‘İyi Oldu Az Bile’ Demek Niye

Son zamanlarda sosyal platformlarda sıklıkla karşılaştığımız kınama, önleme, mücadele etme çalışmalarının nefret suçlarıyla ilintili olması ve bu suçların giderek artması, baş edilemez hale gelmesi ne kadar üzücü. Çalışmalar adına son derece umutlu olduğumu da söylemeliyim.

Nefret suçu şöyle tanımlanıyor;  bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi önyargı doğurabilecek nedenlerden ötürü işlenen, genellikle şiddet içeren suçlar. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler nefret grubu olarak adlandırılırlar. Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.

Ne böyle bir tanım olsaydı ne de böyle bir yasaya ihtiyaç duyulsaydı keşke. Çok derin bir konu bu, bin bir türlü boyutu var, etkenleri ve değişkenleri bol, anlaşılması çaba ister. Ama bir insandan nefret etmenin, onu hedef seçmenin yanlışlığı çok kolay anlaşılır bir şey. Siyasetten, hukuktan, sosyolojiden anlamanıza gerek yok. Şöyle bakın; siz birini öteki kabul ediyorsanız siz de o kişi için ötekisiniz demektir. Haydi öyleyse birbirimizi öldürelim! Çok acı. Yaşananlar tam olarak böyle çünkü. Şiddetin azı çoğu olmaz, hepsi bir. Herhangi birini ‘öteki’ kabul etmek, dışlamak, onun daha az hakka sahip olduğuna inanmak çok büyük bir yanlışlık. Ve biz, insanoğlu, aklıyla kalbini birleştirmede en usta canlı, bunu nasıl görmeyiz!

Kişisel düşüncelerimiz DNAlarımız kadar farklı, aynı oluşumların içindekiler bile birbirinden ayrı. Katılmak, onaylamak, anlamak zorunda değiliz ama söylemlerimize pek tabi dikkat etmek zorundayız. Birini ırkından, dininden, cinsiyetinden, cinsel tercihinden dolayı ‘yok edilmeyi hak eden kişi’ olarak görmek ve dahası başkalarına da işaret etmek ne büyük bir gaflet…

Söz gelimi; eşcinselleri sevmek, bu yönelimi onaylamak zorunda değilsiniz, Müslümanlar Yahudileri, Yahudiler Müslümanları, Türkler Kürtleri, Kürtler Türkleri sevmek zorunda değil. Bunlar sadece örnek, hiçbir grup bir başka grubu sevmek zorunda değil ve de hiçbir insan bir başka insanı. Fakat hepimiz birbirimizin can güvenliğinden, refahından mesuluz. Aynı göğün altında yaşıyorsak o göğü kendi üstümüze doğru çekiştirip duramayız. Bize düşen havayı temiz kılıp aynı oranda sağlıklı solumak. Bu gök hepimizin.

Türk toplumu duyarlıdır aslında. ‘Gel ne olursan ol gel’i duyarak ve duyumsayarak yetiştik, bu fikrin güzelliğinin farkında fakat hayata geçirme konusunda daima tereddütteyiz. Oysa çok kolay. Birbirimize zarar vermekten çok daha kolay.

Eskiler anlatırlar duymuşsunuzdur…

Sayfa 1 / 212

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir