Kadınlar olarak vajina ile alakalı olarak yakındığımız en büyük sorunlardan bir tanesi vajina iç dudaklarında oluşan sarkıklardır. Bu yüzden, kendimizi güzel hissetmek için yaptırdığımız genital bölge estetikleri haliyle vücut sağlığımızın önüne geçebilmektedir. Vajina iç dudakları klitorisi, idrar yolu ağzını ve vajina girişini içine alır. Yani vajina girişini kapatır. Yumuşak, esnek ve kılsız bir yapıya sahip olup, kahverengimsi görüntüsü ile rahatsızlık yaratır. Her kadında farklılık gösterebilir. Genelde, normalden büyük, şekilsiz ve sarkık olması doğuştan olan anatomik bir durum olacağı gibi, aşırı kilo alıp verme sonucunda, ya da doğum sonrasında iç dudaklarda sarkmalar oluşabilmektedir.

 

Vajina iç dudak sarkması çoğu kadında görülebilmektedir. Ancak, vajina iç dudak sarkmaları nedeniyle, kadınların vajinal bölge hastalıklarına yakalanma sıklığı diğerlerine nazaran bir o kadar da fazladır.  Çünkü, vajinal mantar ve idrar yolları enfeksiyonları ve buna bağlı olarak da, bu bölgede oluşan rahatsız edici kötü kokular sebebiyle, kadınların hem estetik görünüm açısından, hem de eşiyle cinsel birlikteliklerinde çok büyük sorunlar yaşamalarına neden olabilmektedir. Bir diğer hususta, kadınların genital temizlik, tayt ve bikini gibi kıyafetlerde de zorluklar yaşamalarıdır.

 

İç dudak sarkmasının tek tedavisi cerrahi işlemle olmaktadır. Labioplasti dediğimiz bu estetik ameliyatları estetik açıdan kendini iyi hissetmeyen her kadına ve 18 yaşını tamamlamış olan genç kızlara yapılabilmektedir. Bu ameliyat kızlık zarına zarar vermez. Çünkü, kızlık zarı vajina girişinde olup, işlem ise, dışarıdaki bir bölgeye uygulanmaktadır. Genel ya da lokal anesteziyle yapılan, takriben yarım saat ile bir saat arasında süren, estetik ameliyatları sayesinde bu problemlerden kurtulabilir ve kendinizi her konuda daha güvende hissedebilirsiniz. Birkaç gün lekelenme tarzında kanamalarınız olabilir bunlar gayet normaldir. Ameliyatta kullanılan dikişler kendiliğinden eridiğinden,  operasyon geçirdiğinizde belli olmaz ve herhangi bir belirgin iz bırakmaz. Vajina iç dudak sarkmaları konusunda tecrübeli uzman doktorlar tarafından yapılmalı ve yapılan uygulama sonrası doktorunuzun söylediği her detaya da dikkat etmeniz gerekmektedir.

 

Dış gebeliğin döllenmiş bir yumurtanın rahim içinde değil de, rahim dışında bir yere yerleşmesi çocuk sahibi olmak isteyen kadınların yaşamak istemediği ve haklı olarak korktuğu bir sorundur. Dış gebelikte kanama, fetüsün tüpleri yırtmasıyla birlikte başlar. Bu problem fark edilmediğinde ise, kadınlar açısından ciddi anlamda riskli durumların yaşanmasına sebebiyet verebilir. Tüplerin patlaması sonucu oluşan kanamalar ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi boyutları da vardır. Bu durum fiziksel ve psikolojik anlamda da anne adayını yıpratabilir.

Dış gebelik erken dönemle normal gebelikteki gibi belirtiler göstermektedir. Adet gecikmesi, mide bulantısı, baş dönmesi, göğüste oluşan hassasiyet, huzursuzluk ve gebelik testlerinin pozitif çıkması normal belirtiler arasında sayılmaktadır. Zamanla döllenmiş yumurtalar, en çok görüldüğü yer olan fallop tüplerine yerleşir ve burada büyümeye başlar.  Bununla birlikte, tüpler gerilir ve yırtılarak kanama meydana getirir. Özellikle, alt karın bölgesinde oluşan ağrılar ile kendini gösterir. Ayrıca, anne adaylarının tansiyonu düşer ve baygınlık hissi uyandırır. Sonrasında, yoğun bir şekilde oluşan vajinal kanamalar meydana gelir ve muhtemelen iç kanama başlamış demektir.  Yine, yoğun kanamaların olması tüplerde oluşan yırtılmanın sebebi olup, kadının hayatı bu aşamadan sonra risk altındadır.

Genelde, bu bulguları taşıyan anne adaylarına acil müdahale gerekmektedir. Operasyon açık veya kapalı olarak laparoskopik yapılabilir. Ultrasonografi ile dış gebeliğin erken dönemde teşhisi oldukça güçtür. Bu nedenle, erken teşhis ile tedavisinin yapılması bu aşamadan sonra daha büyük önem taşımaktadır.  İlaç tedavisi yöntemi ile, dış gebelikte tüpe zarar vermeden hastalığı tedavi etmeye yönelik tedavi seçenekleri geliştirilmeye çalışılmış ve bu konuda başarı sağlanmıştır. Tedavi aşamasından sonra pek kanama görülmez, normal adet döneminde oluşan kanama meydana gelmektedir.

Kızlık zarı vajina girişinin yaklaşık olarak 1-2 cm içerisinde bulunur ve soğan zarı inceliğinde bir deri olup, ortasında adet kanının akması için bir delik bulunmaktadır. Çocukluktan itibaren, kızlık zarının kalın olan yapısı, ergenlikte yumuşak ve esnek olabilmektedir. Genelde, kızlık zarı ilk cinsel ilişki sırasında bozulmakta ve birkaç yerden yırtılabilmektedir. Kişi kızlık zarı yırtıldığında, hiç acı hissetmeyebilir. Tabi bu durum, kızlık zarlarının yapısal farklılığına, kalın veya ince olmasına ya da ağrı eşiğine göre, kişiden kişiye değişiklikler gösterebilmektedir. Adet dönemindeki kanamalar gibi, yoğun ya da birkaç damla kanda oluşabilir. Özellikle, esnek olan kızlık zarlarında kanama oluşmaz ve sadece doğum esnasında yırtılma oluşur.

Gerçek manada, cinsel ilişki olmadan sürtünme yoluyla, mastürbasyon esnasında vajinaya parmak sokmak, ciddi bir kaza veya travma sonucunda, ya da sert bir cismin vajinaya girmesi ile kızlık zarı zarar görebilmektedir. Kızlık zarları çok çeşitli olduğundan, kızlık zarının bozulup bozulmadığı ancak bir jinekolog tarafından, muayene edilerek anlaşılabilir. Herhangi bir şekilde, bir kadın kendi zarını göremez veya dışarıdan birisi bakarak anlayamaz. Hatta kendi başımıza ayna karşısında kızlık zarının yırtılıp yırtılmadığını görme ve anlama imkânımızda yoktur.

Genel olarak, toplumumuzda önemsenen bir durum olan kızlık zarının nasıl yırtıldığını bilmek mümkün değildir. Sadece konusunda uzman bir doktor tarafından, jinekolojik muayenede tespit edilebilmektedir. Muayene çok kısa süreli olup, kişiye acı vermeyen ağrısız bir kontrol yöntemidir. Sonuç itibariyle, herhangi bir nedenle bekaretinizi kaybettiyseniz bunu çok ta sorun etmeyin, çünkü kızlık zarınızda yırtılma mevcut ise, hymenoplasti diye adlandırdığımız cerrahi işlemle, bu konuda uzman ve deneyimli bir hekim tarafından, lokal anestezi altında, 20 dakika süren ağrı ve acı hissetmeden tamiratı mümkün olabilmektedir.

Kürtaj istenmeyen gebelikler ya da bir hastalık sonucunda kadınların başvurduğu gebelik tahliye işlemidir. Ülkemizde gebelik 10 ncu haftaya kadar yasal olarak uygulanmaktadır. Hastanın son adet tarihinin ilk günü gözönüne alınarak hesaplanır. Kürtajın yasal olarak yapılabilmesi açısından kadının reşit olması ve kişiden yazılı onay alınması gerekmektedir. Eğer kadın evli ise, eşinin onayı mutlaka alınmalıdır. Kürtaj işlemi hamileliğin sonlandırılması dışında rahmin içinde oluşan hastalıkların tanısı açısından biyopsi veya tedavi amaçlı bir işlem olarak da uygulanır. Bütün bu işlemler, genel anestezi veya lokal anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Kesinlikle bir doğum kontrol yöntemi olarak algılanmamalıdır.

Genelde, gebelik kesesi rahmin içerinde 5 haftadan sonra görülür. Kürtaj işlemi yapılmadan önce muhakkak ultrasonografi eşliğinde muayeneniz doktorunuz tarafından yapılmalı ve gebeliğin haftası belirlenmelidir. Çünkü gebelik çok başlarda olduğunda gebeliğin devam etme riski olacağından 5 inci veya 6 ncı haftaları beklemekte fayda vardır. İşlem öncesi hastaya 5 saat önce aç gelmesi ve su içilmemesi gerektiği söylenmelidir.

Kadının gebeliğinin 6 ncı haftasında 5 dakika, 6 ila 10 ncu hafta arasında ise, 5 ila 15 dakika arasında kürtaj işlemi sürmektedir. İşlem sonrasında uyanma süresi genellikle 5 dakikadır. Genel anestezi ile yapılan bir işlemde hastanın uyanması açısından bu süre uzayabilir. Hasta 1 saat dinlendirilir ve anestezi etkisi azaldıktan sonra evine gidebilmekte ve normal yaşantısına dönebilmektedir. Kürtajın kişilerde psikolojik etki yaratabileceği de düşünülerek genel anestezi tercih edilmelidir. Hamileliğin 5 ve 9 uncu haftalarında uygulanan kürtaj işlemi vakum yöntemi ile uygulanmaktadır. Bu sistemin uçları plastik olup, tek kullanıldıktan sonra atılmalı ve tekrar kullanılmamalıdır. Kürtajdan sonra bazen hiç kanama görülmeyebilir bazen de belli sürelerle, ara ara kanamalar olabilir. Genel olarak bu tür vajinal kanamalar normaldir ve zamanla azalma görülecektir. Kürtaj işleminden sonra hastaya 1 hafta sonrasına mutlaka kontrol randevusu verilmeli ve rahmin içinde parça kalıp kalmadığı kontrol edilmelidir.

Kızlık Zarı Ne Kadar Kanar

Kızlık zarı vajinanın girişinde olup, 0.5 cm kadar giriş olduğunda, kızlık zarına zarar verilebilir. İlk cinsel ilişki esnasında, ne kadar kan geleceğini tahmin etmek çok zordur. Kadınlar ilk cinsel birlikteliklerinde, daha önce çevrelerinden duydukları yanlış bilgiler doğrultusunda, tedirginlik yaşayabilmektedir. Kızlık zarının yapısal özelliği nedeniyle, insan insana benzemediği gibi, kızlık zarları da yapısal özellikleri ile çok farklılık gösterebilmektedir. Kişinin fiziksel özelliği de buna etken olabilmektedir.

Kadınların İlk İlişki Esnasında;

Kadınların ilk ilişki esnasında, kanamayla ilgili duydukları endişeler yersizdir. Esnek olan kızlık zarında, hangi tür penis olursa olsun kanama oluşmaz. Eğer normal bir kızlık zarı ise, bir iki damla kanama olabilir. Kalın ve sert bir kızlık zarı ise, kanama yoğun yaşanabilir. Partneri ilk ilişki esnasında, kadın istemediği halde zorlarsa ve vajina bölgesinde kayganlaşma olmadığı içinde, aşırı sert hareketlerde bulunduğunda, vajina dokusunda yırtıklar oluşur ve bunun sonucunda da yoğun kanamalar görülebilir. Öyle ki, hastaneye götürüp cerrahi müdahale ile diktirmek gerekebilir. Kadınlar çevreden duyulan bilgiler doğrultusunda, ilk cinsel ilişkilerinde, çok kanama olacağı ve hastanelik boyutuna kadar gideceği kaygısı yüzünden ilk gece korkuları yaşamaktadırlar. Zamanla yaşanan bu sıkıntılar ilişkinin kalitesini de etkilemektedir. Oluşan ağrılar nedeniyle, kadın bacaklarını kapar ve kasılır. Bunların devam etmesi sonucunda ise, vajinusmus dediğimiz probleme doğru sizi iter.

Aslın da, ön sevişme, vajinanın yeterli oranda uyarılması ve ıslanmasıyla birlikte, kadın hiçbir sorun yaşamadan partneriyle birlikte olabilir. Yeteri kadar uyarılan kadın, cinsel ilişki esnasında bu tür problemler yaşamaz ve hiçbir şekilde, ağrı ya da yoğun kanamalar oluşmaz. Bu doğrultuda, yeterince kişinin kendini hazır hissetmeden cinsel ilişkiye başlamaması gerekir. Çünkü vajina kuru olacağından, zorlama ile birlikte bu bölgede yırtılmalar ve kanamalar yoğun yaşanacaktır. Sağlıklı bir birliktelik sürdürebilme aşamasında bunlara dikkat etmekte fayda vardır.

Rahimde Ağrı

Rahimde ağrı, genelde kadınları günlük yaşantılarından ve işlerinden yoksun bırakarak, son derece yaşam kalitelerinin düşmesine yol açan problemler arasında yer almaktadır. Bu durum kadınların %75 inde, görülmekte olup, ciddi hastalıkların habercisi olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Günümüzde bu tür problemler aslında kadınları psikolojik olarak da etkileyebilmekte ve cinsel hayatları önemli ölçüde zarar görebilmektedir.

Rahimde Oluşan Ağrılar

Rahimde oluşan ağrıların pek çok sebebi olup, uzun süreli süren ağrı ya da sızı gibi durumlarla ortaya çıkabilmektedir. Özellikle, rahim içinde oluşan myomlar ve polipler ağrı nedeni sayılır. Rahim ağrısı sadece rahimde oluşan bir durumdan ötürü değildir. Kadınların rahminde ağrı olmasının en çok görülen nedeni tabiî ki, cinsel ilişki ile bulaşan rahim ağzı enfeksiyonlarıdır. Enfeksiyon sebebiyle, kişinin kasıklarında ve bel bölgesinde ağrılar oluşabilmektedir. Tüplerde sıvı birikmesi, geçirilmiş bir enfeksiyona bağlı olarak tüplerin tıkanması, bunun dışında dış gebelik, üreme organlarında enfeksiyon, apandisit, idrar yolları enfeksiyonları, sindirim sisteminde oluşan ağrılar, böbrek taşları, endometriyozis, rahimde yapışıklık ve rahmin duruş bozukluğu kaynaklı da olabilmektedir. Yine, bu tür ağrılar adet sancısı olabileceği gibi, başka sebeplerden ötürü de olabilmektedir.  Ayrıca, ileri yaş dönemlerinde yumurtalık kanserleri de ağrı ile kendini gösterebilir. Tümör kaynaklı rahim ağrıları genellikle başlangıç noktasından itibaren şiddetini giderek arttırır ve dayanılmaz bir hal alabilir.

Dolayısıyla, tedavi aşamasında teşhisin doğru konulabilmesi açısından ağrının nedeninin saptanması bu aşamada son derece önemli olabilmektedir. Çünkü, rahimde meydana gelen ağrının şiddeti, hastalığın seyri açısından gerekli bilgi verse de, yapılan ultrason muayenesi ve gerekli tahlil ve tetkiklerle hastalığın kaynağı ve durumu hakkında size kesin bilgi verebilmektedir. Rahimde oluşan ağrıların birçoğu kişilerde ciddi anlamda üreme problemi ve sağlık sorunlarına da yol açmaktadır. Bu yüzden, hiç zaman kaybetmeden uzman bir doktora gidip, gerekli tedavi sürecini başlatmanız gerekir.

Metroraji

Metroraji, adet düzeninizin dışında görülen ara kanamalara verilen addır. Normal adet kanamaları ortalama 28 günde bir olan ve 5-7 gün arasında süren düzenli aralıklarla görülen kanamalardır. Genelde, kadınlar adet düzenlerindeki sapmalar ve gecikmeler nedeniyle ara kanamalar yaşayabilmektedir. Her yaşta olabildiği gibi, ileri yaş dönemlerinde menopozdan sonra da görülebilmektedir. Ara kanamalardan şüpheleniyorsanız vajinadan geldiğinden emin olmalısınız, çünkü bazen makattan gelen hemoroid kanaması ile idrar yollarından gelen kanamayı bir çok kadın karıştırabilmektedir. Hiçbir türlüsü normal değildir ve muhakkak altında yatan sebeplerin araştırılması gerekmektedir.

Metrorajiyi önlemek

Metrorajiyi önlemek amacıyla, kanamaya yol açan hastalığın tedavi edilmesi gerekmektedir. Metroraji normalde adet kanamaları gibi yoğun değildir ve lekelenme tarzında kendini gösteren alışılmadık bir kanama olarak karşımıza çıkmaktadır. Pembe hafif lekelerden, koyu kahve pıhtılara kadar olabilir. Metrorajinin ilk nedenlerinden biri olarak ara yumurtlamalardır. Kanama lekelenme şeklinde gelir sebebini ise, hormonlar olarak gösterebiliriz. Çok çeşitli nedenler olabilir bunları sıralamak gerekirse; miyomlar, polipler, yumurtalık kistleri, korunma amacıyla takılan spiraller, cinsel ilişki sonrası, vajinada kuruluk, vajinada yırtılmalar, et benleri, doğum kontrol hapları, rahim kanseri, dış gebelik ve tiroid bezindeki salgı sorunları ara kanamaya yol açabilmektedir. Haliyle, bu tür problemlerin yaşanması kadınları oldukça endişelendirmektedir.

Kadının adet kanamasının dışında her ay ara kanamaları oluşursa, bu ciddi bir durumdur ve muhakkak zaman kaybetmeden bir jinekologa giderek, ultrasonografi muayenesi, tahlil ve gerekli tetkiklerle hastanın tedavilerine başlanılmalıdır. Yaşınız kaç olursa olsun, adet döneminiz dışındaki ara kanamaların uzun sürmesi durumlarında mutlaka doktorunuza görünün derim. Dönemsel nasılsa geçer demeyin ve erken teşhisle tedavinize başlayıp, bu süreci daha kolay ve çabuk atlatabilirsiniz. Bu süreçte, kanın pıhtılaşmasını güçleştiren aspirin türü ilaçları almamaya da özen göstermelisiniz. Bir diğer hususta, çok nadirde olsa aşırı kanaması olan hastalara kanamayı durdurmak amacıyla, küretaj yapılması da gerekebilir.

 

Göğüste Süt Birikmesi

Anne sütü, gebelik sonrası her yeni doğan bebeğin ilk 6 aylık dönemlerinde tek başına büyüme ve gelişmesine yetecek oranda besin öğelerini taşıyan en uygun besin olup, hem anneler için hem de bebeklerin sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Bu nedenle, bebeğinizi mutlaka en az 6 ay süreyle emzirmenizde yarar vardır. Çünkü bebeğinizi memeden ayırdığınız zamanlarda göğsünüzde oluşan süt birikmeleri size sıkıntı yaratabilir.

Göğüste Süt Birikmesi Olduğunda;

Göğüste süt birikmesi olduğu zamanlarda muhakkak bebeğinizi sık aralıklarla emzirmeniz gerekmektedir. Eğer ki, bebeğiniz memenizi almakta zorluk çekiyorsa bu durumda muhakkak meme pompaları ile göğüs sağılarak boşaltılmalıdır. Ağrınız çok fazla olursa ağrı kesicilerle takviye edilmelidir. Bu durum süt kanallarınızın tam olarak boşaltılmadığı ile ilgilidir. Memenizde hiçbir zaman sütünüz bitmez, çünkü bebeğiniz emdikçe beyne uyarı yollar, tekrar süt üretir. 20 dakika arayla her iki göğsünüzü emzirmenizde fayda vardır. Özellikle, süt birikmesi olmaması için daima sütün yoğun olduğu göğsünüzden başlayarak emzirmeye devam edebilirsiniz. Her emzirme anında göğsünüzün iyice boşalmasına dikkat ederek, farklı pozisyonlarda bebeğinizi emzirebilirsiniz. Bu arada ağrı ve dolgunluk olan memenize sıcak kompresler uygulayabilirsiniz ve halen bu durum devam ediyorsa, soğuk kompres uygulayın.

Diğer taraftan, süt kanalları tıkandığında, meme dokusu iltihabi ve bunun sonucunda enfeksiyon oluşabilir. Yani göğsünüzde süt birikmesi sonucunda göğüsler şişer, ağrı ve ateş yapabilir. Bu durumun bebeğinizi emzirme açısından her hangi bir sakıncası yoktur. Genelde de, bebeğinizin göğsünüzü emmemesi ve uzun süre emzirmemeniz bu tür problemlere yol açabilmektedir. Yine, göğüslerde biriken sütü boşaltmak meme apsesi olmaması için çok önemlidir. Bebeğiniz anne sütü aldıkça göğsünüzün boşalıp, yumuşaması gerekir. Emzirme döneminde göğüsleriniz halen gergin ve sıkıysa bu durum memenin hala süt dolu olduğu, bebeğinizin yeterli miktarda emmediği anlamına gelir. Bu yüzden, göğsünüzün ucunu koyu renk kısmıyla beraber ağzının içine alıp almadığını mutlaka kontrol edin. Sadece meme ucunu alıyorsa süt pompası yardımıyla süt birikmesi oluşmaması için göğsünüzü boşaltabilirsiniz.  Halen, göğüslerinizdeki şişlik ve kızarıklık varsa mutlaka doktorunuza başvurun.

Doğumdan sonra vücut ne zaman toparlanır

Doğumdan sonra kadınların vücutları, hem fizyolojik hem de psikolojik olarak çok sayıda değişikliğe uğramaktadır ve biz bu döneme lohusalık dönemi diyoruz. Lohusalık döneminde; 6 hafta içinde üreme organları eski ve normal haline döner. Ancak, doğum esnasında gerilen vajina oldukça yavaş ilerleyerek eski haline dönebilir. Doğum sonrasında yaşanan vücut ısısının düşmesi ile annenin fizyolojik titremesi ortaya çıkar ve üşüme hissi oluşur. Kısa bir süre sonrasında ise bu tür sorunlar zamanla geçer.

Doğumdan Sonra Karın Bölgesi

Doğumdan sonra, gebelikte genişleyen ve esneyen karın kasları 6 hafta sonra toplanmaya başlar. Karın bölgesinde oluşan sarkık ve yumuşaklık 4 ila, 5 ay sonra gerçek sağlamlığına ulaşır. Bu bölgede oluşan hassasiyet nedeniyle yapılacak olan kegel egzersizleri ile leğen kemiğinizin kaslarını kuvvetlendirebilirsiniz. Ağrıyı ve oluşan ödemi azaltarak dolaşımı arttırabilir, kas zayıflığınızı da büyük ölçüde önleyebilirsiniz. Ayrıca, yapılan bu egzersizlerle ileri yaşantınızda oluşabilecek, çoğu kadının hayatını kâbusa çeviren idrar kaçırması, kan toplanması ve hemaroid problemlerinizi de bir nebze engellemiş olursunuz. Annenin emzirme döneminde fazla terleme sebebiyle, oluşan cilt dokusundaki ödem hızla çözülür. Bu sistemlerdeki oluşan değişikliklerde 6 ncı haftanın sonunda normal haline dönmektedir.

Doğum Sonrası İçin Bilinmesi Gerekenler

Gebelik boyunca kadının iç ve dış dudaklarında da oluşan sarkıklar meydana gelebilmektedir. Doğumdan sonra tekrar eski haline dönmesi beklenir. Hâlbuki böyle bir durum söz konusu değildir. Vajinal bölgede oluşan renk değişikliği ise, doğumdan sonra 10 güne kadar eski görümüne ulaşabilmektedir. Ayrıca, gebeliğiniz boyunca vücudunuzda çok sayıda hormon üretimi de başlamış olur. Özellikle, östrojen hormonu doğum yaptıktan sonra en kısa sürede eski halini alır. Progesteron hormonunun ise, eski seviyeye inmesi uzun zaman alabilir. Bu dönemde hormonlar sebebiyle, oluşan saç dökülmesi de yaşanabilir. Ancak, bu geçici bir dönemdir. Yine, loğusa iken, bağırsak hareketlerinizde yavaşlama ve kabızlıkta yaşayabilirsiniz. Böyle problemler yaşamak istemiyorsanız lifli gıdalar ve sıvılar tüketerek bu sorunlarınıza çözüm getirebilirsiniz.

İlk ilişkide kanama

Genelde kadınlar çevrelerinden duydukları yanlış ve eksik bilgiler neticesinde, ilk cinsel ilişkilerinde ister istemez endişe yaşayabilmektedirler. Kızlık zarının yırtılarak kanama olacağı yönündeki toplumdaki bazı yanlış inanışlar bizleri haliyle yanılgıya sürükleyebilmektedir. Bu yüzden, ilk ilişki sonrasında kızlık zarının yırtılıp kanaması beklenir. Kızlık zarlarının yapıları birbirinden farklık gösterir. İlk ilişki sonrasında yırtılmanın yaşandığı bölgede damar olmayabilir ve buna bağlı olarak kanama yaşanmayabilir. Özellikle, kızlık zarının özgün yapısı nedeniyle kadınların birçoğunda kanama olmamaktadır.

İlk İlişkide Kanamanın Çok Olması

İlk ilişkide kanamanın çok olmasının nedenlerinden biri de kadınların çevrelerinden duydukları ilk gece ile ilgili kanamaların yoğun yaşanacağına ilişkin kaygılar, kadında haliyle ilk gece korkusunu yaşatmaktadır. Bu manada, erkeğe bu konuda çok iş düşmektedir. Özellikle ön sevişme ve vajenin yeterli uyarılması ile birlikte, ilişki esnasında kanama ve ağrı oluşmaz ve hiçbir problem yaşanmaz böylelikle kişi acı hissetmeden cinsel birliktelik yaşayabilir. İlk ilişki sonrasında oluşan kanamalar ise, usulüne uygun şekilde yaşanmadığında oluşmaktadır.

Kızlık zarlarının kalın ve esnek olması veya kızlık zarının septalı olması ilk cinsel ilişkide problemleri de beraberinde getirmektedir. Kişilerin rahatlaması ve ilk gece korkularını yenmesi açısından jinekolojik muayeneler oldukça bu anlamda önem taşımaktadır. Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanamalar bazılarında birkaç damla olur ve kanama miktarı birkaç saat süren hafif lekelenme tarzında ya da adet kanamasına benzeyen miktarlarda değişkenlik gösterebilmektedir. Bazılarında ise, 3 güne kadar süren kanamalar seyredilebilir. Uzun seyreden kanamalarınızda mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurarak küçük bir müdahale ile kızlık zarında kanayan yerin tespiti ile kanamanın durdurulması mümkündür.

Diğer Unsur; Enfeksiyonlar

Diğer taraftan, vajina bölgesinde oluşan enfeksiyonlarda kadınlarda ilk ilişkide kanamaya neden olabilmektedir. Özellikle, genç yaştaki kadınların kızlık zarları yapısal olarak daha kalın ve kanlanması daha fazla olduğundan ilk ilişkide kanama açısından daha fazla eğilim göstermektedir.