Diva KadınOP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN0312 417 1788MENÜ

BLOG

Siz Hangi Örgüte Üyesiniz

Siz Hangi Örgüte Üyesiniz

Size biraz elmalardan, armutlardan, ayvalardan ve bilumum meyvelerden söz edeceğim. Ayın teması kabzımalları anlamak değil,hayır. Anaları anlamak. Analar arasındaki kıyasa artık bir son verilmesi amacıyla bu sayıyı toplumun iflah olmaz hadsizlerine ve iyi niyetli de olsa can sıkıcılarına ayırdım. Lohusalığın verdiği yetkiye dayanarak sizi paralamaları an meselesi. Dolayısıyla ben vakitlice uyarmak isterim.

Siz doğum yapmış bütün kadınları, aynı an aynı derecede donanıyor sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz zira annelik her zaman herkese doğum anında vahiyle iner gibi inmiyor. Birden tarifsiz ve tozpembe bir rüyaya dalmıyor kadınlar. Muhakkak dalanları da var ama bu mecburi değil. Çoğu zaman, müthiş korkutucu ve tedirgin edici bir belirsizlik, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilmenin ağırlığı ve bir yandan sahip olunan şeyin muhtaçlığını görüp bir süper kahramana dönüşme isteği; bütün bunlar ve daha fazlası birbirine giriyor. Her şey eskisinden daha güzel oluyor mu, elbette zamanla oluyor. Ama en başta her şey eskisinden zor oluyor.

Uykusuzluk, yorgunluk, yetmeme kaygısı, yalnızlık ve anlaşılmama hissi ve omuzlara birden yüklenen dünyanın en büyük sorumluluğu. Sahiden bu şartlar altında dünyanın bir anda tozpembe görünmesi olasılığı bu kadar kuvvetli olabilir mi? Erkek anaları şimdi içlerinden “bebe mavi” diye düzeltiyorlar, ben malımı bilirim. Hayır hiçbir şey, sizin sandığınız kadar kolay ve birden olmuyor. Müsaade ederseniz anneler ve evlatları, birbirlerine zamanla alışıyorlar. Ve herkes iyi birer anne oluyor. Yani sizin birine bronz, birine gümüş, birine altın madalya vermeniz, en iyi ihtimalle hadsizliğinizden.

Gelelim meyvelere. Türkiye’de ve eminim ki dünyada kadınların her biri farklı şartlar altında yaşıyor, çeşitli benzerliklerine rağmen her şeyden önce duygu durumları farklı. Birinin çocuğu bakıcıyla büyüyor, birinin annesi yardımcı oluyor, birisi babasız yapayalnız büyütüyor, birisi kendi isteğiyle kendisi bakıyor, birisi mecburiyetten çalışıyor sadece haftasonları görüyor….biri kötü  anılara sahip olduğu normal bir doğum yapmış oluyor, biri ertesi gün dipçik gibi hissettiği bir sezaryen; bir diğeri prematüre bebeğini günler sonra koklayabilmiş oluyor, birisi hormonlarının etkisiyle ilk an görmek bile istememiş…. O kadar sayısız çeşitte anne var ki buralara sığdıramam. En basit ayırımıyla biri zengin biri fakir, biri genç biri orta yaş, biri donanımlı biri cahil…. Evet hepsi gerçek ve hiçbiri ayıp değil. Ve siz sorarım şimdi size; ilk okulda öğretmediler mi size; elmalarla armutlar toplanmaz, ayvalardan portakallar çıkarılmaz, muzları çileklere bölen taş olur. Siz bunu bilmiyor musunuz?

Üzerinize nereden vazife, bilinmez; birini peynirini evde yapmamakla suçluyorsunuz, bir diğerini çocuğunu yabancıya teslim etmekle. Birini çocuğuyla dip dibe yaşamakla suçluyorsunuz, bir diğerini fazla pimpirikli olmakla. Birini bebeğine bakması gerekirken saçını başını yapmakla, bir diğerini kocasını elden kaçıracak kadar salmakla. Devam sütü veren de ağınıza düşüyor, makarna yediren de. Emzirenin memesi sarkmış, emzirmeyenin canı kolaylık çekmiş; baya eminsiniz. Yaa siz hangi örgütün üyelerisiniz, bu organize çileden çıkarıcılığın altında kimin imzası var?

Sokakta gördüğünüz bebenin anasına yanaşıp “gözüne güneş geliyor, haberiniz olsun bence” diyorsunuz. Sosyal medyada fotoğraf paylaşan anaya yorum bırakıyorsunuz “yalnız ayaklar çıplak olursa tabii hasta olur”. Bakın bu sondaki insaflıca bir yorum mesela, zira buna genelde “hasta ettin çocuğu” şeklinde rastlanıyor. Evde oturanı da beğenmiyorsunuz, çocuğunu kendine uydurup sokağa çıkanı da. Zenginin alabildiği kitabı fakire tavsiye ediyorsunuz “ama en iyisi bu” diye. Bakıcılarla ilgili korkunç hikayeleri cebinize koyup gidiyorsunuz altın günlerinize.  Ya da babaanneye gazı veriyorsunuz “gelinin ayağını öpse yeridir, yaranabilsen bari”. Vallahi anlamak için soruyorum; size soran oluyor mu? Uzmanlık alanınız nedir sizin? Matematikten anlamadığınızı gördük. Alınmayın ama sosyal bilgilerde ve psikolojide de iyi değilsiniz.

Bütün anaları, şartlarını bilmeksizin kıyasladığınız yetmiyormuş gibi bütün bebeleri aynı tornadan çıkmış sanıyorsunuz. “Filancanın çocuğu çok güzel uyuyor, uyku eğitimi veremedin mi?” Çocuğun çıkan diş sayısını kıyaslayanı gördü bu gözler, hatta uzayan saçını. Bir şey isterken ağlayanın anası beceriksiz ve yetersiz, koyduğun yerde sessiz oturanın anası evlere şenlik. Yok hanımlar yok, o işler öyle değil. Ne acı değil mi? Kadınların kadına zulmünde baş rol kadınlarda. Ve üstelik bir dönem eminim ki başlarına gelmişken. Görüyorsunuz şiddet tecrübelerle de öğrenilen bir şey.

Toplumsal vakaları bu işin dışında bırakıyor ve elbette sağdaki soldaki tüm çocuklardan haberdar olmanın, onların insanca yaşadığından emin olmak için göz kulak olmanın, daha doğrusu bu konuda radarlarımızın açık olmasının gerekliliğinin yanı sıra; her bebe kendi anasının, her ana kendi bebesinin. Dış Kapının Mandalları Cemiyeti olarak duracağımız yeri bilelim.  Akrabalar şimdi kendilerini bu cemiyetin dışında saydıkları için her halta karışma ve iyi niyet kılığına girmiş iğnelemeler yapma konusunda vize aldıklarını sanabilirler. Ama kimse kusura bakmasın akrabanın akrep olduğunu söyleyenler de atalarımız. Lohusalıkta buna hak vermeyen görmedim, sonra biraz biraz geçiyor gibi ama yine de her an topun ağzındasınız.

Güldük eğlendik (inşallah utanmayla ve pişmanlıkla karışık bir eğlence olmuştur, boğazınıza durmuştur  biraz) şimdi herkes anaya attırmaya yemin ettiği havluyu kolunun altına sıkıştırsın, biraz daha ötede güneşlenmek üzere havlusunu bir süreliğine uzağa sersin. Analar pes etmez, yorabilirsiniz, bıktırabilirsiniz ama bebeleri söz konusu olursa hiç ummadığınız anda panterleşebilirler. Sonra ağzınızın payını alınca darılmaca gücenmece olmasın.

Bu örgüt işlerinden vazgeçin.

OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞANDiva KadınOp. Dr. Gökçen Erdoğan
0312 417 17880506 596 0396