Sevmekle Başlar Herşey

Sevmekle başlayan şeyin sevişmekle sürmesi… Bir sabah kahvesinden önce ya da sonra bir akşam yemeğinden. Zamansız, olmadık bir anda. Ya da planlanan uzun uzun, adeta bir müsamere gibi. Kostümlü bir parti, anadan üryan bir buluşma. Ne fark eder, seviştikten sonra? Doyduktan sonra kadın ve erkek, yenisini sabırla karışık bir sabırsızlıkla bekledikten sonra. Sahiden ne fark eder? Peki ya olmazsa? İstemezse biri, istediği halde? Ve bekletirse sevdiğini hazzın görkemli kapısında? Olanlar ağır, zor; ama olacaklar imkansız değil. Kadın ve erkek, suları birbirine karışan iki nehir gibi. Engin bir denize dökülmek için birbirine karışan ve coşan birbirinden aldığı cesaretle. Biri kaybederse ivmesini, biri istemezse çağlamak, biri istemezse diğerine karışmak, yolları ayrılıyor nehirlerin bir süre sonra. Biri yalnız kuruyor ve başka nehirler arıyor bir diğeri. Ama dedim ya, hiçbir nehir çaresiz değil, diğerine karışmak istedikten sonra.
Erkeklerin hormonları meşhurdur, her zaman sevişmeye hazır ve biri olmazsa diğerinden medet uman bedenleri. Kadınsa olabildiğince tek eşli, olabildiğince görevli. Yanlış duymadınız, mutlu eden bir sevişmede adeta görevli. Göklere çıkarmak isteyen azdır kadını, kadınla göklere çıkmak isteyenlere denk geliriz daha çok. Kadın bir yol, bir gidiş biçimi, lazım gelen bir ortaklığın tarafıdır sanki. Evlenmeden, evlenince, doğumdan sonra ve aslında erkeğin spermleri olay yerini terk edene dek şu dayatılan hayatta. İstiyor mu sorulmaz, istese nasıl olur, nasıl ister olur, istemezse ne olur, neden istemez, ona ne olur, düşünmez kimse. Peki ya erkek? Eksilir erkekliği istemez görünürse, adı dokuza çıkıverir ve bir daha inmez sekize. Sevişmek stemeyenleri, layığıyla anlamaz kimse ve istemeyen öyle bedbaht, inanmaz çözüme. Bir kapı var oysa, girseniz o kapıdan, çözülecek dert. Açsanız içinizi, dökseniz alınızı, gösterseniz morunuzu, baksanız kadın erkek, birbirinize, çözülecek o hapseden kör düğüm.
Olmaz ama bazen. İstemez kadın sevişmeyi. Aranan ıslaklık bulunmaz mücevher kutusunda ve duyulmaz kışkırtan inlemeleri. Olmaz ama bazen. İstemez erkek sevişmeyi. Yükselişe rastlanmaz bedeninde ve duyulmaz o arsız hoş sözleri. Olmaz bazen ama olsa ya hep.
Erkek, kadının; kadın, erkeğin içindek devi uyandırmayı bilse ya. Baksa ya her ikisi de kendine bir aynada çıplak gözle. Sevmenin hakkını vermeden sevişmenin hakkını vermeye çalışmasa keşke kimse. Neleri seviyor, nedir onu terleten, nedir gıdıklayan içini, herkes sevdiğine anlamak için bakabilse.
Olmuyorsa olmuyor, diyebilse ama her şeyden çok istese oldurabilmeyi. Sevişme isteği taşımayan kadın ve erkek, bırakabilse kendini işin ehline. Çalsalar ya kapımızı birlikte, el ele girseler ya içeri, ‘seviyoruz ama isteğimizde bir kırılma var’ diyebilse biri diğerinin sancısını sahiplenerek ve suçlamadan sevdiğini isteksizlikle. Seven sevdiğini hep istese. Seven sevdiğini mutlu ederek mutlu olmayı istese. Seven, sevişmeye giden o yolda da her şeyi bölüşebilse.
İsteği sönmüş sevişmelere kurban etmeyin ilişkinizi. Ben varım, biz varız, bakın bir çaresine. Nedir, nedendir, anlamak mümkün. Ne kadar sürer, nasıl çözülür söylemek mümkün. Ara versek de yeniden şevkle sevişmek mümkün. Soruna inandığınız kadar inanın çözüme de; sevmeleri daima sevişmeler takip etsin.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir