Mesleki tercihler yanlış olmasın

Mesleki tercihlerimizi yaparken şüphesiz ki nasıl ilişkiler yaşamak isteyebileceğimizi düşünmemiştik. Dahası o güne dek nasıl ilişkiler yaşadıysak kariyerimiz şekillendikçe de aynen öyle devam ederiz sanıyorduk. Ama size bir sır vereyim mi; pek de öyle olmuyor. Mesleğimiz ve kariyer hedeflerimizle birlikte hayattan anladıklarımız, sosyal çevremiz,  rutin düzenimiz, zaaflarımız ve şartlarımız değişiyor. Bu da beklentilerimize sirayet ediyor tabi. Bir ilişkiden almak istediğimiz şeyler ve önceliklerimiz, mesleğimizden etkileniyor.

Mesleğimiz neden ve nasıl etkiliyor bizi bu kadar, ne dersiniz? Belirleyici olan şeylerden söz etmek gerekirse;

  • Boş zamanların miktarı ve yeterliliği, azlığı, fazlalığı konusundaki düşüncemiz
  • Mesleğimiz gereği tanıştığımız, muhatap olmak durumunda kaldığımız insanlara karşı fikir ve duygularımız
  • Duygularla ilgili öncelik sıramızı değiştiren özel mesleki durumlar
  • Hayal kırıklıklarımız, güzel sürprizler
  • Dün ve yarın kaygısı
  • Bugüne yetişememe korkusu
  • Tedbirli olma gerekliliğine inancımız
  • Diğer meslektaşlarımıza benzeme isteği
  • Mesleğin getirdiği fiziksel koşullar

İşte şimdi mesleki tercihleriniz ışığında seçtiğiniz ilişki biçimlerini değerlendirmenizi istiyorum. Yukarıdaki hangi sebeplerden dolayı yapıyorsunuz siz tercihlerinizi?

Gelelim merakla beklenen kısma. İşte yapılan araştırmaların ortaya koyduğu sonuçlar. Kızmak, küsmek, kırılmak yok, belki de siz bir istisnasınız. Ama yine de tarafsız okumaya çalışın, olmaz mı?

Sadece seks arayan ve yataktaki uyumu öncelik sayan meslek grupları sanırım tahmin de edebileceğiniz gibi oyuncular ve mühendisler. Sayısal verilerin yarattığı yorgunluk ve ince hesap yapma dürtüsü, kolay ulaşabilir olma ve güvensizlik etkili nedenlerden sayılabilir.

Psikologlar, hemşirelere, tasarımcılar, yazılımcılar, eczacılar uzun sureli, düzenli ilişkilerden yana. Neyse ki hoşunuza gidecek bir sonuç elde edilmiş de aramızda dargınlık olmayacak, ha ne dersiniz? İnsanı anlamaya ve anladıktan sonra çözüm üretmeye yönelik mesleklerin genel durumu bu sanırım.

Doktorlar ve avukatlarsa ilişkide aşktan çok arkadaşlık duygusuna önem veriyorlar. Bu nedenle adını koymadıkları arkadaşlık gibi ilişkiler yaşamaları da yaygın bir alışkanlık. Bunun nedeni hem boş zamanlarını yeterince control edemiyor olmaları, hem de güven duygusunun önemini her gün yeniden görmeleri.

İlişkide kaostan beslenen ve zorlu, çıkmazlı ilişkiler sanatçıların işi. Öyle tahmin ediyorum ki yaratım sancıları ve ilham da böyle geliyor.

En çok günübirlik ilişki arayanların başında ise medya çalışanları geliyor. Fast food gibi tükenen zaman ve kısa sürede olması gerekenden büyük samimiyetler, bu zemini oluşturuyor sanırım.

Gazeteciler, halkla ilişkilerciler, reklamcılar gecelik, kısa süreli ilişkilerden hoşlanıyor. Bunun nedeninin sorunları hızlıca görebilme yetileri olduğuna inanıyorum. Çünkü ilişki süresince verici ve sadık olabiliyorlar. Ancak çok uzun sürmüyor.

Polisler, öğretmenler, bilim insanları ve müzisyenler de kendilerini fazla bağlayacak ilişkilerden hoşlanmıyor. Oradan oraya göçerek, yeni amaçların peşine düşerek geçirdikleri bir yaşamın getirisi olsa gerek.

Mesleki seçimlerimiz ve alışkanlıklarımız elbette ilişkimize sirayet ediyor. Tıpkı aynı seçimlerin beslenme alışkanlıklarımızı ya da hobilerimizi de etkilemesi gibi. Ancak yine de istediğimiz düzeni tutturmak, ilişkimizi genellemelerden uzak tutarak sürdürmek bizim elimizde. Bunun için başlıca önerime gelince ‘partnerimizle konuşmak’. Evet onunla anlaşmak, onun beklentilerini, şikayetlerini, sitemlerini, isteklerini bilmek ve aynı biçimde kendimizinkileri de aktarmak.

Tek gecelik ilişkilere düşkün olan, seksi öncelik kabul edenlerse en yakın eczaneden prezervatif temin etmeliler, haksız mıyım?

Mutlu ve sağlıklı günler.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir