Diva KadınOP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN0312 417 1788MENÜ

HPV, SİĞİL, RAHİM AĞZI KANSERİ

Hastalarımın, Doktor Hanım!! genital bölgemde elime bir şeyler geliyor, aynayla baktım tam göremedim ama küçük küçük kabartılar var dediklerini duyar gibi oluyorum. Yaklaşık her 10 kişiden 1’inde HPV vardır.

Muayene ediyorum maalesef sinsi, sessiz ama derinden ilerleyen, sevilmeyen, istenmeyen human papilloma virüsün (HPV) yaptıkları ortada.

HPV cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında en sık karşılaşılanlardan biridir. Yani cinsel olarak aktif olan herkeste rastlanabilir. WHO ( Dünya Sağlık Örgütü) verilerine göre yaklaşık her 10 kişiden 1’inde HPV vardır.

İşte genital siğil, kadında da erkekte de olabilen cins ayrımı yapmayan genital bölgede HPV’nin sebep olduğu pembe-kırmızı-kahverengi deri renginde olabilen yumuşak kabarık kondülom denilen yapılardır. Sadece bir bölgede olabileceği gibi birkaç bölgede de görülebilen bu yapılar çok küçükten büyüğe doğru geniş yelpazelidir. Hatta karnıbahar gibi çoğalıp genital bölgenin pürüzsüz ve düz yapısını değiştirip şekil itibariyle inanılmaz bir dev kitle görünümüne sebebiyet verebilirler. Kadınlarda dış genital sistem dediğimiz vulva, vajina veya makat bölgesinin etrafında karşımıza çıkarken erkeklerde peniste, makat bölgesinde ve keselerin üzerinde de rastlanabilir.

Bu virus öyle bir virüstür ki!! tek isteği nasıl olursa olsun vücuda girmektir. Bir kez vücuda girdiğinde hücrelerin içine yerleşir hücrelerin genetik yapısını etkiler ve uzun yıllar boyunca sessiz kalabilir ya da zaman zaman ortaya çıkar.

Genellikle HPV taşıyan kişiyle cinsel ilişkiye girildiğinde bulaşır. Enfekte bölgenin (penis gibi) mukozalara ya da nemli bölgelere (ağız, anal bölge, vulvavajinal bölge gibi),temasıyla olur, ama virüs, ilişki sırasında ciltteki yarık, yırtık ve sıyrıklarla temas yolu ile de bulaşabilir. Kadınlarda vajinanın dışarıya açık olması nedeniyle virus erkekten kadına daha kolay bulaşır.

HPV Kimlerde Sık Karşılaşılır ?

  • Cinsel partneri çok olanlar
  • Hayat kadınları
  • Önceden çok kişi ile ilişkiye girmiş olanlar
  • Partneri birden fazla kişi ile birlikte olmuş olanlar
  • 20-35 yaş
  • Erken yaşta cinsel ilişki yaşamaya başlayanlar

Virüs insan vücudunda aylarca bekleme dönemi yaşayabilir. İmmün direnci yüksek olanların bağışıklık sistemi bazen bu virüsü etkisizleştirebilir. Hatta erkeklerde ve kadınlarda hiç belirti vermeden geçirilebilirken belirtisiz dönem erkeklerde daha sıktır. Eğer lezyon oluşursa vücudun direncine bağlı olarak genital bölgede (vulva, vajen, rahimağzı, anal bölge) ya da oral seks yapan kişilerde ağız mukozasında değişik sayıda, büyüklükte ve değişik görünümde olabilir.

Sonuçta virüs vücuda alınır vücutta belirti verir ya da vermez ama virus bulaşabilir ya da bulaştırılabilir. Bu yüzden dikkat edilmelidir.

Gebelikte de immun dirençle ve hormonal değişimlerle bağlantılı olarak bu virus hızlı ilerler. Hatta genital bölgede o kadar büyük lezyonlar olabilir ki kanamaya veya doğum kanalının kapanmasına neden olabilir. Bu yüzden hastaya normal doğum yapamadığı için sezaryen planlanır. Az bir ihtimalle de olsa virus bebeğe geçebilir. Doğum esnasında kanaldan geçen bebeğe virus bulaşırsa ses tellerinde küçük küçük papillom denilen kitleler oluşabilir.

Hastalar genital bölgemde elime birşeyler geliyor diyerek doktora gelebilir diğer grup hasta bunu farketmemiştir ama jinekolojik muayene esnasında doktor lezyonları farkeder ya da alınan pap-smear sonucu HPV enfeksiyonuna özgü hücresel değişiklikler görülür ve sonuç HPV enfeksiyonu ya da koilositoz olarak gelir.

HPV virüsünün 70’e yakın tipi saptanmıştır. Bazı tipleri, herkesin bildiği el ve ayaklarda görülen siğiller, diğer tipler ise genital sistemde rastlananlardır.(cinsel organlarda vajinada rahim ağzında, anal bölgede ve idrar yolu etrafında ). Bu virus hücreye girdiğinde normal hücrelerin kontrolsüzce çoğalmalarına neden olabilir. Bu özelliğin taşınması da kanser oluşumunu tetikler Ancak bu virüs içinde bazı HPV türleri kansere yol açabilir. Her genital siğil kansere dönüşecek değildir fakat bu konuda dikkatli davranılmalı ve doktora başvurarak erkenden önlem alınmalıdır. HPV’nin bazı tipleri, rahim ağzı kanseri, vagina ve vulva kanserlerinin riskini artırmaktadır. Virüsün bazı tipleri ise anal kansere yol açabilir. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneğinin verilerine göre HPV, Servikal Kanserler’in yaklaşık %100’ünden, anal kanserlerin %83-%95’inden, vajinal kanserlerin %60-%65’inden ve penis kanseri olgularının %30-%42’sinden sorumludur. HPV tip 16 ve 18 servikal kanserlerin yaklaşık %70’inden (ABD ve AB’de %84’ünden) sorumludur. HPV tip 6 ve 11 genital siğillerin %90’ından, CIN1’lerin (evre 1 prekanseröz lezyon) yaklaşık %20’sinden ve RRP (Rekürren Respiratuar Papillamatozis) olgularının %100’ünden sorumludur. Servikal Kanser Avrupa’da 15-44 yaş kadınlarda en sık görülen ikinci kanser türüdür. Meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen kaybedilen yaşam yılı olarak bakıldığında servikal kanser meme kanserinin de önüne geçer.

Evet bu kadar önemli olup, erken yakalanma ihtimali olan ve tedbir alınabilen bu kanser karşısında biz de elimiz kolumuz bağlı oturamayız.

Rahim ağzı kanserine yakalanmamak ya da yakalanmış olsa da bunu erken tanımak için bu virüsün ve yaptığı enfeksiyonların bilinmesi, tanı konulması, önlenmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu yüzden bu virüsle ve yaptıklarıyla ilgili herhangi bir şüphe duyulduğunda dahi muhakkak bir doktordan yardım alınmalıdır. HPV nin yapmış olduğu lezyonlar tipiktir. Tanı konulması kolaydır. Kadınların zaten düzenli olarak senede bir jinekolojik muayene olması ve smear aldırması gerekmektedir, Bu muayene esnasında doktorunuz eğer bu virüse ait bir lezyon saptarsa ya da şüphe duyarsa bir ileri aşama ışıklı mikroskop denilen kolposkopi yardımıyla o bölgeyi inceleyip gerekli gördüğü yerlerden biyopsi alacak ve materyali patolojiye gönderecek ve HPV ‘nin tipi tayin edilecektir.

İleride daha ciddi problemlere yol açmaması için HPV ‘ye dikkat edilmeli ve önlem alınması gerekmektedir. Eğer vücütta siğil varsa bulaştırıcılığı ve yayılması çok yüksektir. Bu yüzden bir an önce bunun tedavisi yapılmalıdır. Tedavi ilaç tedavisi olabildiği gibi cerrahi olarak lezyonların çıkarılması, yakılması ya da dondurulması olabilir. Bu tedavi çeşitliği siğillerin büyüklüğü, yeri ve sayısı ile değişir. Doktorunuz bunun kararını verir ve uygular. Verilen tedavi virüsü öldürmez. Siğiller ortadan kaldırılır ve dolayısıyla yayılım ve bulaştırıcılık ortadan kalkmış ya da en aza indirilmiş olur. Siğiller ortadan kalktıktan sonra nüks görülebilir. Hayatı boyunca bir daha siğil çıkarmayan hasta grubu olduğu gibi immün direnci düştüğünde sürekli nüks eden hasta grubuna da rastlanmaktadır. Bu çeşitliliğin sebebi bağışıklık sistemi ve virüsün tipi olduğu söylenmektedir.

Sonuçta ne yaparsak yapalım bu virüsün bulaştırıcılığı o kadar yüksektir ki ilişkide kondom (prezarvatif) kullanılması bile enfeksiyondan korumayabilir. Aslında prezervatif sadece siğillerin değil cinsel yolla bulaşan AIDS dahil olmak üzere pekçok hastalığa karşı koruma sağlar. Cinsel temas sırasında erkek genital bölgesinin prezervatifle kapanmayan bölgelerinden virüs kadına bulaşabilir. Kısaca bu lezyonlara sahip biriyle ilişkiye girilecekse de çok dikkatli olunmalı ya da cinsel ilişkiye girilmemelidir. Bir diğer dikkat edilmesi gereken birden fazla sayıda partner ile birlikte olmamak ve partnerimizi seçerken dikkat etmektir.

Gün geçtikçe bu şikayetlerle başvuran hem kadın hem de erkek sayısı ya da smear sonucunda HPV görülmesi malesef üzülerek söylüyorum artmaktadır. Önemli olan bu hastalığa yakalandıktan sonra tedavi olmak değil yakalanmamak için tedbir almaktır. Virüs kolay girer zor çıkar ya da çıkmaz. Bu yüzden tüm insanların bu virüsü yakından tanıması, vücudunun herhangi bir yerinde bu virüsle ilgili lezyonlardan şüphelenirse beklemeden doktora başvurması gerekmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri Aşısı (HPV Aşısı)

Türkiye de Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatı olan iki farklı HPV aşısı bulunmaktadır. Bunlar Gardasil ve Cervarix’tir.

Türj Jinekoloji ve Obstetri Derneği (TJOD) nin de açıkladığı üzere;

Gardasil: HPV tip 6,11,16 ve 18’e bağlı aşağıdaki hastalıkların önlenmesi için endikedir:

  • Servikal kanser,
  • Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) evre 2 ve 3,
  • Genital siğiller (kondiloma akuminata),
  • Servikal adenokarsinoma in situ (AIS),
  • Vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) evre 2 ve 3,
  • Vajinal intraepitelyal neoplazi (VaIN) evre 2 ve 3,
  • Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) evre 1,
  • Cervarix: HPV tip 16 ve 18’e bağlı aşağıdaki hastalıkların önlenmesi için endikedir,
  • Servikal kanser,
  • Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) evre 2 ve 3.

Eylül 2008’de TJOD’nin HPV aşısı hakkında görüş ve önerileri aşağıdaki gibidir.

9-13 yaş arası kız çocuklarında HPV’ye karşı rutin aşılama önerilir. İdeal olarak maksimum yararlanım için aşı HPV ile muhtemel karşılaşmadan önce uygulanmalıdır. Daha önce aşılanmamış 13 yaş üzeri adolesan kızların ve kadınların aşılanması önerilir. Servikal kanser tarama testleri (pap test) aşılanmadan bağımsız olarak uygulanmaya devam edilmelidir.

Sonuç itibariyle böyle bir virus vardır. Bundan korunmanın yolları, alındıktan sonra tedavileri ya da sebep olduğu kanserlerden koruyucu aşılar hakkında bilgi sahibi olunmalı, şüphe duyulduğunda hemen doktora başvurulmalıdır. Amaç tedavi olmak değil virüsü çok girmek isteyip genellikle başarılı olduğu vücudumuza sokmamaktır.

 

  • Rahim Hastalıkları

    Rahim; Mesaneyle rektumun arasında ve döl yatağının üst kısmında yer alan organdır. Rahim hastalıkları kadınların en çok sorun yaşadığı kadın hastalıklarından biridir. Bazı rahim hastalıklarını, ilaç tedavileri ile kolay çözebilsek de, bazıları ise, kadınların hayatını tehlikeye sokabilecek durumlara sebebiyet verebilir. Rahim hastalıklarında en önemli etken erken teşhis olup, en kötü hastalık dahi olsa erken teşhisle tedavi altına alınır ve üstesinden gelinebilir.  Bu durumda kişilerin bu konularda sorumluluk sahibi olmalarında fayda vardır. Rahimde meydana gelen hastalıkları iyi huylu tümörler, rahim kanseri ve anormal rahim kanamaları vs. olarak sıralayabiliriz.

    Rahim kanseri

    Rahim kanseri, rahim hastalıkları arasında en tehlikeli olanı ve müdahale edilmediği takdirde kadınlarda ölümcül sonuçlara sebebiyet verebilen hastalıktır. Endometrium kanseri olarak da adlandırdığımız bu kanser türü özellikle 50 yaş üzeri kadınlarda görülmektedir. Rahim kanserinin en önemli belirtileri arasında, vajina bölgesinde lekelenmeler ya da devamlı kesilmeyen kanamalar, menopoza girmemiş kişilerde, adet haricinde oluşan kanamaları ve sulu akıntı gelmesi olarak sıralayabiliriz. Ultrason ilk başvurulan yöntemidir. Kesin teşhis için yapılan biyopsi ile, patolojik incelemeler sonucunda, kanserli hücreler tespit edilebilir. Tedavisi açısından cerrahi, radyoterapi, kemoterapi uygulanmakta olup, sonrasında kadınlar sıkı takibe alınmalıdır. Yapılan pap smear testi özellikle rahim ağzı kanserlerinin %50 sine pozitif sonuç verebilmektedir. Ayrıca, rahim hastalıkları arasında yer alan rahim kanseri, kadınların %90’nında bebek oluşumunu da engelleyen bir hastalıktır. Erken teşhis ve tedavi imkânları sayesinde ve özellikle insan sağlığını etkileyen fiziksel aktiviteler ve sağlıklı beslenme ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

    Rahim ağzı enfeksiyonu

    Rahim ağzı enfeksiyonu problemlerinin en büyük nedeni cinsel yolla bulaşan bakteriler olup, bu bakteriler rahim ağzında birikerek çok hızlı bir şekilde çoğalırlar. Özellikle, farklı renkte ve keskin kokuda oluşan akıntılar sayesinde kendini gösteren rahim hastalığıdır. Bu hastalıklar kadınların yüzde kırkına yakın bir kısmında görülen bir durumdur. Rahim ağzı enfeksiyonlarından korunmak için kişilerin prezervatif kullanmaları enfeksiyona yakalanmama açısından önemlidir. Diğer taraftan, vajinaya temas halinde olan yabancı maddeler ve krem ya da diğer maddeler bu tür enfeksiyonlara sebebiyet verebilir. Genelde, akıntı şikâyeti ile başvuran kişilerin yapılan pap smear testi ve kan testleri sonuçlarına göre enfeksiyonları tespit edilebilir. Tedavi aşamasında ise, verilen ilaçlar birkaç ay sonra ortadan kalkmaktadır.

    Rahimde miyomlar ve polipler

    Miyomlar kadınlarda oldukça çok sık görülen iyi huylu büyümelerdir. Rahimin dış yüzeyi, ortadaki kas tabakası veya iç tabakasına yerleşebilirler. Özellikle, 35 yaş üzeri her dört kadından birinde görülebilir. Hızlı bir şekilde veya yıllar boyunca yavaş yavaş büyüyebilirler ve değişik büyüklükte çok sayıda olabilirler. Belirtileri arasında, fazla kanamalar, uzun veya daha sık adet görmeler, adet dışı kanamalar, karın krampları, kansızlık, karın bölgesinde ve ilişki sırasında ağrılar, idrar yapmada zorluk ya da sık idrara çıkma, kabızlık gibi birçok nedeni olabilir. Eğer miyom ilaç tedavisine cevap vermiyor ve küçülmüyorsa kesin tedavisi cerrahi işlemdir.

    Polip ise, rahim içerisine yerleşen ve adet kanamasının fazla olmasına neden olabilen et parçası olarak adlandırdığımız bir yapıdadır. Genelde, jinekolojik muayenelerde ortaya çıkmaktadır. Polipler iyi huyludur ve çok büyük problemlere yol açmadan kendiliğinden iyileşme gösterirler. Yalnız kötü huylu olan polipler ve miyomlar sürekli olarak rahim içerisinde kanamalara ve ağrılara neden olabilir. Bu yüzden, polipler cerrahi müdahale ile alınarak patolojide incelenir. Sonucunda, tam iyeleşme sağlandıktan sonra başka bir tedavi de önerilmez ve kişilerin düzenli olarak doktor kontrolünde olmaları sağlanır.

    Rahim sarkması

    Rahim sarkması rahimi yerinde tutan kas ve bağların zayıflaması ve gerilmesiyle oluşabilir. Normal bulunması gereken yerden vajinaya doğru sarkar. Bazen bu durum dışarıdan görünecek kadar olabilir. Özellikle sık doğum yapan kadınlar ile yaşlılarda daha fazla görülür. Ancak hiç doğum yapmamış kişilerde de görülebilir. Bazen de genetik olabilir. Fazla kilolu insanlar, kronik öksürük yakınması olanlar ve ağır yük kaldıranlarda daha şiddetli olarak görülebilir. Sırtın ve karnın alt kısımlarında ve cinsel ilişki esnasında da ağrınız olabilir. Uzun süre ayakta kaldığınızda yakınmalarınız artabilir. Bu problemler sonucunda; öksürürken, hapşırırken ve gülerken idrarınızı kaçırabilirsiniz. Jinekolojik muayene ile, doktorunuz tanıyı kolayca kayacaktır. Tedavi aşamasında cerrahi işlem uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra beslenmenize dikkat ederek çeşitli egzersizlerle ve fazla kilolardan kurtulmak tedavinizde büyük kolaylık sağlayacaktır.

    Endometriozis (Çikolata Kisti)

    Rahmin iç dokusu bazen olması gerektiği yerden vücudun başka bir yerinde büyür. Buna Endometriozis adı verilir ve kesin tedavisi yoktur. Endometriozisin temel belirtisi kasık ağrısı ile başlar. Anormal adet kanamaları, cinsel ilişki sırasındaki yaşanan ağrılar, ağrılı barsak hareketleri, ishal ve idrar yaparken oluşan ağrılar belirtiler arasında sayılır. Genellikle, kesin tanı koyabilmek için doktorunuz size laparoskopi önerebilir. Ancak, bazen açık ameliyatlar da gerekebilir. Bunun için hangi yöntemin iyi olduğunu doktorunuz karar verecektir. Hiçbir tedavi şekli, hastalığın %100 iyileşmesini sağlamaz. Endometriozisi önleyecek veya tam tedavisini sağlayacak bir çözüm yolu yoktur. Sadece tedaviler şikayetlerinizi rahatlamaya yöneliktir.

SORULARINIZI CEVAPLIYORUM
  • T
    T.b.24.04.2018

    Rahimağzı kanserine yakalandığımızı smear yaptırarak anlayabilirmiyim ?

    OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN

    Rahim ağzı ve rahim kanserleri maalesef son dönemlerde daha da arttı. Hastalarımıza bunun için ne yapabiliriz diye hep bilgi veriririz ki zaten sizde bunun farkında olup smear testini yaptırmak istiyorsunuz.

SORU SOR
OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞANDiva KadınOp. Dr. Gökçen Erdoğan
0312 417 17880506 596 0396