Diva KadınOP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN0312 417 1788MENÜ

BLOG

Mutluluk

Mutluluk

Mutluluk diye bir şey var mı yoksa aslolan mutlu anlar mı?

Salt mutluluğa ya da kesintisiz mutluluğa inanmıyorum. Mutluluk dediğimiz şey demutlu anların izinin hala durduğu diğer anlar aslında. Ve bu mutluluğu inkar eden bir bakış açısı değil. Aksine mutluluğun, en olmadığını düşündüğünüz yerlerde de olabileceğini, fakat bazen uzun zamana yayılabiliyorken bazen yalnızca anda kaldığını anlatıyor.

♦ Mutluluk, sahip olmakla mümkün olan bir şey evet ama ihtiyaçtan çok fazlasına sahip olunca aşırı mutlu oluyorsun diye bir şey yok. Aksine amaçsız, hayalsiz kalmak bir süre sonra insanı doyumsuz kılıyor ve arayışa sokuyor. Bazı çok ünlü ya da çok zenginlerin farklı cinsel yönelimleri denemesinin, sıradan insanlara ilgi duymasının, bir şeyler çalmasının, adi suçlara karışmasının vs nedeni de bu.

İnsan,sonsuz bir mutluluk değil, onun yerine kendisini hissedebileceği, var olduğunu, yaşadığını ve hareket edebildiğini hissedebileceği mutlu anlar istiyor aslında. Mutsuzluğun içinde yeşeren mutlu anları seviyor, iliklerine kadar hissediyor çünkü. Mutsuzluk, mutluluğun değerinin anlaşılmasına neden olan şey çünkü. Etrafınızda mutlu insanlar istersiniz evet çünkü enerjilerinin sizi dibe çekmesini istemezsiniz. Ama aynı zamanda size kendi şansınızı ve mutluluğunuzu hissettirecek ufak defoları, dertleri, mutsuzlukları da olmasını istersiniz.

Bu demek değil ki insanlar mutsuzluğu da seviyor. Evet hatta mutsuzluğu tutkuyla sevenler de var ama konumuz bu değil. İnsanlar ani mutluluklardan daha büyük haz alıyor. Çünkü süregelen ve hep var olan mutluluk, huzur veriyor ancak insan, heyecana da ihtiyaç duyan bir varlık.

♦ Mutluluk, cenazede bile vardır. Siz onu fark edersiniz ya da etmezsiniz. Örneğin inançlı biriyseniz dua sırasında, kaybettiğiniz insanın cennete gitme ihtimalini düşünmek sizi mutlu kılar. Ya da kendisinden önce vefat eden bir yakınına kavuşma ihtimali. Ya da cenaze vesilesiyle uzun zamandır görmediğiniz insanları görme mutluluğu. Ve daha acısı hala hayatta olmanızın verdiği mutluluk. Daha acısı dememe bakmayın, yanlış anlaşılma olasılığını hesaba katarak söyledim bunu. Zira buna sevinmek de insani. Zaten ölümlere üzülmek, ölenden ziyade geride kalanlar için üzülmektir aslında daha çok. Yakınlar onsuz ne yaparım diye ağlarlar, ya da arkada bıraktıklarına yanarlar. Bu, ölene üzülünmediği anlamına gelmesin. Ancak insanlar aslında içten içe kendi kayıplarına üzülüyorlar. Dolayısıyla gizli saklı mutluluklar var cenazede bile. Ölenin çok yakını olabilmiş olma mutluluğu, son konuşmada güzel şeyler söylemiş olma mutluluğu, cenazeye yetişebilmiş olma mutluluğu. Bakın bunlar da birer mutlu andır aslında ve gamın kederin içinde de olsa mevcutturlar.

♦ Mutluluğun bitimsiz olmasına tahammül edemeyiz. Çünkü bu bizi ilgiden de mahrum kılar. İnsanlar sürekli mutlu olan biriyle meşgul olma gereği duymazlar. Onunla sosyalleşirler belki ama nasıl olduğuyla ilgilenmek, onu dinlemek, zaman ayırmak, anlamaya çalışmakla vakit harcamazlar. Çünkü aynı vakit ve enerji, kötü durumda olan çeşitli mutsuzlukları olan insanlar için ayrılabilir. Oysa insanlar, mağduriyetin getirdiği ilgiyi severler. Zaman zaman buna özellikle ihtiyaç duyarlar. Mutsuz insan rolü yaptıkları bile olur.

♦ Mutluluğun kesin bir tanımı yok çünkü herkesi mutlu kılan şey başka. Günlük hayatta asla aklınıza gelmeyen, sizin için sıradanın ötesine geçmiş, her zaman erişebildiğiniz, yaşayabildiğiniz bir şey bir başkasını aylarca mutlu edebilir. Bu bir günaydın mesajı da olabilir, eve et girmesi de olabilir, biriyle birlikte olmak ya da orgazm olmak da olabilir. Mutluluk imkanlar dahilinde değişiklik gösteren bir duygudur.

♦ Aşkta mutluluk, öncelik olabilmekten beslenir. Yani aşık olduğunuz kişi, sizi çok arasın çok sorsun çok hediye alsın çok öpsün koklasın elbette mutlu olursunuz ama bütün bunların eksikliğini hiç göstermiyorken bilseniz ki size ne yapıyorsa atıyorum işinden, ailesinden arta kalan zamanlarda yapıyor, tatmin olmazsınız. Çünkü istersiniz ki aynı zamanda öncelik olun. Sizden arta kalan zamanlarında diğer güzel şeylerle ilgilensin. Aslında evliliklerde maddi manevi her şeyi yolunda giden ama araya ailelerin gölgesi düşen insanların da genel sorunu budur.

♦ Tasarruf kararları doğrultusunda bir çaycı işte çıkarılıyor. Ve şirketin en çok çay içen kişisi sallama çay içmeye başlıyor. Bir tiryaki olarak bu durumdan mutsuz ve eve her gün asık suratla gidip kapıdan girer girmez karısına çay demletiyor. Ve diyor ki “evdeki çay iştekinin yerini tutmuyor, çünkü evde çalışıyor olmuyorum. Bir çay keyfim vardı, o da bitti.” Karısı da diyor ki “Peki ya çaycı?” İşsizlik, çay keyfi yapamamaktan büyük bir sorun. Adam hem utanıyor ama hem de rahatlıyor ve diyor ki karısına “İyi dedin bak bunu düşününce rahatladım, şükrettim. Çaycı neyi düşünsün de rahatlasın, yazık..” Karısı da diyor ki “Mezardaki dedesini, sevinsin desin ki hala hayattayım.”

Mutluluk her zaman her şeyin yolunda gitmesi demek değil. Daha kötüden daha iyi gitmesi demek bazen.

♦ İlişkide mutluluğun 3 kuralı var sevgi, saygı ve sadakat. Bu 3ünden biri olmazsa mutsuzluk sıklıkla uğrar.  Kusursuz insana aşık olmak ya da kusursuz insanın size aşık olması, mutluluk değildir. Kusursuz birinden ayrılmak daha büyük mutsuzluktur ama. Dolayısıyla mutluluk için lazım gelen şey, kusurlu biri ya da bir ilişki de olsa karşılıklı idare edebilmektir.

♦ Terapiye gelen, ileri yaşta bir erkek ve eskiden öğrencisi olan genç bir kadın vardı. Bana geldiklerinde ilişkilerinin sanıyorum 5.yılındaydılar. Kadın adama aşıktı, adam da kadına. Sevgi kesinlikle yerindeydi, saygı deseniz öyle. Ama mutlu değillerdi. Bu yanlış söylem. Mutsuz anları çok fazlaydı. Doğrusu bu. Çünkü sadakat hep soru işaretiydi. Erkeğin aklında. İhanetin ihtimali bile mutsuz anları, mutluların arasına en olmadık yerde serpiştiriyordu. Mutsuz anlar da mutlu anlar gibi yayıldıkça mutsuzluk diye adlandırılır. Oysa o anın dışına sirayet etmeseler kimse üstünde durmayacaktır.

♦ Siz birini mutlu etmezsiniz aslında. Onun mutlu olmaya gönlü vardır. Mutlu olmak da tıpkı geçinmek gibidir. Bütün şartlar tastamam olsa bile en önemlisi gönlünüzün olmasıdır. Toplum içinde kelebek gibi uçuşan ve bu yönleriyle pozitiflikleriyle dikkat çeken insanların ortak özelliği, kusursuz hayatları değildir. Öyle olsa zaten dikkat çekmezler. Her şey mükemmel olmamasına rağmen mükemmelmişçesine mutlu olanlardır gerçekten mutlu olanlar. Çünkü mutlu olmaya gönülleri vardır. Keramet, mutlu edendeymiş gibi görünür gözümüze ama belki de mutlu olandadır.

OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞANDiva KadınOp. Dr. Gökçen Erdoğan
0312 417 17880506 596 0396