedim sürekli kendime. Bir saat süren sevişmenin sonunda ağlamaya ve yapamayacağımı söylemeye başladım, içimde utanma ve korku ile karışmış bir duygu denizi kabardı. O odanın içinde sanki annem ve babam bana bize bakıyor ve… çıplaklığım, onun çıplaklığı tanrım mahremiyetim, utandım doktor çok utandım.  Saatlerce sohbet ettiğim o kibar, karizmatik hoş adam verdiğim tepki karşısında bir pisliğe dönüştü önce ‘saçmalama aşkım bak çok güzel olacak hadi naz yapıyorsun, istersen bir şeyler iç gevşersin’ dedi. Sonra zorlayacak gibi oldu ve ben tokadı patlatınca vazgeçti. Her şey topu topu bir saat içinde olup bitti, bir daha görüşmedik,  erkek arkadaş geçmişimde o gün son buldu tabiî ki İlker ile tanışana kadar. Ama onu da kaybediyorum doktor, ellerimin arasından kayıp gidiyor."

Ağlamaya başladığında seansı kestim, Duygu’nun adı gibi büyük bir duygu yükü ve gerilerde bir yerlerde yıllarca biriktirdiği kendisinin farkında olmadığı şeyler vardı. Anlattıklarının bu kadarında bile içten içe verdiği mücadele anlaşılıyordu. Bana zor gelmemişti, ama onun nasıl zorlandığını görmek de zor olmamıştı.

♦ Evliliğinin bütünlüğünü kuramadığını düşünmek, bu bütünlüğü cinselliğe yüklemek her çifti yorar. Bütünleştirir tamamlar insanları yokluğunda başka sorunlara gebe kalır ilişki. Sevgiyi kelimelerle anlatmanın bittiği yerde susar konuşur iki insanın bedeni.

Duygu’da suçlulukla karışık bir kırgınlık vardı, söz etmiyordu ama hiç kırgınlığından. İlker’in onu yeterince anlamadığını düşünüyordu da zaten kabahatli olduğunu düşündüğünden bunu dile getirecek yüzü bulamıyordu kendinden. Duygu’nun kilidi yalnızca eski ilişkileri değildi. Ailesinin de işleri kolaylaştırmadığını seziyordum ve sonunda eteğindeki taşların geri kalanını da döktürecektim. Ailesi, onun yaralı yeriydi. O bilmiyordu ama öğrenecekti.

"Ailem.. Bahsedeyim, sıradan bir aile ama biraz daha katı, söyledim size.  Babam emekli olduktan sonra Ayvalık’ta yaşamaya başladılar, her yaz onların yanına giderdim üniversite yıllarında. Sonra yazları staj yapmam gerekti, bir daha gitmedim. Büyüdükçe hala çocuk muamelesi görmek çok da kolay katlanılır bir duygu değil. Hele ki benimkilerin gözünde insan kolay kolay büyümüyor. Annem eskiden en yakın arkadaşım gibiydi, babam kural koyan disiplinli daha katı annem de arayı yapan kişi. Söylediğim gibi bir türlü oturup kalkmasını beceremediğim, şu eteği giydiğimde saçmaladığım için kızardı annem bana. Onun dışında iyiydik yani. Severim ailemi, hangi çocuk sevmez ki, o kadar emekleri var üzerimde haklarını yiyemem. Sadece bu ara biraz uzağız."

♦ Annene anlatmak ister miydin başına gelenleri, sana bir fırsat verseydi mesela? Diye sorduğumda beklediğim tepkiyi almıştım tam da. Ailesinde hırsla bağlı olduğu biri vardı, konuşurken boynundaki damarın attığını görüyordum, ailesi onun için anlatması zevk veren bir şey değildi.

Duygu avazı çıktığı kadar bağırınca İlker’in bir hışım içeri girdiğini ve onu almaya çalıştığını söylemeliyim. Onu her şeyin yolunda olduğuna ikna etmem beklediğimden kısa sürdü. Sanırım İlker de bir patlama bekliyordu, neden beklediğini bilmeden.

♦ Yazlığa ziyaretlerine gelen kuzenine alkolün etkisiyle başından geçeni anlatınca kulak misafiri olmuştu annesi ve o gece, devlet hastanesinde bekaret kontrolüyle sona ermişti. Bir anneyi kötü hatırlamak için büyük bir neden vardı ortada, bir kız çocuğu içinse güvende hissedememenin en yalın özeti.

Paylaşmak acıları hafifletmeli iyileştirmeli insanı. Kangren yapıp kesmemeli ruhumuzun en saf uzuvlarını.

Duygu hata yapmadığı halde yargılanmış ve haksız yere infaz edilmiş küçük bir çocuk saklıyordu içinde. Birlikte tuttuk o çocuğun elinden ve korkmaması gerektiğini anlattık. Bilinçaltının derinlerinde kendine bile itiraf etmediği öfkesini dışarı çıkardık, kurtuldu o duyguyu saklamanın yükünden.

Yüzleştiler. Duygu, yaşananların geçmişte kaldığını ve yükten kurtulmasının yarını taşımasında nasıl bir kolaylık sağlayacağını idrak ettiğinde İlker’le paylaştı her şeyi.

♦ İlker’le bu paylaşımın öncesinde Duygu’nun değerinin üzerinden geçmiştik. Bir süredir yataklarındaki sorunlar nedeniyle üzerini örttüğü kalbine bağlanarak. Aşk, yerli yerindeydi. Parlatmıştık ama biraz. Epey mi demeliydim…

Bebek bekliyorlar. Siz bu satırları okuduğunuzda biz o mücadeleci bebeği kucağımıza almış olacağız. Ben doğurtmuş olursam ne ala… Adı Deren olacak, Derin’imden bir harf farkla. Ve bir de küçük bir uzantıyla tabi bacaklarının arasında.

♦ ♦ ♦
VAJİNİSMUS TEDAVİSİ
♦ ♦ ♦
OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞANDiva KadınOp. Dr. Gökçen Erdoğan
0312 417 17880506 596 0396