Yaşam Koçu Sana YUH! Diyorum

Meslek hayatıma adım attığım günden bugüne, yıllar boyunca pek çok şaşırtıcı olayla ve tuhaf durumla karşılaştım. İnsanların çaresizlikten nasıl şeylerden medet umduklarını gördüm. Üfürükçü hocalardan gizemli sahtekar medyumlara.

Olumsuz her şeyin, bir yapanı, bir yaptıranı bir de çözücüsü olduğuna inanıyor insanlar. Dünyanın kötü yanlarını, insanların karanlık yanlarını hep olmadık şeylerle açıklıyor ve bunlarla baş etmek üzere birilerini tayin ediyor, ona ümit bağlıyorlar. Bu nafile çaba ve bu kandırılmaya müsait olma hali her zaman canımı sıkmıştır. Ancak görüyorum ki bu çaba, çağ atladıkça, bilim geliştikçe, dünya trendleri çeşitlendikçe şekil değiştiriyor. Daha modern isimler ve biçimler alıyorlar, daha kabul edilebilir biçimde açıklanıyorlar. Her şey gibi onlar da değişiyorlar. Ama ‘boş’lukları aynı kalıyor, kandıran, aldatan, umut bağlatan yanları aynı kalıyor. Ve maalesef böylelikle, insan ruhunu da cüzdanlarla birlikte soyuyorlar.

Ekip olarak vajinismus tedavisiyle ilgili deneyimlerimin azımsanmayacak bir bölümünde, önceki müdahalelerin kötü izlerini silmek ve sıfırdan başlamak var.

Hiçbir tıp eğitimi ve psikoloji yetkinliği olmayan kişiler, bırakın hasta ve hastalık nedir, insan vücudundan bihaber olanlar, bilmem kaç gün katıldıkları eğitimde aldıkları yaşam koçluğu, bireysel danışmanlık, mental koçluk gibi pek çok unvanla vajinismus tedavisine bile el atmış durumdalar.

İşte buna yuhhhh derim!!

Önce insana zarar vermemeyi öğrenin…

Bir çoğumuz,  doktor, kadın doğum uzmanı ve üstüne yurtdışı  ve yurtiçi cinsel terapi eğitimi almış cinsel terapistler ki Jinekoloji bilgisi yeterli olmadığı için sadece psikolog ve psikiyatrist müdahalelerine bile mesafeliyken, tutmuş bir yaşam koçu, kadına “senin vajinismus sorununu aşacağız” diyor.

İsyan etmemek mümkün değil.

Maalesef susmak da mümkün değil artık. Çünkü bu tedavi, EKİP İŞİDİR…

Üzerinde sayısız deney yaptığınız ve düşüncelerinizle evirip çevirdiğiniz bu zihinler, insanların. Deney maymunlarının değil. Yaşam koçu ‘insana yapabileceklerini yaptıran kişi’ymiş. Peki bir insanın yapabileceklerini algılama, tahlil etme ve belirleme yetileri, bilmem kaç günlük eğitimlerle edinilecek kadar basit miymiş, sorarım size? Kime göre neye göre?

Karakter tahlili dediğiniz şey, dost sohbetlerindeki burç sohbetlerine mi dönüşüyor yani? İnsanın anatomisini, psikolojisini, biyolojisini, fizyolojisini bilmeden bir insanı nasıl terapi edersiniz?

Sadece şaşıyorum…

Hayata bakışını değiştirmek gömleğini değiştirmek gibi basit bir şey mi?

Hangi eğitimler yetkin kılıyor bu insanları?

Hangi sertifika programları?

 

İşin ucunda insan varsa, insan zihni, duyguları ve yaşamı varsa, öylesine alınmış sertifikalarla insan hayatına müdahale etmek ne kadar mantıklı?

Bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak, cinsel terapi yetkinliği kazanmak, hipnoterapiyle ilerlemek ve bunları takiben de ilişki terapisini bir bütün olarak ele almak benim için adeta gereklilikti. Bir zincirdi çünkü bütün bunlar ve en baştaki unvanım, yani Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı eğitimim ve deneyimim olmasaydı, yani hekim olmasaydım üzerine bunları katmazdım. Temelsiz bir binanın katlarını neye güvenerek çıkayım ki?

Evde sıkıldım, nefes koçu olayım, iyi para varmış yaşam koçu olayım, iletişimim iyidir aile terapisi yapayım diyenler, benim için çok şaşırtıcı.

Psikoloji eğitimi almayanlar iç dünyayı tahlil edebilir, fizyolojiden anlamayanlar seks taktikleri önerilerinde bulunabilir, kendini aklı başında bulanlar size amaçlar tayin edebilir.

Ama yalnızca dost sohbetlerinde.

 İyi konuşan, ikna edici yönleri olan, doğruyu görmede diğer insanlardan daha başarılı olan herkes uzman kesilecekse, eş dost da assın duvara sertifikasını. Herkes birbirinin yaşam koçu bu minvalde. Aynı şey mi diyenler elbet olacak, bana ve çok iyi biliyorum ki pek çok meslektaşıma göre çok da başka şeyler değiller maalesef. Bir şey iyi pazarlanınca en iyisi sayılmamalı pazarın. Bir şeyden maksimum ve sürekli fayda sağlanabiliyorsa odur işin doğrusu. Belki başka ülkelerde mümkündür bu iç yolculuk yönetme işlerini, meslek erbabı olmayan birilerinin yapması. Çünkü orada bu sertifikasyon işleri daha alengirlidir muhakkak. Çünkü orada bir insanın bedeniyle oynamak kadar suçtur ruhuyla oynamak. Ama burada değil. Üniversite eğitimlerinin bile zaman zaman yeterli olamadığı biz ve bizim gibi ülkelerde değil. Yaşamın bu kadar zor ve insanın bu kadar bıçak sırtında olduğu yerlerde değil. Buralarda ümit en kolay satılan şey.

Ümit satmasınlar artık size.

Zaten sizde olanı size satmasınlar. Her iş için, bu musluk tamiri de olur, erken boşalma tedavisi de, işin erbabını bulun, eğitimlisini, referanslısını, deneyimlisini. Belki üç kuruş fazla gelecek size ama emin ellerde olmaktan büyük lüks yoktur. Ve bir hiç için yatırım yapmaktan daha karlıdır eminim. Bir tüp kan aldıracak olsanız hemşire dışındakini seçer misiniz? Ya da herhangi bir ameliyata girmeden önce doktorun en deneyimlisini isteme sebebiniz? Bedeniniz kıymetli bedeninize az bilen ilişmemeli size göre. Beden riske atılmaz.

Ya ruhunuz?

Ruhunuzu, düşüncelerinizi, hayallerinizi, herkese açmanız, herkese teslim etmeniz neden? Neden o kadar ince eleyip sık dokumuyorsunuz mesele ruh olunca?Haksızlık…

Bu yazıyı yazmak zorundaydım.

Çünkü görüyorum ki duvara asılan sertifikalar, çokça zaman ve enerji çalıyor insanlardan, elbette bir de para. Umudu tüketiyorlar kullana kullana. Zaafları köprü ediyorlar yol gitmeye. Öyle zamanlar ve vakalar geliyor ki sabrım taşıyor. Ama gerçek uzmanlar için bu da bir sınav. Seve seve içindeyim, ben ve ekip arkadaşlarım…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir