Dış gebelikte kanama

Dış gebelik sperm ile döllenmiş kadın yumurtasının normal yerleşim yeri olan rahime ulaşmadan, dölyatağı borusu dediğimiz borulardan birinin duvarına yerleşmesi sonucunda oluşan normal dışı bir gebeliktir. Tüplerde tıkanmaya yol açan tüm durumlar dış gebeliğe zemin hazırlamaktadır. Bunların içinde en önemlisi geçirilen enfeksiyonlardır. En çok görülen yerler fallop tüpleridir. Burada zaman geçtikçe tüplere yerleşen döllenmiş yumurta büyür ve embryoyu barındırmaz. Bu durumda, tüplerde gerilme ve yırtılma başlar sonucunda da kanama meydana gelir. Takriben, 3 veya 6 ncı haftasında ağrı ve kanamaya neden olur.  Ağrının şiddeti çok ani olur ve yoğunluğu gittikçe artar. Dış gebelikte kanama dışarıdan olduğu gibi, içerden de olur ve gözle görülmez. Bu kanamalar fark edilmez ve tedavisi sağlanmadığı takdirde, anne iç kanama geçirip, hatta ciddi anlamda ölümle sonuçlanabilir. Çocuk sahibi olmak isteyen her kadın bu durumu yaşamaktan bir hayliyle korkar ve bu durum kadınları hem fiziksel hem de duygusal olarak çok kötü etkiler. Tüm toplumlarda ne yazık ki dış gebelikte, kadınların şikâyetleri her zaman göz ardı edilmiş veya eşlerin doktora götürmemesi sebebiyle dış gebelikteki kanamalar son aşamada ortaya çıkabilmektedir.

Erken Dönemde Oluşan Bulgular

Dış gebelikte, erken dönemde oluşan bulgular normal gebelikle aynı sayılır. Yalnız zamanla bu bulguların seyri değişebilir. Âdetiniz geciktiyse, karın bölgesinde ağrılar, vajinada anormal kanamalar ve baygınlık geçiriyorsanız muhakkak doktorunuza başvurmanızda fayda vardır. Dış gebeliğin en büyük ve hayati tehlikesi bu kanamalardan kaynaklanmaktadır. Ancak, idrar yaparken ya da büyük tuvalet ihtiyaçlarınızda da acı ve ağrı hissedebilirsiniz bu belirtilerde genelde idrar yolları enfeksiyonları ve gebelikteki kabızlıkla karıştırılabilmektedir. Böyle durumda doktorunuza haber vererek yapılan ultrasonografik muayene ve tahlillerle teşhisten emin olabilirsiniz. Bu bulguları taşıyan hastanın kanamayı durdurmak ve hayati tehlikesini ortadan kaldırmak amacıyla, muhakkak cerrahi bir müdahale şarttır. Ayrıca, erken tanı ile hastanın erken dönemde başvurduğu durumlarda ise, henüz iç kanamaya yol açmadan enjeksiyonla yapılan ilaçlarla ameliyatsız tedavi sağlanabilmektedir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir