Gebelik hayatımızın en güzel ve en heyecanlı deneyimlerinden biridir. Hamilelik döneminde hem anne adayları hem de bebekler için oldukça hassas bir dönem yaşandığından, anne adaylarının davranışları, yaşadıkları hem fiziksel hem de ruhsal durumlarını haliyle etkileyebilir.

Temizlik Yaparken Nelere Dikkat edilmeli

Doğuma kadar ki bu süreç içerisinde, pek çok anne adayı için dikkat edilmesi gerekenlerin başında; kimyasal temizlik maddeleri gelmektedir. Bu durum bebekler için riskli bir ortam yarattığından, eldiven ve maske kullanarak kimyasalların annenin bedenine alınmasına engel olabiliriz. Ayrıca, kimyasal temizlik maddelerinin havaya da buharlaşma yoluyla karışması sebebiyle, bulunduğunuz ortamın doğru bir şekilde havalandırılması gerekmektedir.

Yine bu döneminde annenin kan şekerinin düşmesi, tansiyonun düşmesi veya çıkması gibi durumlarda fiziksel anlamda ters hareketlerin yapılmamasına özen göstermeliyiz. Böyle bir durumda gebe dengesini kaybeder ve bayılabilir. Anne adayları bilhassa ev işleri konusunda özellikle de çok fazla efor sarfettiren, ağır eşyaları kaldırmamalıdır. Çünkü sonrasında erken sancılara sebep olup bebeğin kaybı ile sonuçlanabilir. Baba adaylarının ya da bir başka kişinin üstlenmesi daha doğru olacaktır.

Diğer taraftan evinizde ev hayvanları besliyorsanız, dışkılarını temizleme aşamasında da çok dikkatli olmalısınız. Özellikle kedi dışkılarında bulunan parazitler ten teması ile annenin karnındaki bebeğe geçebiliyor ve ona zarar verebiliyorlar.

Sonuç Olarak

Diyorum ki, hassas, narin, nazenin ve kibar kadın olmaya gebelikte de devam…

Unutmayın ki bu 9 aylık süreçte, evin temizliği değil, annenin ve bebeğin sağlıklı bir şekilde hamilelik dönemini atlatması önemlidir.

 

 

bebek-dogarken-hissettikleri

Birçok kadın doğum sonrası bazen hayal kırıklığı yaşadığını söylüyor. Sezaryen gibi bir müdahale ile doğum yapanlar ise yaşamaları muhtemel bir deneyim olan normal doğum sürecini kaçırdıkları için üzülüyor. Peki bebeğin gözünden bu durum nasıldır, hiç düşündünüz mü?

Aslında gerçeği söylemek gerekirse doğum sürecinde bir çok kişi yer almaktadır. Annelerin genellikle ne istedikleri, doğum ile ilgili beklentileri ve doğumun nasıl gerçekleşeceği ile ilgili söyleyeceği çok şey varken bebeklerin bu konuda sesi az çıkmaktadır. Ayrıca doğum planları yapılırken bu küçük insana kimse fikrini sormaz. Öyleyse bebeğinizin doğum ile ilgili tecrübesini, ne düşündüklerini ve geldikleri dünya konusunda hissettiklerini bir düşünelim.

Ne hissettiklerini nasıl bilebiliriz?

Hiçbirimiz doğum esnasında neler gerçekleştiğini hatırlamıyoruz ama kendi bebeğimiz için doğumun nasıl bir şey olduğunu hayal edebilir ve kendimizi onların yerine koyarak empati yapabiliriz.

Karanlık ve uzun bir tünele giriyormuş gibi hissediyorum!

Doğumun nasıl bir his olduğu konusunda beynimizin derin bir köşesinde bir anımızın olması mümkün müdür? Sizce bu dünyadan ayrılırken dünyaya geldiğimiz anı tekrar hatırlamamız ve hissetmemiz mümkün olabilir mi? Ancak bizim bildiğimiz zaman düzlemi içinde hiç birimiz ilk defa nefes aldığımızda, ilk defa ağladığımızda, doktorumuzun popomuza ilk vuruşunda hissettiklerimizi hatırlayamayız. Yetişkin bakış açısıyla bunu sadece tahmin edebiliriz.

Bir çoğumuz için ilk anılarımız genellikle önemli olaylara dayanmaz. Bu anılar annesinden süt emdiğini hatırlayanlardan, 12 yaşına kadar hiçbir şey hatırlamadığını söyleyen kişilere kadar çeşitlilik gösterir. Herkesin hatırlama kabiliyeti ve herkes için akıllarında yer eden olaylar farklıdır.

Eğer bebeklerinizin imkanı olsa size ne sorardı?

  • Ben doğduğumda bir yerim acıyacak mı?
  • Doğum benim için zor bir şey midir?
  • Doğduğumda iyi olacak mıyım?
  • Bu sıkışıklıktan ne zaman kurtulacağım?
  • Dışarıdaki dünya nasıl bir yer?
  • Duyduğum sesler kime ait?
  • İlk beni kim tutacak?
  • Ailem ile ne zaman tanışacağım?

Bir çok kadın bebeğinin doğumuyla ilgili hayal kırıklığı yaşamaktadır. Bu genellikle doğumun planlanan şekilde gitmemesi nedeniyle oluşabilir. Doğumla ilgili sezaryen, vakum gibi bir müdahale gerekiyorsa, bu müdahale her zaman anne ve bebeği için var olan riskleri azaltmak için tercih edilir.

