Yetişmek ve Yakalamak

yetismek-ve-yakalamak

Sene 2015. Uzaydan arsa almalar, sebze meyve yetiştiriciliği, odadan odaya sms çılgınlığı, çocuğunun nerede olduğunu yer bildirimlerinden öğrenme devri. Peki ya bu döneme yakışır ‘çocuk yetiştirmenin altın kuralı’ ne? Sosyal medyaya hakim olmak gibi basit bir biçimde açıklanamayacağı kesin. Ya nasıl açıklamalı? Bu dipsiz kuyudan çıkıp gerçek dünyaya dönsünler diye yasaklar koymak, her şeyi erkenden yaşamalarının önünde durmak ya da hiçbir şey işe yaramazsa anneliği babalığı bırakıp arkadaş olmak mı? Değil.

Kendini de onunla birlikte yetiştirmek. Altın kural bu.

Onun öğrendiği her şeyi öğrenmek değil. Onun öğrendiği her şeyi neden öğrendiğini öğrenmek. Altından da değerli  kural bu işte. İhtiyaçlarını saçma bulsanız bile nedenlerine kafa yormak, empati dediğimiz şeyin bir derece fazlası belki.

Sorgulayan nesil, sorgulayan anne babayı hak ediyor. Ama bu sorgu ‘neredeydin, neden düşük not aldın, sevgilinle mi kavga ettin’ şeklinde değil, bizden bu bıkkınlık veren tutumu istemediklerini haykırıyorlar. Neden sonuç ilişkilerine kafa yoran, mantıkla açıklanamayanları duyguyla açıklamaya gayret eden, daima öğrenilecek bir şeyler olduğuna inanan anne babaları hak ediyorlar. İstiyorlar. İstediklerini belli ediyorlar.

Çünkü geçtiğimiz aylarda, yanlısı olalım ya da olmayalım anladık ki ‘sandığımız gibi ot değiller’. Dünyadan haberleri var. Dünyaya haberleri var. Yorumları var, açıklamaları, çözümleri, sözleri, bakışları var. Boş sandığımız kafalarında adeta ‘seyr-ü sefer’ var.

Habere bizden önce ulaşıyorlar

Bizler yalnızca dünyanın, üzerinde yaşadığımız kısmının bir kısmından haberdar olabiliyorken, adeta dünyayı parmak ucunda dolaşıyorlar. Kıyaslıyorlar, her şeyi kendi şartları içinde değerlendirmenin yanı sıra, büyük bir çerçeveden de bakıyorlar.

İstekleri, hobileri, ilgileri, merakları, sevdikleri ve sevmedikleri bizim sandığımızdan çok daha önemli. Çünkü en zayıf anlarında bile onlara sarılıyor, bırakmamak için direniyor, gerekirse rest çekip tavır koyuyorlar. ‘Sen onayla ya da onaylama, önemli değil ama anla’ diyorlar. Saygı bekliyorlar. Biz yalnızca sevgi beklediklerini zannederken saygı bekliyorlar.

Aşağılamadan, hor görmeden, küçümsemeden, basite alınmaktan hoşlanmıyorlar. Kabul etmiyorlar bunu. Test kitaplarına gömülmesini beklediğimiz çocuklar, twittera göz atmanın, dans etmenin, interaktif tiyatro oyunlarının bir parçası olmanın, beyin gücüyle para kazanmanın, her şeyin yeni bir yolunu bulmanın hafife alınmasını istemiyorlar. Öyle ki takdir bile beklemiyorlar. Yalnızca onlar kendi durumları içinde dururken bizden sakinlik bekliyorlar. Anlamamızı bekliyorlar. ‘Bir bildikleri olduğunu kabul etmemizi’  istiyorlar. Ya varsa? diyorlar. Düşündünüz mü hiç; ya varsa?

Bu zamanda sağa sola savrulmayacak çocuk yetiştirmenin sırrı onunla arkadaş olmak falan değil. Herkes rolünü bilmeli, anne anne, baba baba olmalı da sırf öğrendi diye yıllar önceki anne, yıllar önceki baba olmamalı işte. Yenisini öğrenmek zamanı şimdi. Rolünü unutmadan, yeni tavırlar ve yeni bakış açıları yakalamanın zamanı. Onunla birlikte yetişme zamanı. Gerisinde kalmadan ve ilerisinde sanmadan kendini.

Zaman, ancak çocuklarımızı yakalayınca gerçek değerine kavuşuyor. Aksi halde yalnızca ve yalnızca ‘kuşak çatışması’. Anlaşılan çocuk, anlamaya da meyilli oluyor. Anlayışı gelişiyor. Saygısı güçleniyor, sevgisi cilalanıyor. Yaklaşıyor. Uzaklaşmıyor, yaklaşıyor. Zaman, ‘an’la ve anlayışla anlam kazanıyor. Anlaşılan çocuk, sorumluluklarına sadık kalıyor. Anlaşılmayanın isyanı, ona bulaşmıyor. Huzur, bize lazım olduğu kadar onlara da lazım, bunu unutmuyorlar. Biz gidersek onlar da geliyorlar.

Düşünün derim. Gözlemleyin, dinleyin, okuyun. Anlayacak ve anlaşacaksınız. Yetiştikçe yakalayacaksınız.

Ve özetle; çocuk yetiştirmenin altın kuralı, altını yalnızca kendinde sanmamak.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir