Uzun Süreli İlişkiniz Çıkmazda mı? Çözelim

‘Uzatmalı’ sevgilisi olanlara uyarı niteliğinde bilgiler vermeyi borç biliyorum. Bir ilişkinin en büyük şansı, karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri bilmek ve onları bertaraf etmek için yollar arayacak olanağa sahip olmaktır. Aksi takdirde uzatmalara rağmen sıfır sıfır biten mutlu bir karşılaşma dışında bir şeyden söz etmek mümkün olmaz.  

Monotonluk; Kadın ve erkeğin birbirlerini tanıyacak uzunca vakitleri olması, tekrarlanan sosyal aktiviteler, birbirinin benzeri tartışmalar ve sürprizsiz sevişmeleri de beraberinde getirir. Işte biz buna monotonluk diyoruz. Aynı şeyleri yaparak ve bunların neticesinde aynı duygularda buluşarak birbirine daha fazla aşık olan çift bulmak neredeyse imkansızdır.

Alışkanlık; Sevgi ve aşkın yerini alışkanlığın alması, ayrılıkları daha da zorlaştırır. Oysa bazen ayrılmak gerçek bir gereklilik halini alır. Gereklilikleri yerine getirememekse ilişkiden ziyade kişinin kendisine zarar vermesi sonucunu doğurur. Sevdiklerimize alışmalıyız ama yalnızca alıştıklarımız sevdiklerimiz olmaktan uzaklaşmışsa bu ayrıma varacak kadar uyanık olmak gerek.

Sıkılma; Rutine binen, sürprizi, yeniliği kalmayan, adeta ezberlenen partner ve ilişkiler, insanı sıkmayı eninde sonunda başarır. Kaçınılmaz bir son gibidir normalliğe boğulmuş bir ilişkinin kalpte hareket yaratmaması. Uzun bir ilişkinin mutlu sona varması isteniyorsa sıkılma duygusunun beliriverdiği anlarda keskin dönüşler ve açılımlar yapmak şarttır.

Heyecan eksikliği; Heyecan market alışverişinde, TV izlerken ya da yemek yerken de mümkündür ancak bu sıradan anları heyecanla donatmak adeta sanat olduğundan daha basit bir ödev vermekte fayda var. ilişkinin ihtiyaç duyduğu heyecan dozunu yatak odasında almak. Çamaşırıyla, pozisyonuyla, dokunuşuyla, sözcükleriyle, rolleri ve talepleriyle heyecan yaratan partnerler, uzatmalı ilişkiyi diri tutar.

Evlilik baskısı; Sırasıyla yapılan tüm eylemlerden sonar nihai sonuç hedeflenmez mi? insan hayatının en belirgin nihai sonuçlarından biriyse evliliktir. Birbirini tanıyan, seven, sevişen, ortak yaşama alışan, çevrelerini paylaşan ve bunları defalarca farklı biçimlerde yapan çiftlerin önündeki adım evliliğe dönüşür. Taraflardan biri ve itiraf ediyorum genelde  kadın olanı, evlilik talebini bir yere kadar erteleyebilir. Sonumuz ne olacak sorusunun asıl anlamı ‘evlenmeyecek miyiz artık?‘dır. Ve bu soru sorulduktan sonar hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Ya tam gaz ileri ya da geri gidilecektir eninde sonunda.

Cinsellik; Cinsel açıdan iki büyük tehlike vardır uzun ilişkilerde. Birincisi; cinselliği yaşayamadan uzunca zaman bir arada kalmanın verdiği sabır tükenmesi ki bu genelde erkekte yaşanır. İkincisi ise cinselliğin yaşanması ve evliliğe cinsel açıdan heves kalmamasıdır. Yani beklenen bir dönüm noktası, farklı bir deneyim, büyük bir açılım yoksa ilişkinin seyrinin değişmesi, başka bir yöne evrilmesi gerekliliği düşünülmez. Düzenli cinsel yaşam, aşırı düzenli ve sistemliyse daha doğrusu rutine bindiyse ilişkiyi tatsız, renksiz ve kokusuz bir sıvıya dönüştürür.

DEVAMI>>>

Sayfa 1 / 212

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir