Hanimiş Sevgililer Günü

Sevgililer Günü geldi çattı. Erkeklerin, bizi dırdır etmekle suçlamak için biçilmiş kaftan olan bu özel günü de es geçmeyeceklerinden eminim. ‘Ben ne anlarım ulan’  deyip biz surat astıkça küfür de edecekler tabi. Şey var bi’ de; tüketim toplumu çılgınlıklarına esir olmayangiller. Çünkü 364 günümüzü bayram ettiniz de 365.yi de istedik, değil mi! Her gün çiçek aldınız da o gün de istedik! Çünkü bi’ siz biliyorsunuz tüketim çılgınlığı karşısında aklıselim kalmayı! Aman büyük alkış!

Nasıl konuştum ama canım kadınlar? Böyle bakınca ayar vermiş gibi duruyorum, gururum okşanıyor aramızda kalsın. Yahu 364 gün dövmüşsün, zorla sevişmişsin, ben tatmin olmadan işini bitirip arkanı dönmüşsün, eve getirdiğin tek yeşillik maydanoz, gömleğinin ütüsünü beğenmeyince basmışsın kalayı, çorabını kirli sepetine atmaktan aciz herifin tekisin, ama ben yılda bir gün çiçek, hediye bir de iyi muamele isteyince ruh hastası mı oluyorum şimdi! Yemişim Sevgililer Günü’nü; o ,yılda bir gün gönlüm okşansın diye bahane.

Aşıkken yapılmaması gereken 5 şey… Tıklayın.

Beyler, aslında ben sizin tarafınızdayım ama şimdi erkeklerle bir olup kadınları sattı derler şşş! Dünyayı versen hani bunun uydusu diyecek kadınların bu duygu sömürüleri nedir şimdi allasen? Gülün tanesi 5 lirayken niye istemiyorsun be kadın; 15 lira oluveriyor işte o gün. ‘Bundan iyi baba olur’ diye aldığınız adam, siz gösteriş yapacaksınız diye çoluğun çocuğun rızkını çula çaputa mı yatırsın? Daha dün ‘eline sağlık çok güzel olmuş’ deyip onore etmedi mi sizi bu adam? Vallahi yazıklar olsun!

Evet herkesin gazını bir miktar aldığıma göre gerçek fikirlerime gelelim; sevgililer, anneler, babalar, yeni yıllar, doğumlar… Hepsine ayrılmış belirli gün ve haftalar. Bunların hepsi koca birer bahaneden başka ne ola ki? Insanın en insani ihtiyaçlarından biridir ilgi. Hediye almak maddi bir ihtiyacın değil manevi bir ihtiyacın karşılığı; düşünülmenin. Yani düşündüğümüzün aksine, kimsenin yeni bir fulara, bir dolmakaleme, kalpli kurabiyelere ihtiyacı yok. Hediye verilen kişinin gözlerinin dolması, ‘yemek masasına vazo alınmazsa ölecek’ hastalığının son evresinde beklenen vazonun gelmesinden falan değil takdir edersiniz ki. Ya da karısına ömründe ‘sevgilim’ dememiş, avuç içlerini öpmemiş, hastayken bir tas çorba yapmamış adamlar, baskı altında altın bir kolye alıyorlar diye kadınlar  onlarla en başından beri ‘sevgili’ olduklarını düşünüp romantizmden yorgun düşmüyorlar elbette. Herkes farkında her şeyin.

14 Şubat’ın, mayısın bilmem kaçıncı haftasının, aralığın son gününün o kadar da anlamlı olmadığını bilenler, en başta o günü ölümüne kutlayanlar belki de. Anlamlı bulmuyorlar düşündüğünüz kadar, anlam yüklüyorlar bile isteye. Bir seçim yapıyorlar, es geçmek de bir seçim ama hatırlansın istiyorlar. Bir teselli istiyorlar kendilerine. Insani bir ihtiyacı bu vesileyle karşılamak istiyorlar. İlgi istiyorlar. Bu kadar zor olmamalı anlamak.

Tehditse tehdit; bundan sonra 365 gün ilgilenin sevdiklerinizle, sürpriz mektuplar yazın durduk yere, sevdiğinizi söyleyin hiç lüzumu yokmuş gibi dururken, istediği kitabı, beğendiği kazağı, izlemek istediği filmi getirin özenli bir paketin içinde, öpün yahu, dudağınız mı aşınır! Sarılın, kollarınız ne halt yemeye var sanıyorsunuz! Siz ilginizi esirgemeyin, yılın her günü özel hissettirin sevdiğinize sevdiğinizi, o yine de tutturursa şöyle kutlama böyle hediye diye, işte o zaman konuşalım meseleyi. Bakın sizden önce ben paralamıyor muyum o nankörleri!

Haydi kutlu olsun Sevgililer Günü’müz, haydi sevgiyle kutlu olsun her günümüz! Çiçekçilerle pazarlık yapın ama sevgilinizle yapmayın. Ve günü nasıl geçirirseniz geçirin ama mutlaka sevişerek bitirin. Savaşmak değil sevişmek lazım bize. Aşkla uyuyun, aşkla uyanın. Dünya sevdiklerimizle dahi savaşmak için fazla kara.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir