İhanet

Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çekinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların, aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz. 

Hazreti  Ali  

 

İhanet… Yaşayan için belki de duyguların en ağırı. Eski Türkiye güzellerinden biriyseniz ve beyaz atlı prensinizi bulduğunuza inanıyorsanız da sarsıyor sizi, her perşembe pazara çıkıp sebze seçtiğiniz sırada kocanızın evde komşunuzla seviştiğini biliyorsanız da. Fark var mı? Kime göre, neye göre fark… Söz konusu ihanet olunca insanların duyguları hakkında karşıt tahminlerde bulunup her ikisinde de haklı çıkabilirsiniz. Örneğin; duymazdan gelip kendi egosunu ve gururunu kurtaran da kendince haklı oluyor, ispat edip yüzüne vurup ‘ben aptal değilim’ diyen de. Çünkü insan güvendiği dağlara kar yağınca çok üşüyor. Düşündüğünüzden daha çok. Kapıdan girdi Kenan, bütün heybetiyle. Boyu posu ve hoş fotoğraf veren görünümüyle. Kendinden öyle emin görünüyordu ki klasik – bir arkadaşımın bir sorunu vardı – yalanına sığınacak diye düşünmedim değil. Sığınmadı. Sıradan havadan sudan bir girizgah yaptıktan sonra kısa bir süre sustu ve sonra da başladı:

Kenan – Yarım saat erken geldim. Sevgilimi bekliyoruz. Ama o gelmeden sizinle konuşmam gereken bir şey var.

Evet seansa çift olarak gelmek üzere randevu almışlardı. Sinem ve Kenan. Kenan beklenenden biraz erken ve Sinemsiz gelmişti. Eğer meşgul değilsem acil bir durum için beni görmeyi rica etmişti. İyi ki o an müsaittim, çünkü tarihin değilse bile o ilişkinin seyri değişebilirdi.

Dr.GE – Bilgim var Kenan Bey, sizi dinliyorum. Bir sorun var anladığım kadarıyla

Kenan – Aldatıyorum ben Sinem’i.

Dr.GE – Anladım. Bugün burada bulunma sebebiniz çift olarak nedir ve sizin şahsi sebebiniz nedir?

Kenan – Biz Sinem’in cinsel isteksizliği için geldik size. Ama ben üstüne gitmeyin diye söylemek istedim. Zorlamayın Sinem’i diye.

Dr.GE – Sizin zaten aktif bir cinsel yaşamınız var ve Sinem’in bu yüzden kendisini zorlamasına gerek yok. Doğru mu anlıyorum Kenan Bey?

Kenan – Evet üzülüp kendini eksik hissetmesini istemiyorum. O gelmek istedi ama ben onu seviyorum benim için sorun değil onunla yatmak yatmamak.

Sorun buydu aslında. Bir kadının cinsel yaşantısındaki sorunu kendisine zarar vermedikçe önemli bulmuyordu erkek.

Dr.GE – Sen diyebilir miyim Kenan? Aramızdaki mesafeleri kaldırmaya başlayalım ki daha hızlı yol alalım.

Kenan – Tabi tabi sevinirim. Anlıyorsunuz beni değil mi Gökçen Hanım? Çok araştırmış etmiş Sinem, geldik tabi. Nasıl istiyorsa öyle olsun diye. Ama zorlamayın da üzülmesin.

Dr.GE – Kenan, aslında Sinem’in cinsel isteksizliğini hayatında sen olsan da olmasan da çözmek gerekir. O yüzden iyi ki gelmişsiniz. İtirafın sen de öyle olmasını istediğin sürece aramızda kalacak. Fakat sormak durumundayım Sinem’in cinsel isteksizliği başka biriyle ilişkin olmadan seni bunaltınca mı başladı, yoksa senin ilişkinin başlamasından sonra mı Sinem’in cinsel isteksizliği başladı?

Kenan – Biz Sinem’le evli değiliz de 3 yıldır beraber yaşıyoruz, karım sayılır. Diğer kadını soruyorsanız benim için çok anlamı olan aşık olduğum bir kadın değil. Öyle hani cinsel bir şey. Ama şey yani düşünmemiştim bunu ben galiba hiç. İşte 1 yıldır ilişkimiz var onunla.Sinem de son 8-9 aydır böyle. İstemiyor hiç, memuriyet gibi vazife gibi birlikte oluyoruz.

Dr.GE – Anladım. Yani sizin ilişkiniz Sinem’le yaşayamadıklarınız nedeniyle başlamadı. Sinem’in sıkıntısı sonradan başladı. Peki bunu kendisine söylemeyi düşünüyor musun?

Kenan – Yok aman ha Gökçen Hanım! Ben üzülmesin diye üstüne gitmeyin diyorum, siz bunu söyleyecek misiniz diyorsunuz. Ölür bunu duyarsa. Seviyorum ben onu.

Sinem de gelmişti, odama alındı. Şefkatle öptü sevgilisini, ilgili biri olduğu her hareketinden, bakışından, küçük dokunuşlarından belli oluyordu. Ben kahvelerimizi söylerken Kenan’ın ateşine baktı, fısıltıyla konuştular. Sonra birlikte konuşmaya başladık. Sinem, vajinal kuruluk yaşadığından, daha önce muayene olduğundan fakat fizyolojik bir sorun olmadığından, Kenan’ı çok sevdiği halde cinsel isteğinde elinde olmayan bir azalma olduğundan, eskisi gibi uyarılmadığından bahsetti. Bunları öyle çalışmış gibi anlatıyordu ki, olağanüstü bir kesinlikle, hiç çekinmeden ve zaten gelmeden bazı neden-sonuç ilişkilerini kurmuş gibi, bende anlatmadığı bir şeyler olduğu izlenimini doğurdu. Tam da o an Sinem’le bire bir seans için çok beklememem gerektiğini düşündüm.

DEVAMI>>>

Sayfa 1 / 212

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir