Diva KadınOP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN0312 417 1788MENÜ

BLOG

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel sağlığımıza dair bilgilerinizin ne düzeyde olduğunu hiç düşündünüz mü? Sağlıklı cinsel yaşam deyince düzenli jinekolojik muayene ve korunarak sevişmeyi aklımıza getiriyoruz en çok. Doğru da. Ancak bu önlemleri hangi hastalıklara karşı aldığımızı, bizi bekleyen ve beratarf etmek istediğimiz hastalıkları biliyor muyuz? Maalesef pek değil. Üzülmeyin, şimdi size en önemli cinsel yolla bulaşan hastalıklardan söz edeceğim.

Kulaklarımıza küpe olsun, doğru biçimde öğrendiğimiz bilgileri yakınlarımızla da paylaşalım, olmaz mı?

Kadın ve erkeği birbirine benzeyen hastalıklar bekliyor ama kadınlar olarak biz yine bir parça daha dezavantajlıyız. Çünkü kadın, anne ise çocuğu da bu hastalık riski altındadır. Anne değilse de anne olma ihtimali maalesef azalabilmektedir. İşte bu yüzden cinselliği sadece birleşme olarak algılamamak gerekir. Bu noktada hem size hem de partnerinize görev düşüyor.

Paranoyadan kaçınarak ama bedenimizden de haberdar olarak, muhtemel cinsel sağlık sorunlarını vakitlice fark edebilir, tedaviyle onlardan kurtulabilir ve yinelenmemesi için yapmamız gerekenleri öğrenebiliriz.

Gonore (Bel soğukluğu): Erkeklerde sık ve yanmalı idrar yapma ve akıntı; kadınlarda akıntı, adet düzensizliği, sık ve yanmalı idrara çıkma belirtileriyle tanınır.

Gebe kadında, doğum kanalından bebeğe bulaşabilir. Yeni doğan bebekte görme bozuklukları, zatürree gibi hastalıklara yol açar. Hastalık bulaştıktan 2-3 hafta sonra belirtiler başlar. Tedavisi kolay bir hastalıktır. Gebelikte de bunun tedavisi aynı şekilde yapılabilir.

Sifiliz (Frengi): Bu hastalık eğer annede varsa bebeğe de geçebilir. Hastalığı yapan mikrop vücuda girdiğinde ağrısız ve şişmiş bir yara ile kendini gösterir. İlerlerse, sinir sistemine zarar vererek göze, kalp kasına ve kulağa yerleşebilir. Vücudun çeşitli yerlerinde tümör oluşumuna ve ölüme neden olabilir.

Klamidya: Kadınlarda sarı köpüklü bir akıntı, erkeklerde yanmalı idrara çıkma ve sarı akıntı ile belli olur. Hatta daha da ilerleyip karın içinde iltihaplanmaya sebep olup geri dönüşü çok zor olan sorunlara neden olabilir. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında bebek, annenin doğum kanalından mikrobu alabilir ve akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar oluşabilir. Saptandığı vakit hemen tedaviye başlanmalıdır.

Herpes (Genital uçuk): Genital bölgede kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde sivilceler görülür ve bunlar çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşebilir ama özelliği tekrarlayabilmesidir. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara, menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur.

Bebek doğarken, doğum kanalından hastalığı alabilir. Gözleri, deriyi ve sinir sistemini etkiler, bebek ölümüne yol açabilir. Bu durumda mutlaka hekimin dikkatli davranması bu konuyu aileye ayrıntılı bir şekilde anlatması hatta bir yol haritası çizmesi gerekmektedir.

Genital siğiller(HPV): Dış üreme organlarında, vajinada, makatta görülen, ağrı yapmayan, büyüdüğünde karnıbahar görünümünde olabilen küçük et parçalarıdır. Tedavisi mümkün, ancak zordur. Tedavisi edilmezse kümeler büyüyerek çevre organlara zarar verir ve bulaştırıcılığı artar. Gebelikte olması bizim için önem arz eder.

Doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Hatta doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir ve bebeğin solunum yolunda siğiller oluşarak solunum sıkıntısına yol açabilir. Gebelikte o bölgeye has tedavi uygulanabilir fakat sistemik bir tedavi uygulanamaz. Bunun mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi ve tedavi protokolünün oluşturulması uygundur.

Hepatit – B: Yiyeceklerle bulaşan sarılık tipleri olduğu gibi hepatit A gibi, kan ve kan ürünleriyle ve cinsel temasla geçen sarılık türleri de vardır, Hepatit B bunlardan biridir. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma gibi belirtileri vardır. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı, siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi, hastalığın zararını azaltır.

Gebelikte kişinin Hepatit B geçirmesi ya da daha önceden Hepatit B geçirmiş bir taşıyıcının gebe kalması gebelik sırasında düşük, ölü doğum ve bebekte sakatlık oluşturmaz. Fakat doğum sırasında bebeğe geçme ihtimali olduğu gibi bebekte doğumdan sonra hastalık oluşturma ihtimali de vardır. Bu mikrop anne sütüne ve oradan da bebeğe emzirme ile geçebileceği için annelerin emzirmemeleri önerilir.

Gebelikte yapılan Hepatit B testlerinde HBsAg(+) ve AntiHBs (-) ise bu anne adayının taşıyıcı olduğunu gösterir. HBeAg ise doğum sırasında bebeğe geçiş riskini gösterir.

Taşıyıcı annelerden doğan bebeklere doğumdan sonra ilk 12 saat içerisinde 0.5 ml Hepatit B immunglobulin ile birlikte ilk doz Hepatit B aşısı yapılır. Aşının ikinci dozu bebek 1 aylıkken yapılmalı ve bebek 6 aylıkken son doz aşı yapılmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki bu tedavi bebekleri %90-95 oranında korur. Bu yüzden tedaviye rağmen bebeğe geçişi açısından takip gerekir. Hepatit B aşısı ölü bir aşıdır. Gebelik sırasında anneye uygulanmasında sakınca yoktur.

HIV-AIDS: Adını en çok duyduğumuz cinsel yolla bulaşan hastalıktır. HIV taşıyan kan ve kan ürünleriyle veya kana temas etmiş araçlar yoluyla da bir insandan diğerine geçebilir. Anneden bebeğe, hamilelik döneminde, doğum sırasında ya da sütle bulaşabilir. HIV vücuda girdikten 3 ay sonra saptanabilir, bazen hiç hastalık yapmazken başkalarına bulaştırılabilir.

HIV’in neden olduğu hastalığa AIDS denmektedir. En sık görülen bulaşma yolu, korunmasız cinsel ilişkidir. AIDS in maalesef tedavisi yoktur. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini yani bağışıklık sistemini çökerterek bütün etki eder ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında sürekli halsizlik, kilo kaybı, ateş, gece terlemesi, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürre sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.

HIV, virüsü taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak ya da çatıl, kaşık ile bulaşmaz. Virüs, tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmazken ağzı ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, diş fırçalanması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.

Ayrıca tükürük, gözyaşı, ter, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda bilinçlenmek elbette çok önemli. Ancak yalnızca okunan ve hatırlanan bilgiler, etkin biçimde işe yaramaz. Şüphe yaratan herhangi bir durumda hemen doktora başvurmadıktan, gerekli test ve tetkikleri yaptırmadıktan, teşhis edilmesi durumunda doktorun direktiflerine uymadıktan sonra, salt bilgiyle hastalıklarla baş etmek mümkün olmayacaktır.

OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞANDiva KadınOp. Dr. Gökçen Erdoğan
0312 417 17880506 596 0396