Diva KadınOP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN0312 417 1788MENÜ

BLOG

İçimi Sızlatanlara

İçimi Sızlatanlara

Yıllardır sayısız kadının anne olmasına aracılık ediyorum. Beni Yaradan’a yalnızca bunun için bile ne kadar şükretsem az. Bir bina da yapabilirsiniz, bir buluşla dünyayı da değiştirebilirsiniz, bir enstrümanı kusursuz da çalabilirsiniz. Hepsi insanlık için birbirinden önemli elbette. Niyetim bir sıralama yapmak değil.

Ama sanırım binlerce kez yapılan hiçbir şey insanı her defasında ilkmiş gibi şaşırtmaz. Ben girdiğim her doğumda, dünyaya getirdiğim her bebekte sanki ilkmişçesine heyecanlanıyorum. Bir mucizeye defalarca tanıklık etmek bana yenemediğim ve asla yenmek istemediğim bir heyecan ve keyif veriyor. Bazı anlar çok acımasız, bazı güzelliklerin ömür boyu sürecek bir burukluğa dönüşmüş olması ve bunun çoğu zaman iradeniz dışında olması çok acımasız. Hayat, bazı kadınlara karşı çok ama çok acımasız. Binlercesini tanıdım böyle. Yıllar bana bir sürü güzel hikayenin yanında bir sürü dram da getirdi. Ancak en beteri neydi diye sorarsanız bugün bile tüylerimi diken diken edeni, Sıla’nın hikayesiydi. Başak sarısı saçları olan o güzel kız, sonra ne kadar mutlu oldu, hiç bilemedim.

Kendi kliniğimi kurmadan önce çalıştığım devlet hastanesinde hem kızını hem gelinini doğurttuğum Nurhan Hanım, yanında karnı burnunda genç bir kadınla kapımdan girdi. Kendisini hatırlamama sevindi, beni gördüğüne de hatta ama keyfinin pek de yerinde olmadığı belliydi.

‘Sıla, yeğenim’ dedi , ‘Abimin büyük kızı, 7. ayı bitti, çoğu gitti azı kaldı. Yanımda değildi ama benimle kalacak artık, doğumunu da siz yaptırın istiyorum Gökçen Hanım. O da benim bir kızım.’

Evliliğiyle ilgili bir pürüz olduğunu düşündüm ve onlar açmadıkça sormamaya karar verdim. Tüm anneler, çocuklarını babalarıyla yetiştirme şansı bulamıyorlardı işte. Nurhan Hanım, özel bir şey konuşmak istediğini söyleyince Sıla’yı muayene için hazırlanmak üzere yardımcıma emanet ettim. Nurhan Hanım, utançla karışık bakışını kaçırmaya çalışıyordu ama anlatılmasından keyif almadığı bir şey dinleyeceğim belliydi.

Sıla, 19 yaşındaydı. Daha büyük gösteriyordu, erken serpilmişti, çok güzeldi. ‘Abimle yıllar var ki görüşmeyiz, ailevi nedenlerle ayrı düştük, ben de beyim de onunla görüşmeyi istemedik. Bizi biliyorsunuz, beyin görevi nedeniyle gezdik durduk şehir şehir. Yıllar sonra abimin hanımı ulaştı bana, müşkülünü anlattı. Utanıyorum size de demeye ama olmuş bir kere. Dönüşü yok, kazanacağız bu kızı.’

Her şeyin insanlar için olduğunun altını çizdikten sonra bu insanlar için neyin olduğunu öğrenmeye geldi sıra.

“Sıla’nın karnındaki bebek, abimin. Babasının çocuğu.”

Beynimden vurulmuşa döndüm “Öz babası mı peki?”

Başını önüne eğdi Nurhan Hanım ‘Öz be öz babasının, öz be öz kardeşimin’ diyebildiği incecik bir sesle. Hazmedilecek şey değildi ama tüm kadınlar gibi Sıla’da yalnız değildi, vardı Sıla gibi niceleri… Kocaman bir maalesef düşüyor tam da burasına hikayenin.

‘Ne yaptınız, şikayetçi oldunuz mu, bildirdiniz mi savcılığa? Tecavüz bu, değil mi?’

‘Uzun yol şoförü, çıkmış gitmiş 3. ayında. Daha da dönmemiş. Kızın annesi ‘rezillik olmasın’ demiş, kimseye ses etmemiş. Ben yeni öğrendim. Yanıma aldım hemen. Beyim, oğlum, kızım sağ olsunlar çok destekçim oldular da alıverdim yanıma.’

O, anlatırken inanmaz görünüyordu, ben de dinlerken. İnsan, utanıyor böyle durumlarda insanlığından.

Bebeği Nurhan Hanım’ın beyi sahiplenecekti, her şey ayarlanmıştı, odası hazırlanmıştı Sıla’nın. ‘Kız evlendi, oğlan evlendi, yalnızız yoldaş oluruz dedik birbirimize. İki torunumuz var Allah bağışlarsa, bu üç olacak ne yapalım.. Bu da sizin elinizle olsun istedik.’

‘Tabi Nurhan Hanım, tabi benim elimden olsun da sıyrılsın mı bu adam bu pislikten! Cezasız mı kalsın bu yaptığı, kendi kızına reva gördüğü yanına mı kalsın!’ diye bağırmak istedim de yapmadım. ‘Tabi Nurhan Hanım, bebeğimiz sağlıkla dünyaya gelecek inşallah. Ancak Sıla’nın bu durumu atlatması için bir psikologla görüşmesinde fayda var. Şu an sorun yokmuş gibi görünse de kolay atlatılacak şey değil.’

‘Oğlum da öyle dediydi, ne lazımsa yapalım. Nasıl yanıyorum bu kıza bakınca, nasıl utanıyorum bilemezsin’

‘Nurhan Hanım, bilginiz var mı tecavüz bir defa mı yaşanmış, birden çok defa mı?’

‘2 yıl Gökçen Kızım.. Ne biri ne birden çoku!’

Hiç yapmadığınız şeyler için hayıflanıyor, hiç kabahatlisi olmadığınız şeyler için başınızı öne eğiyorsunuz bazen. Ne söyleseniz boş… Eğer şanslıysanız Nurhan Hanım gibi bir yakın ya da bir uzak insan el veriyor size, yardım ediyor, şanssızsanız kaderinize terk ediliyorsunuz. ‘Rezillik çıkmasın’ diye olayı örtbas eden annenin anneliğini sorguluyorsunuz, anneyi buna iten toplumun iki yüzlülüğünü yargılıyorsunuz, bir sürü şey yapıyorsunuz da hiçbir şey Sıla’yı sağaltmıyor.

Doğumuna dek ve doğumunu takip eden 2 ay boyunca yoğun biçimde destek aldı Sıla. Ağzından bir kere bile off duymadım, şikayet ettiğini görmedim. Derin bir itaatle kaderindeki bebeği bekledi. Derin bir yarayla kucağını aldığı Aras’ı bekledi. Şükürler olsun ki böyle insanlar var dedirtti bana, şükürler olsun ki bu mucize bu genç kadını bile iyi edebildi. Güzel ömürleri olsun… Tertemiz ve daima mucizeleri işaret eden…

OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞANDiva KadınOp. Dr. Gökçen Erdoğan
0312 417 17880506 596 0396