Kim Kardashian ”2. Çocuğumun Plasentasını Yani Eşini Yedim” Dedi

Kim Kardashian’ın 14 Aralıkta kendi blog sayfasından yapmış olduğu açıklamasına bakalım.

35 yaşındaki ünlü tv yıldızı blog yazısında ikinci çocuğunun ‘Saint West’ doğumu sonrası “kendi plasentasını yemenin” faydalarından bahsetmişti.

Kardashian şunları söyledi: “ilk çocuğum North’a hamileyken ilk hamilelikleri sonrası kendi plasentalarını hiç yemeyen ve sonrasında doğum sonrası depresyonu yaşayan, ancak ikinci hamilelikleri sonrası kullandıkları “plasenta hapları” neticesinde depresyon yaşamadıklarını anlatan birçok annenin hikayelerini okudum. Ve düşündüm ki neden olmasın? Sonuçta ne kaybederim ki.” Ben de yapabilirim”

İki çocuk annesi Kardashian yazısında “bütünsel bir kişilik” olmadığı konusunda teminat verirken aynı zamanda plasentasını hap şeklinde yemeye karar verdiğini belirtiyor. Ve şöyle devam ediyor. ” ‘plasentamı yiyorum’ derken aslında dondurup kurutulmuş ve ezilerek hap haline getirilmiş plasenta haplarını kastediyorum. Tabi ki bir et parçası gibi pişirip – bazı insanların yaptığı gibi – yemiyorum.”

Aslında bu olay 2013 yılında kendi adını taşıyan programda kardeşi ile yaptığı bir konuşmada da dile getirilmiş ve kardeşi tarafından üçüncü çocuğunu doğurduktan sonra plasentasını yemek istediği konusu dillendirilmişti. Hatta kardeşi #Kourtney üçüncü çocuğunu doğurduktan sonra İnstagram hesabında kendi plasenta haplarını takipçileri ile paylaşmıştı.

#kimkardashian hollywood yıldızları arasında bu Moda’yı takip eden ilk ve tek yıldız da değil. #aliciasilverstone ve #januaryjones’ta bu hapın faydalarına inanarak kullanan yıldızlardan sadece birkaçı.

Her ne kadar 2013 te ortaya çıkmış olsa da 1970 lere dayanan insan plasentafaji kavramı (plasenta yemeği ifade eder) mevcuttur. Özellikle köpek ve diğer memeliler bu olayı zaten doğum sonrası gerçekleştirmekte olup bilimsel veri olarak da köpeklerde doğum sonrası ağrıyı azaltığı bilinmektedir. Ayrıca memelilerin bunu yemesinin sebebi de karınlarını doyurmak ve yavrularının diğer vahşi hayvanlarca kan kokularının alınıp yenilmelerini önlemek ve ortada bir iz bırakmamak üzerine çalışır.

Ecology of food and nutrition dergisinde 2013 yılında 189 yeni anneyle yapılan bir araştırma sonucunda annelerden %76 sının plasentalarını yemeleri ile ilgili olumlu deneyim yaşadığı ve büyük çoğunluğunun bir sonraki doğumlarında bunu tekrar deneyeceklerini ifade etmişler. Belirtilen tek olumsuz yanı tadı ve kokusu olarak söylemişler. Ama hap şeklinde olduğunda zaten bu olumsuzlukların da ortadan kalktığını dile getirmişler.

Ancak gerçekten doğum sonrası plasenta yenmesinin kanıtlanmış bir faydası var mıdır?

Bilimsel olarak hayır!!!

Gebelik boyunca toplam 9 ay bebeğin büyüdüğü kese olan plasenta, aynı zamanda bebeğe su ve oksijen taşır, ve bir filtre vazifesi de görür. Plasentanın toksinleri filtrelediği ve bebeği koruduğu da düşünülmektedir. Ve hikayemiz doğum sonu anneye de  iyi gelir teziyle başlamaktadır… Plasentanın doğum sonrası depresyonunu azalttığı, enerji kaynağı olduğu, anne sütünü arttırdığı, kansızlığı giderdiği ve doğum sonrası uyku problemlerini azalttığı söylenmektedir.

FAKAT…..

Northwestern üniversitesi tıp fakültesinde yapılan uzmanlar, bu konuda yapılan toplam 10 araştırma incelenmiş, çiğ ,pişmiş ya da hap şeklinde plasenta yemenin doğum sonrası depresyona karşı korunmada, emzirme döneminde süt salgısının artmasında, enerji artmasında, doğum sonrası ağrıların azaltılmasında, deri estekliğinin artmasında ve yara iyileşmesinin hızlanmasında fayda sağlayıcı herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.

Ayrıca araştırmacılar tarafından plasenta yemenin sağlık açısından herhangi potansiyel bir tehlike oluşturmadığını da belirtmişler. Ancak plasentanın saklanması, hazırlanması ve ne kadar tüketilmesi gerektiği konusunda bir veri halen bulunmamaktadır.

Sonuç olarak elimizde ne pozitif ne de negatif bilimsel bir veri yoktur.

Fakat biz kadın doğumcular ve doğum sonrasında loğusa psikolojisini yakinen takip eden hekim arkadaşlar anneyi rahatlatacak, onu güvende hissettirecek zararsız takviyeleri tamam çok önemseriz amaaaaaa; İşin psikolojik yönünün bu konuda çok daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Kanıtlanmış hiçbir veri olmamasına rağmen, bunu içen ve anne olan kadınların şikayetlerinin giderilmesi ve kendilerini huzurlu hissetmeleri büyük oranda psikolojiktir.

Tıbbi olarak plasentanın doğum sonrasında içinde bulunabilecek bakteri ve virüsleri de yadsımamız ve gözden kaçırmamamız lazım…

Sonuçta belirtmek isterim ki elimizde kanıtlanmış verinin olmayışı ve hem loğusanın kendine hem de sorumlu olduğu bebeğe ekstra bir zarar getirmek istemeyişimizden olacak, bunun yenmesi ve içilmesi konusunda pek de pozitif olamayacağım.

Dr. Gökçen Erdoğan

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir