Dış gebelik sperm ile döllenmiş kadın yumurtasının normal yerleşim yeri olan rahime ulaşmadan, dölyatağı borusu dediğimiz borulardan birinin duvarına yerleşmesi sonucunda oluşan normal dışı bir gebeliktir. Tüplerde tıkanmaya yol açan tüm durumlar dış gebeliğe zemin hazırlamaktadır. Bunların içinde en önemlisi geçirilen enfeksiyonlardır. En çok görülen yerler fallop tüpleridir. Burada zaman geçtikçe tüplere yerleşen döllenmiş yumurta büyür ve embryoyu barındırmaz. Bu durumda, tüplerde gerilme ve yırtılma başlar sonucunda da kanama meydana gelir. Takriben, 3 veya 6 ncı haftasında ağrı ve kanamaya neden olur.  Ağrının şiddeti çok ani olur ve yoğunluğu gittikçe artar. Dış gebelikte kanama dışarıdan olduğu gibi, içerden de olur ve gözle görülmez. Bu kanamalar fark edilmez ve tedavisi sağlanmadığı takdirde, anne iç kanama geçirip, hatta ciddi anlamda ölümle sonuçlanabilir. Çocuk sahibi olmak isteyen her kadın bu durumu yaşamaktan bir hayliyle korkar ve bu durum kadınları hem fiziksel hem de duygusal olarak çok kötü etkiler. Tüm toplumlarda ne yazık ki dış gebelikte, kadınların şikâyetleri her zaman göz ardı edilmiş veya eşlerin doktora götürmemesi sebebiyle dış gebelikteki kanamalar son aşamada ortaya çıkabilmektedir.

Erken Dönemde Oluşan Bulgular

Dış gebelikte, erken dönemde oluşan bulgular normal gebelikle aynı sayılır. Yalnız zamanla bu bulguların seyri değişebilir. Âdetiniz geciktiyse, karın bölgesinde ağrılar, vajinada anormal kanamalar ve baygınlık geçiriyorsanız muhakkak doktorunuza başvurmanızda fayda vardır. Dış gebeliğin en büyük ve hayati tehlikesi bu kanamalardan kaynaklanmaktadır. Ancak, idrar yaparken ya da büyük tuvalet ihtiyaçlarınızda da acı ve ağrı hissedebilirsiniz bu belirtilerde genelde idrar yolları enfeksiyonları ve gebelikteki kabızlıkla karıştırılabilmektedir. Böyle durumda doktorunuza haber vererek yapılan ultrasonografik muayene ve tahlillerle teşhisten emin olabilirsiniz. Bu bulguları taşıyan hastanın kanamayı durdurmak ve hayati tehlikesini ortadan kaldırmak amacıyla, muhakkak cerrahi bir müdahale şarttır. Ayrıca, erken tanı ile hastanın erken dönemde başvurduğu durumlarda ise, henüz iç kanamaya yol açmadan enjeksiyonla yapılan ilaçlarla ameliyatsız tedavi sağlanabilmektedir.

Adet gecikmeleri, alt karında oluşan ağrılar, anormal kanamaların meydana gelmesi ile birlikte ortaya çıkan dış gebelik özellikle son yıllarda giderek artmaktadır. Dış gebelik normal koşullarda yerleşim yeri olan rahime ulaşmadan dölyatağı borusuna yerleşmesiyle oluşur. Zamanla burada büyüyerek tüpü yırtar, iç kanamaya sebebiyet verir. Kanama fark edilmez ve müdahale edilmezse anne ölümlerine kadar yol açabilmektedir.

Tedavide izlenecek yollar

Tedavide izlenecek yollardan biri hastalığın teşhisi anındaki durumu ile ilgili olup, tüpler hasar görmeden ve iç kanama gerçekleşmeden erken tanı konulmuşsa hasta ameliyat edilmeden ilaç tedavisi uygulanır. Son zamanlarda kullanılan bu ilaç tedavileri tüpe yerleşmiş gebelik durumunun kanamaya yol açmadan sonlandırılmasını sağlamaktır. Her an gelişecek durumlara karşılık hastalar kontrol altına alınır ve sonuç sıfırlanana kadar Beta-HCG takibi yapılır. Bunun dışında yine vajinal yoldan dış gebelik materyalinin aspirasyonu veya gebelik kesesine toksit madde enjekte edilmek suretiyle tedavileri mümkün olabilmektedir. Medikal tedaviler tüplere daha az zarar verir ve doğurganlığı koruyucu etkisi ise oldukça yüksektir.

Dış gebelik tedavisinde, bazı hastaların bir kısmında gebelik olguları kendi kendine yok olabilir. Ancak bu hastaların Beta HCG testi ile sonuçlarının izlenmesi açısından takipleri önemlidir. Hastanın iç kanaması başlamışsa cerrahi işlem şarttır ve bu aşamada hastaya damar yolu ile sıvı tedavisi ve kan verilerek acil olarak ameliyata alınır. Ameliyat açık bir ameliyat olabileceği gibi, laparoskopik olarak da yapılabilir. Operasyonda dış gebelik geçirmiş tüp tamamen alınır ve kanama böylelikle durdurulur.

Erken tanı aşamasında hastaların tedavisinin başarısı açısından gebeliğin erken dönemlerinde mutlaka doktorunuza başvurarak gebelik kesesinin rahim içinde olup olmadığının mutlaka tespiti gerekmektedir. Özellikle dış gebelik hikâyesi olan kadınların, tekrarlama riskleri göz önüne alınarak bir daha gebe kalana kadar doktor kontrolünde olmaları önemlidir. Ayrıca, Beta HCG ve ultrason takipleri de bu anlamda önem taşımaktadır. Yine eşler arasında kan uyuşmazlığı varsa, sonraki gebelikleri boyunca bebeği korumak amacıyla kan uyuşmazlığı iğnesi mutlaka yapılması gerekmektedir.

Kızlık zarı vajinanın girişinden yaklaşık olarak 1.5 ila 2 cm içerde bulunur ve ortasında adet kanının akması için bir delik olan zarımsı bir dokudadır. Kızlık zarı, farklı şekiller alabilen, genelde vajinanın girişinde hilal şeklinde ve ince kılcal damarlarlarla çevrilidir. Kızlık zarı ilk ilişki sonrasında her kadında yapısına, esnekliğine, kanamanın olup olmamasına ve miktarına göre değişkenlik gösterebilir. Çok çeşitli kızlık zarı şekilleri vardır. Bunları sıralamak gerekirse;

Çok çeşitli kızlık zarı şekilleri:

Anülen Hymen (Yuvarlak halka): Kadınlarda en sık görülen kızlık zarı çeşidi olup, kadınların %70 ila %95’inde görülür. Vajina girişinde, halka şeklinde yuvarlak yapıdadır. Normal kızlık zarı çeşididir ve yuvarlak yapısından dolayı geniş olabilir ve esneyebilir. Bu durumda ilişki esnasında yırtılırken kanama oranı fazla olmaz ya da esnek olduğundan kanama olmaması normaldir.

İmperfore hymen (Deliksiz): Kızlık zarı tamamen kapalı ve çok nadir görülen bir kızlık zarı şeklidir. Adet görmeye başlayan genç kızların kanı dışarı akmayacağı için iç genital organlarda her ay adet kanı birikir ve bu durum şiddetli ağrılara sebebiyet verebilir. Küçük bir operasyonla kızlık zarını açmak yeterli olmaktadır.

Septalı hymen (Ara bölmeli): Bu kızlık zarı çeşidinde ortasında bir köprü görüntüsü vardır. Nadir karşılaştığımız bir durumdur. Cinsel ilişki esnasında ağrı ve aşırı kanamalar görülebilir. Böyle durumlarda küçük bir operasyonla kızlık zarı aldırılabilir.

Kribriform hymen (Çok delikli, kalburumsu): Ortasında birden fazla küçük delik bulunur ve süzgeç veya dantel görünümünde, çok nadir gözlenen bir kızlık zarı şeklidir. Cinsel ilişki esnasında bu kızlık zarı yırtılmaz ya da çok zor yırtılır. Cerrahi müdahale gerekir.

Ksentrik hymen (Yarımay): Alt kısmı kalın ve geniş bir zar olup, yarımay şeklinde görülen bir kızlık zarı şeklidir. Genelde ilk ilişki sonrasında yırtılma zor olabilir ve şiddetli kanamalar oluşur. Bu nedenle, doktorun muayenesi ile değerlendirilebilen ve müdahale gerektiren bir durumdur.

Mikroperfore hymen (Küçük delikli): Kızlık zarının tam ortasındaki delik çok küçüktür. Adet kanamaları çok ağrılı olur ve ilk cinsel ilişki esnasında zorluklar yaşanabilir. Cerrahi müdahale ile açılması gerekebilir.

Multipar hymen (Doğum yapmışlarda bulunan): Normal doğum esnasında kadınların kızlık zarı doğuma bağlı olarak gerilir ve yırtılır. Geriye kalan kısımlara karinkül (hymen artığı) olarak adlandırılır.

Kızlık zarı esner mi

Genelde bütün kadınların korkulu rüyası istenmeyen gebeliklerdir. Bunun sebebi olarak da zamanında gebelikten koruyucu önlemlerin alınmaması ve istenmeyen gebelik sonrasında kişilerin ne yapılacağını bilmemesidir. Kürtaj denildiğinde ilk akla gelen istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması gelse de, sağlıklı olmayan ya da anne karnında ölen bebekler ile, kadının rahim duvarının kalınlaşması ve yoğun ara kanamalarında da kürtaj işlemi uygulanmaktadır.

Ankara’da kürtaj yaptırmak

Ankara’da kürtaj yaptırmak için özellikle şehir dışından gelen hastaların gün içerisinde cerrahi operasyonla işlem tamamlanarak ve 1-2 saat sonrasında normal hayatlarına döndürülerek aynı gün yolculuk yapmaları sağlanmaktadır. Ülkemizde çocuk yaşta gebe kalan kızlarda gerek imam nikahı çatısı altında, gerekse, aile izni ile küçük yaşta evlendirilen kızların hamilelikleri kürtaj işlemiyle sonuçlanabilmektedir. Ankara’da kürtaj yapan doktorlar özel muayenehane hekimleri ve özel hastane doktorlarından oluşur. Ankara’ya gelen kürtaj hastaları diğer illere nazaran daha fazladır.

İstenmeyen gebelik durumları veya gebeliğin sonlandırılmasının gerektiği durumlar olan bebeğin anne karnında kalp atımının durması ya da ciddi sakatlıklar durumunda kürtaj işlemi gerçekleşmektedir. Yasalarımızın belirlediği süre 10 haftaya kadardır. Bu yüzden eşinizle görüşüp gebeliğin geleceği açısından kesin bir karara varmalısınız. Hamileliği sürdürmeye kararlı iseniz, gebelik takipleriniz boyunca doktorunuza başvurarak ultrason eşliğinde muayene olmanız gerekmektedir. Ülkemizde ve Ankara’da aldığınız hiçbir ilaç gebelik sonlandırılmasında kullanılamaz. Çünkü ilaçla düşük yapmak tıbben kabul edilemez bir durumdur. Ama yine de ilaçla veya kabul etmediğimiz yöntemlere başvurarak düşük yaptırılması, özellikle kırsal kesimde çok yaygın olarak görülmektedir. Bu yüzden, bu tür yöntemler kadında aşırı kanamalara ve iltihap nedenlerine yol açabilmektedir.

Sonuç olarak, düşükten sonra dahi olsa rahim içinde parça kalma riski olduğu için size yine kürtaj ve ultrason muayenesi gerekecektir. Rahimde parçanın kalıp kalmadığını veya zedelenme olup olmadığını bu muayene sonucunda tespiti ile mümkün olacaktır. Diğer taraftan, kadınlarda rahim kalınlaşması veya anormal vajinal kanamalar içinde Ankara’da kürtaj işlemi yapılmaktadır. Probe küretaj dediğimiz bu işlemde rahim içi dokuların tanısı ve tedavisi açısından biyopsi alınması bu aşamada önemlidir. İşleme bağlı olarak gerçekleştirilen cerrahi operasyon sonrası doktorunuz sizi mutlaka belli aralık süresince kontrole çağırmalıdır.

kızlık-zarının-amacı-

En sağlıklı doğum kontrol yönteminde, ailelerin doğru bilgiye dayalı olarak bilinçli ve gönüllü bir seçim yapmaları gerekmektedir. Eşler arasında ortak bir karar verilerek güvenilir yöntemler seçilmeli ve en sağlıklı doğum kontrolü konusunda danışmanlık hizmeti alınmalıdır. Böylelikle, istenmeyen gebeliklerden sağlıklı ve etkili bir biçimde korunabilirsiniz.

Kadınlara yönelik en sağlıklı doğum kontrol yöntemi

Kadınlara yönelik en sağlıklı doğum kontrol yöntemi olarak deri altı implantları ve ülkemizde ve dünyada hormonlu ya da hormonsuz spiral olarak adlandırdığımız rahim içi araç veya kondom gelmektedir. Bunun dışında, hormonlara dayalı yöntemler gebeliği önleme açısından en iyisi olarak kabul edilmektedir. Doğum kontrol aşıları, doğum kontrol hapları, vajinal halka ve kondom (prezervatif) bu sınıftan kabul edilmekte olup, özellikle kesin çözüm dediğimiz tüp ligasyon işlemi kadının tüplerinin bağlanması ve erkekte kanalların bağlanarak kısırlaştırılması başarılı bir korunma ve en sağlıklı doğum kontrol yöntemidir. Geleneksel yöntemler arasında en çok tercih edilen iki yöntemden birincisi geri çekilme ve ikincisi takvim yöntemidir. Ülkemizde kadınların çoğu halen %20’si oranında geleneksel yöntemi tercih etmektedir. Ancak, bu yöntemler planlanmayan ve istenmeyen gebeliklerle bir kısmı da kürtajla sonuçlanabilmektedir. Bu tür işlemler, hem fiziksel hem de psikolojik olarak anneye zarar verebilmekte, en önemlisi de annenin sağlığı tehlike altına girebilmektedir.

Dolayısıyla, bu kadar seçenek arasından en sağlıklı doğum kontrol yöntemini seçmek bazen eşler arasında göz korkutucu da olabilmektedir. Kişilerin farklı yaşam dönemlerinde farklı tercihleri olabilmekte ve böyle durumlarda kişinin mutlaka genel durumu da gözden geçirilmelidir. En sağlıklı doğum kontrol yönteminin size uygun olup olmadığı araştırılarak en doğru tedavi yöntemi üzerinde karara varılmalıdır. Çünkü bazı doğum kontrol yöntemleri sağlık sorunlarınızla uyumsuzluk gösterebilmektedir. Geçmişinizde geçirdiğiniz hastalıklar, ailelerden gelen bir takım hastalık riskleri, yaş ve yaşam tarzınız her zaman dikkate alınmalıdır. Bu hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için, en sağlıklı doğum kontrol yöntemleri en etkin biçimde kullanılarak, ailelerin ve toplumun yükü azaltılmalı, en önemlisi de annenin sağlığı koruma altına alınmalıdır.

Kızlık zarı hangi hallerde bozulur

Kadınlarda vajinal flora, parazitler, hormon ve antibiyotik tedavileri ile kolayca zedelenebilen hassas bir yapıya sahiptir. Vajinal enfeksiyonlar, (vajinitler) hemen her kadının hayatı boyunca dönem dönem karşılaştığı, bazen son derece basit bazen de ciddi komplikasyonlara neden olabilen önemli sağlık sorunlarından biridir. Vajinitler; mantar, parazit veya bakterilerle oluşabilir. Bazı durumlarda bu etkenlerin ikisi veya tümü birden birlikte enfeksiyon oluşturabilir. Devamını Oku “Vajinal Enfeksiyon Nedir?”

Kızlık zarı vajina girişinin yaklaşık olarak 1-2 cm içerisinde ve soğan zarı inceliğinde bir dokudur. Toplum olarak özellikle de ülkemizde, çok önem verilen bir konu olan kızlık zarının; ilk cinsel ilişki esnasında bozulduğu, beraberinde kanamanın oluştuğu ve tamamen kulaktan dolma yanlış bilgilerden kaynaklı olmaktadır. Genel olarak, kızlık zarının çoğunun ilk cinsel ilişkide yırtılacağını söylememiz mümkün. Ancak, bu durum tamamen kişinin kızlık zarının yapısı ile ilgilidir. Kadınların bazısında kızlık zarı çok kalın ve elastik bir yapıda olup, özellikle bu tür kızlık zarı çeşitleri ancak doğum esnasında yırtılabilir. Kızlık zarı yırtılırken kanama değişen miktarlarda olabilir. Kızlık zarının esnek olması durumunda ne yırtılma ne de kanama yaşanmaz. Kızlık zarı yırtığını saat yönüne göre tarif etmek gerekirse, en sık olarak görüleni saat 6 hizasındadır. Bunu 3 ve saat 9 hizası takip eder.

Kızlık Zarı Yırtılması

Kızlık zarı yırtıldığı zaman tabana kadar inen bir yırtık oluşur, zedelenmede ise, durum çok farklıdır. Çünkü kızlık zarı zedelenmesinde çentik dediğimiz küçük bir hasar oluşmuştur. Bu durum sizin bekâretinizin devam ettiğini gösterir. Ancak, bunların arasındaki fark sadece bir jinekolojik muayene ile giderilebilir. Kızlık zarı yırtılması kişiden kişiye değişir ve genel anlamda cinsel ilişki ile ya da mastürbasyon esnasında sert bir cismin içeriye girmesi ile bozulabilir. Bazen de, bazı kızlık zarlarının yapıları çok ince olduğundan en küçük müdahalede bile, kızlık zarı yırtılması oluşabilir. Bunu anlamak için kendi başınıza ayna karşısında kızlık zarı yırtıldı mı diye görme ve anlama imkânınız yoktur.

Kızlık Zarı Kontrolü İçin Muayene Gerekir Mi ?

Genel olarak, kültürümüzde önemsenen bir durum olan kızlık zarının yırtılıp yırtılmadığı sadece konusunda deneyimli bir uzman hekim tarafından yapılan muayene sonucunda anlaşılır. Bu muayene çok kısa süreli ve kişiye herhangi bir acı hissi vermeyen kontrol yöntemidir. Eğer kızlık zarı yırtıldıysa veya bozulduysa farklı birkaç yöntem kullanılarak lokal anestezi altında kısa süreli bir cerrahi işlemle tamiratı mümkündür ve yine bu konuda uzman doktorlar tarafından bu işlem gerçekleştirilir.

Ülkemizde genelde, kadınların kafasını çok kurcalayan ve korkutan sorunlardan biri de kızlık zarıdır. Kızlık zarı Anatomik olarak vajinanın girişinden yaklaşık 1.5 ila 2 cm içerde olup, küçük dudakların hemen altında bulunur. Tam ortasında adet kanaması ve vajinal salgıların akması için bir delik bulunur, soğan zarı inceliğinde bir dokusu vardır. Kesin görevi bilinmemekle beraber, vajinayı ve rahmi dışarıdan oluşabilecek mikroplara karşı koruyan bir yüzey kalıntısı olduğu düşünülmektedir.  Günümüzde oluşan yanlış bilgiler doğrultusunda, genç kadın ve erkek kızlık zarının çok içerde olduğu zannetmekte, ilişki sırasında sürtünme veya sert bir mastürbasyonla kızlık zarına zarar verilebilmektedir.

Hymen Çeşitleri

Kızlık zarının yapısına ve şekline göre, ilk cinsel ilişkide kanamanın miktarı ve kanamanın olup olmaması hymen çeşidi ile ilgilidir ve her kadında değişkenlik gösterebilir. Özellikle, aşırı kilolu kadınların kızlık zarı çok içerlerde olabilir. Bazen de kızlık zarı dış dudaklardan yaklaşık olarak 4-5 cm daha derinde olabilir. Kızlık zarının yapısı, elastikiyeti, yeri ve kalınlığı herkeste yapı olarak farklılık gösterebilir. Şöyle ki, bazı kişilerde daha kalındır ve ilişkiye girildiğinde kan miktarında ve renginde fazladan yoğunluk vardır. Bazılarında da daha az ve pembemsi bir görünüm oluşturur. Kadınların bir kısmında da kızlık zarı doğuştan olmayabilir. Çok ender durumlarda ise, zarda hiç delik yoktur, bu durumlarda kadındaki genital sistemin zarar görmemesi açısından cerrahi işlemle kızlık zarına delik açılır. Kızlık zarında her ne kadar penis boyunun ve kalınlığının önemli bir rol oynadığı düşünülse de, kızlık zarı derinlerde dahi olsa kanama yaşanmayabilir. Ancak, esnek kızlık zarlarında da tam bir ilişki yaşansa bile, hangi türde penis olursa olsun kanama olmayabilir. Çünkü bu durum kızlık zarının geride olmasına bağlı değil, esnek olmasıyla ilgilidir.

Kızlık Zarı Kişi Tarafından Kontrol Edilebilir Mi ?

Ayrıca, kişinin kendi kızlık zarını görmesi ve değerlendirmesi teknik olarak mümkün değildir. Merak edip ayna ile bakıldığında ya da uzman olmayan birisi tarafından muayene edildiğinde kolayca görülebilen bir zar değildir. Ancak, bir kadın doğum uzmanı tarafından muayene edildiğinde kızlık zarı ne kadar içerde anlayabiliriz.

Genel olarak, kadınların çoğunda zaman zaman adet düzeninde gecikmeler, ara kanamalar ya da sapmalar yaşanabilir. Normal şartlarda devam eden adet kanamalarının, süresinde olması ama kanama miktarının fazla olmasına Hipermenore diyebiliriz. Adet düzenindeki bu tür problemlerin hiçbiri normal değil ve altında yatan birçok nedenin olduğu ve mutlaka araştırılması gerektiği bilinmelidir.

Adet Kanamaları

Adet kanamalarının çok uzun sürmesi günde 3-5 pedden fazla değiştirilmesi genelde fazla olarak kabul edilmektedir. Kanamaların fazla ve uzun sürmesi kansızlığı da neden olabilmektedir. Adet dönemlerinde adet miktarındaki artışların en önemli nedenleri rahim kaslarında myom olması ya da adenomyozis denilen rahim kaslarındaki kasılma işlevinin bozulmasıdır. Ayrıca, polikistik over, aylık veya 3 aylık vurulan iğneler, spiral kullanımı, polip, rahim içinde oluşan enfeksiyonlar, kanama ve pıhtılaşma sistemini bozan çeşitli kan ve karaciğer hastalıkları da bu tür sorunlara neden olabilir. Yüzde doksan oranında uterus ve adneslerde tespit edilen lezyonlarda hipermenoreye sebebiyet verebilir.

Hipermenore dediğimiz bu probleme tanı koyabilmek adına ultrason eşliğinde yapılan vajinal muayene ve bunun yanı sıra bazı hormon tahlilleri ve rahim içinden alınan parçalarla kesin teşhisi sağlayabiliriz. Normal adet düzeninde meydana gelen anormal kanamalar her zaman kisti, myomu ya da en kötüsü kanseri işaret etmez. Kadının farkında olmadan yoğun bir kanama ile birlikte bebeğinin düşükle sonuçlanması da en sık rastladığımız bulgulardan birisidir.

Hipermenorenin Tedavisi

Hipermenorenin tedavisi aşamasında myom veya polip gibi etkenler varsa bunlar cerrahi bir işlem olan ameliyatla alınması gerekir. Eğer etken spiral olarak değerlendiriliyorsa çıkartılması gerekebilir. Ayrıca, 35 yaşından sonra oluşan yoğun kanamaların nedeninin araştırılması maksadıyla, probe kürtaj yöntemi ile rahim içerisinden parçalar alınabilir. Yine, bazı hastalarda adet düzenleyici hormonal ilaçlarla tedavileri sağlanabilir. Kansızlığa karşı kan yapıcı tedbirlere başvurulmalı, çok şiddetli ve uzun kanamalarda östrojen tedavisi, hormonlu RİA (Mirena) gibi çeşitli durumlar uygulanmalıdır. Bütün bu uygulamalardan sonra tedaviden sonuç alamıyorsak özellikle 40 yaşını geçmiş hastalarda son çare olarak histerektomi düşünülmelidir.

Günümüzde kadınlar, her dönemlerinde planlamadıkları bir gebelikle karşı karşıya kalabilmektedirler. Hangi yaşta olursa olsun gebeliği sonlandırmak bir kadın için en duygusal ve aynı zamanda zor bir karar olabilmektedir. Kürtaj Latince kökenli bir kelime olup, kazınma anlamına gelmektedir. Genellikle gebeliği sonlandırma işlemi olarak değerlendirilir. Bunun dışında menopozda olan kanamalı hastalarda ve rahimden parça alınması olarak da bilinmektedir.

Kürtaj Kaçıncı Haftaya Kadar Yapılır ?

Kürtaj işlemi, kanunen 10 uncu haftaya kadar yapılabilmektedir. Kürtaj olacak hastanın muhakkak kendi rızası olması gerekir. 18 yaşından büyük ve bekâr ise kendi rızası yeterli olabilmektedir. 18 yaşından küçük olanların ise kürtaj olmaları kanunen yasaktır ama anne ve babanın rızası ile yapılabilir. Hasta evli ise, eşinden imzalı belge almak yeterli olmaktadır. Hasta hakları çerçevesinde; doktor tarafından hastaların bilgileri gizli tutulmakta olup, üçüncü şahıslara kesinlikle bilgi verilmemektedir. Kürtaj işlemi öncesi hasta ultrason eşliğinde yapılan jinekolojik muayenesi ile, son adet tarihi göz önüne alınarak, gebeliğin büyüklüğü ve haftası tespit edilir. Hastaya işlemden önce muhakkak 6 saat aç ve susuz kalması iletilir. Çünkü bu işlem için genel anestezi uygulanmaktadır. Hastaya ince bir katater yardımı ile damar yolu açılır. Anestezi uzmanı tarafından verilen ilaç sayesinde birkaç saniye sonra hasta uyutulur. Vajinal spekulum ile rahim ağzı görünür hale getirilir. Rahim içine kanül dediğimiz ince yumuşak tek kullanımlık steril tüplerle, vakum dediğimiz yöntemle rahim içi temizlenir. Bu yöntem hem kolay hem daha az riskli olup, daha az ağrılıdır. İşlem sonrasında hasta uyandırılır ve normal hayata dönmesi sağlanır. Tüm bu aşamalar yaklaşık 25-30 dakikayı bulabilmektedir.

Kürtaj Yapıldıktan Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir ?

Kürtaj bittikten sonra hasta taburcu edilmeden önce, günlük hayatına devam edebileceği, hafif kasık ağrısı ve az miktarda kanamasının olabileceği ve 12 saat içerisinde araç kullanmaması veya dikkat gerektiren bir işlem yapmaması konusunda uyarılmalıdır. Ayrıca, doktoru tarafından yazılan antibiyotik ve ağrı kesiciler mutlaka düzenli bir şekilde kullanılmalı ve 1 hafta sonrasına kontrole gelinmelidir. Ancak, hastanın kontrole gelene kadar cinsel ilişki, ağır egzersizler ve havuza girmemesi konusunda da muhakkak bilgilendirilmelidir.