Çocuk Yetiştirirken

Çocuk yetiştirirken dikkat etmemiz gereken şeyleri sıralayan çok olur. Herkes en iyi akıl hocası, en faydalı öğretmen, en ideal model sayar kendini. Siz hep eksiksinizdir. ‘Ben olsaydım’ diyenler çoktur hep. Eleştirmeye can atarlar, sizin çocuğunuzdan not vermek üzere düşünme sürecinde oldukları bir projeden bahseder gibi bahsedenler dahi vardır. Evet bütün çocuklar toplumundur ama ne olursa olsun bir çocuk, kendini bulana dek en çok da anne ve babasınındır. Bir projeyse onların projesidir, bir hayal kırıklığıysa onların hayal kırıklığıdır, bir gurur tablosuysa onların gurur tablosudur. Bir çocuk, kendisini dünyaya getirip çocuk kılanındır ama bu, kendisi birey olana kadardır. Mal değildir, oyun hamuru hiç değildir. Çocuklarınızı insani yönden bir elmas gibi işleyin, onlar sizin. Ama başkalarının, onu olmadığı bir şeye dönüştürmesine izin vermeyin, sahiplenin. Her şeyden beslensin ama sizin ona yüklediğiniz, gösterdiğiniz, sunduğunuz, öğrettiğiniz, benimsettiğiniz değerler ışığında ışıldamasına izin verin.

Tüm bunları neden mi anlattım? Çünkü yükselen suç oranlarının çeşitliliği gösteriyor ki çocuk yetiştirmede toplumsal bir ivme kaybı yaşıyoruz. Bir çocuğu hangi din, dil, ırk, sosyal ve ekonomik çevre etrafında yetiştirirsek yetiştirelim, vicdanlı, dürüst ve ahlaklı yetiştirmede eksikten de eksiğiz artık. Dış etkenlerin artışıyla çocuğumuzun mayasındaki etkimizi kaybediyoruz, onu günün telaşları içinde kayboluşa itiyoruz. Bir çocuğu yetiştirmeyi ‘dayatma’ olarak algılıyor ve bunu hayata geçiriyoruz.

Sorular sormasına, cevaplar almasına müsaade etmiyoruz. Deneyimlemesine, dokunmasına, tatmasına, yakından bakmasına, örneklerini araştırmasına, insan tanımasına, hayvan sevmesine, toprağa çıplak ayakla basmasına olanak tanımıyoruz. İyi bir insan olarak yetişmesi ve insanların geri kalanını sevmesi için bir yatırım yapmıyoruz ruhuna. İyi bir kariyer düşlüyoruz onun için. Okusun ve eğitimi doğrultusunda bir kariyer planının tozunu attırsın istiyoruz. Koltuğunun bir boy büyüğüne oturması için bir gence çelme takmasında hiçbir beis görmüyoruz. Her ay bir arabanın kredi taksidini ödeyecek olan bu iyileştirme, onun kalbini iyileştirmeden önemli geliyor bize.

Güzel bir ilişki ve evlilik düşlüyoruz onun için. Bizim beğendiğimiz, sevdiğimiz bir eş bularak rahat ettirileceği bir hayatı garantilemesini istiyoruz. Çocuğumuzdan, kendisini düşünmesini, eşinden yine çocuğumuzu düşünmesini bekliyoruz. Paylaşmak ikinci planda, birinci plana bireysel mutluluğunu yerleştiriyoruz.

Her şeyin en güzelini düşünüyoruz kendimizce. Komşular da öyle. Akrabalar da en iyisini düşlüyor onun için. Arkadaşlarımız, bizi kabahatli buldukları yönlerde devreye girip akıllar saçıyorlar. Safı uyanık, tutumluyu müsrif, sakini yırtıcı yapmaya gayret ediyor herkes. Eşimiz dostumuz çocuklarımızı başka çocuklara, kendilerine dönüştürmeye çalışıyorlar. Biz de yıllardır ve dahi hiç bıkmadan usanmadan komşularımızın, yakınlarımızın ve hatta uzaklarımızın çocuklarına dönüştürmeye çalışıyoruz onları.

Yanlış öncelikler peşinde koşuyoruz, ‘yalnız önde’likler peşinde koşuyoruz. Toplumla iyi anlaşacağı ama sürüde koyun olmayacağı, kendini, yeteneklerini, arzularını tanıdığı, ne istediğinin daima farkında olduğu, başkalarının haklarını gözetme konusunda sağduyulu davrandığı, kendi hakkının ayırtına vardığı, insanı sevdiği, hayvana yakın olduğu, kavramların kıymetini ayrı ayrı bildiği bir dünya hazırlamıyoruz ona. İyiliği ve güzelliği değil gücü ve ‘onun gibi’ ‘bunun gibi’yi vermeye gayret ettikçe kaybediyoruz onları. Bize ait olmayan ve hatta başkalarına da ait olmayan, bu aitlikten sıyrılmış ama kendisi de olmayan, özetle hiçbir şey olmayan ve ne yazık ki tecavüz ederek, öldürerek, çalarak çırparak, iterek kakarak bir şey olmaya, bir şeye ait olmaya çalışan bireyler meydana getiriyoruz.

Ortası lazım bize. Başıboş bırakmakla dayatmak arasında bir şey lazım. İnsan olmayı içe sindiren bir şey. Sana sesleniyorum; Bu gelecek senin için gerekli, onu inşa etmeye çalışıyorum. Seni yetiştirmeliyim ama sen de durma, beni yetiştir.  Sen büyü ve beni geleceğine yetiştir çocuğum.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir