Diva KadınOP. DR. GÖKÇEN ERDOĞAN0312 417 1788MENÜ

BLOG

Aşk Benden Sorulur!

Aşk Benden Sorulur!

Bulunduğum yerde aşk ve ilişki konuşuluyorsa başlar bana çevrilir. Son ve nokta koyucu yorumu beklerler. Ölçülemez bir romantizmle her şeyi sineye çekip aşkın peşinden koşmalarını tavsiye etmemi bekleyenlerle, kadınlık gururunu baş tacı edip sürekli rest çekmelerini salık vermemi bekleyenler olur. İkiye ayrılırlar kısaca. Her zaman söylerim; her konuda olduğu gibi bu konuda da ortamız yoktur bizim toplum olarak.

Ya sev ya terk et, ortası yoktur çoğuna göre. Yanlış!

Çocuğu olan ve onun için eşini idare ettiğini söyleyen birine ‘boşan’, ilişkisini yoluna koymaya çalışan birine ‘vazgeç’, gururundan ödün vermeyen birine ‘koş sarıl’ dememi beklerler. İlişkilerin tabiatları vardır oysa. İçinde doğduğu coğrafyaya, döneme göre bile değişen, kişiden kişiye başka kimliklere bürünen.

Uzaktan hoş gelen davulun sesini bastıran bir de kalp gümbürtüsü. Bana düşen bir ilişkiyi dayatmalarla, baskılarla yürütmek ya da bitirmek değildir. Ben akıl yürütürüm, kendi aklımı onların akıllarına yürütürüm. Buluştuklarında iki akıl oturup karar verirler ve sonuçları göğüslenirler. Benim aklım ve onların akılları. Kalpse onlarındır, benim değil. Ben kalbi unutmayan bir aklı yürütürüm onlara, sonrası bir özgür hüküm.

❤ ❤ ❤

Bir mankene ‘istenmeyen gelin’, bir oyuncuya ‘aradığını yine bulamayan’, bir cemiyet ünlüsüne ‘gözde bekar’… Yaftalar kalıplaşmış, artar, daha da artar. İç yüzünü bilmediğimize göre, aile kavgalarının orta yerinde oturup onları patlamış mısır eşliğinde izleyemediğimize göre, kendilerini gözde hissediyor ya da istenmedikleri için sıkıntı yaşıyorlar mı, emin değilim. Aradıklarını yine mi bulamadılar, ayrılıklar böyle mi tanımlanır, emin değilim. Ayrı duramayıp barışanı mı dersin, ayrılınca kendini gecelere atanı mı dersin, daha soğumadan başkasına ısınanı mı dersin, türlü türlü insan, türlü türlü aşk, türlü türlü ilişki. Ama yine ve daima, asla ve kat’a hiçbir şey bizim uzaktan bildiğimiz gibi değil.

Yıllar önce tanınmış bir oyuncu, eşiyle arasında yaşanan ve tüm gazeteleri memleket meselesi gibi işgal eden sorunla ilgili olarak destek almak üzere kapımı çalmıştı. Onu makyajlı, bakımlı ve güleryüzlü görmeye alışkındım.  Magazincilerin tüm sorularını bar çıkışı sarhoş biçimde yanıtsız bırakıyor ve genelde muzip gülümsemesi ya da alaycı kahkahasıyla karşılıyordu. Özgürlüğünün tadını çıkardığını söylüyordu magazin programları, çilesinin bittiğini ve nihayet zincirlerini kırdığını. Hadi ya! diyordum ben de. Öyle miymiş! Hiç sanmıyordum. Yanılmadım. Kapımdan makyajsız, derbeder girdi. 4. kez  aldatılmış ve bu nedenle ayrılmıştı. İlk üçünde ayrılmama nedeni, bunun haber olmasını kendine yedirememesiydi. Ayrılık gerekçelerinin başka olmasını istiyordu hiç değilse. Ve nitekim kendisini aldatan adamla bir anlaşmaya varmış ve sevgilisinin kıskançlıkları nedeniyle ayrıldığı yönünde söylentiler yaymıştı. Bu, hem erkeğin erkeklik şerefine kötü etki etmemiş (ihanet de bu ülkede etmezdi ya hoş) hem de kadının gururunu kurtarmış, onu özgürlüğünün peşinde bir kadına dönüştürmüştü. İntihar girişiminden söz etmiyorum bile. Ankara’ya bir süreliğine yerleşti ve onu İstanbul’a iyileşmiş bir şekilde yollama şansımız oldu. Döndüğünde olağan eğlenceler dışında, normal yaşantısına dönmek dışında bir şovu, aşırılığı, rolü olmadı. Aşk acısı, aşırılıklarla gölgelenemezdi. Gölgelemedi. Aylar sonra hakkında çıkan ‘aslında aldatıldı’ haberlerini gülerek karşıladı. Ve beni aradığında şu sözleri sarf etti: ‘Başkasının gördüğü gibi değil, zaten bu hayat başkasının da değil. Üstünde durmuyorum.’ Hah işte demem bu; aşk, yaşayanın, başkasının değil. Ayrılık da öyle.

❤ ❤ ❤

Bulunduğum yerde aşk benden sorulur. Yanıtlarım olabildiğince, tabiatını bildiğim aşkı kusursuza yakın yorumlarım. Eksileri artıları koyarım önüne. Seçenekleri sıralarım yapılabilecekler için. Bedellerden haber veririm sonra. Hazır olmalı insan aşk mücadelesinin sonucuna. Dış etkilerden soyutlamaya çalışırım aşkı, çekirdeğini saklamaya çalışırım, yeniden ekmek için toprağa. Umut, fakirin olduğu kadar aşığın da ekmeği.

Bulunduğum yerde aşk benden sorulur. Keskin çizgilerle belirlemek için rotayı, içinde olmak gerekir oysa. Git, bırak, vazgeç, tut, bırakma, hapset, nasıl denebilir ki? DNAsını öğrenmeden bir aşkın, kapalı kapılar ardında yaşananları görmeden, duymadan ve hissetmeden, çözülür mü ki şifre? Hariçten gazel okumak meslek olsaydı, dünyanın tüm ihtiyacını karşılayacak kadar uzman çıkarabilirdik aslında. Ama değil işte, şansımıza küselim.

Aşk, her anı bir sonraki anıyla müsemma.

Gidişatı kendinden makul. Girizgahı yıllar sonra hatırlanacak kadar taze. Anısı bir anıt gibi yaşayanın içinde. Terk edilemez ki yaşamayana ve aşktan yana ‘bilmeyen’e. Aşk benden sorulur çünkü ‘en çok bilen, yaşayandır’ derim ilk önce. Aşkın en çok kendine terk edilmeye ihtiyacı vardır belki de. 

OP. DR. GÖKÇEN ERDOĞANDiva KadınOp. Dr. Gökçen Erdoğan
0312 417 17880506 596 0396