Bazen de 9 aylık bir bekleyiş sonrası doğumun çok kısa süreler içinde gerçekleşmesi sonucunda doğum sürecinin hissedilememesinden hayal kırıklığı yaşanabilmektedir. Gerçekten bazı durumlarda doğum olayı o kadar kolay ve hızlı gerçekleşir ki gebeler genellikle ne olup bittiğini anlayamazlar.

Normal doğum haricindeki durumlarda müdahalenin gerekli olduğunu bilmek ile bu müdahaleyi baştan kabul etmek farklı şeylerdir. Bir çok anne adayı bebeklerinin doğumu ile ilgili düşünceler ile bunları kurgulama arasında gelgitler yaşar. Bu durumda da “acaba doğumda bir sorun olacak mı?” ya da “Bebeğime bir şey olacak mı?” gibi sorular ile ellerinde olmayan bir süreçten dolayı kendilerini harap etmekten alı koyamazlar. Aslında bazen, sezaryen, vakum, forseps, suni sancı yapılmadığında, bazı doğumlar gerçekten sıkıntılı bir hal alabilir. Bunların sonucunda sağlıklı bebekleri olduğu için mutlu olurlar mı? Tabii ki evet ama bu bile, annenin yaşadığı hayal kırıklığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda belki de bebeğin gözünden doğumu görmek yardımcı olabilir. Bir süreliğine kendi düşüncelerimizin dışına çıkalım ve bu küçük insanların ne hissettiğini anlamaya çalışalım.

Bebekler için nasıl bir durum olduğunu hayal edelim?

  • Her kasılmada bebeğin kalp atışının düşmesine neden olan stres artışı ve oksijen azalması sizce nasıl bir şey hissettirir?
  • Veya belki de doğmanın ne kadar zor bir deneyim olduğunu, daracık bir kemikten geçmesi için oraya oturması gerektiğini ancak oraya sıkışıp ileri geri hareket edememesini bir düşünün.
  • Veya belki de bebeğin eşi gerektiği gibi çalışmadığı için büyümeye yetecek kadar besin alamadığını bir düşünün.
  • Veya belki de bebek kordonunun boynunuza sıkıca dolanıp beyninize giden kan akışını tamamen kesildiğini düşünün.

Bütün bu senaryolar inanın her gün oluyor.

Çoğumuz sonuçta sağlıklı bir doğum olayıyla neticelendirecek kaliteli bir gebelik takibi ve bakımına sahip olduğumuz için şanslıyız.

Sonunda özgürlüğe kavuşmak…

Kurtuluş ve özgürlük hissi, doğumda bebeğin hissettiklerini tarif eden en önemli hislerdir, bu hissiyat anne için de geçerlidir. Ancak doğum olayı engellenip doğumun ilerlemesi başarısız olursa veya  bebeğin doğumda geliş pozisyonu olması gerekenden farklı ise bu durum sekteye uğrar. Doğumda genellikle ten tene temas olması ya da o anda sıcak bir doğum havuzunda doğum yapmak çok da önemli olmaz. Zaten bundan sonra anne ve bebek arasında sıcak ve yakın bir bağ kurulacaktır.

Asıl önemli olan mümkün olan en kısa sürede doğum olayının gerçekleştirilmesidir.

Bu kadar küçük biri için rahatlama hissinin gerçekten büyük bir olay olduğunu düşünüyorum.

gebeler-icin-deniz-mahsulleri

Hangi balıklar, gebe kadınların tüketmesi için güvenlidir?

Gebe kadınlar hangi balıktan ne kadar tüketmelidir?

Yanlış bir balığın fazlaca tüketilmesi, bebeğin beyin gelişimini olumsuz etkileyen civanın fazlaca alınmasına neden olabilir. Az balık tüketimi ise bebeğin büyümesini ve beyin gelişimini olumlu yönde etkilediği bilinen omega-3 yağ asitlerinden bebeği mahrum edebilir.

2017 Ocak ayında Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından bu konuyla ilgili yeni bir rehber yayınlandı. Bu rehber gebeler ve emziren anneler ve aynı zamanda 16-49 yaş arası tüm kadınlar için öneriler niteliğindedir.

Daha önce FDA tarafından 2014 yılında yayınlanan rehberde civa oranı düşük balıkların haftalık tüketim miktarları belirlenmişti.  Buna göre minimum 240, maksimum 360 gr olarak saptanmıştı. Ancak düşük civa oranına sahip balıkların hangileri olduğuna dair net bilgilendirme yapılmamıştı. Ayrıca civa seviyesi yüksek olan balıklardan da uzak durulması tavsiye edilmişti.

2017 FDA-EPA kriterleri

FDA-EPA yaptığı bu son çalışmada “net fayda” yaklaşımı olarak yeni bir kriter belirledi. Bu kriter basit ifadeyle şu hususu belirtmektedir. Eğer omega-3 ün faydası civaya maruz kalma riskinden daha yüksekse bu balık güvenilir olarak addedilebilir. Bu mantığa göre gebe kadınlar omega-3 bakımından zengin balıkları civa seviyeleri yüksek bile olsa yemeğe teşvik edilmelidir.

Ayrıca bu rehberde balıklar civa seviyelerine göre ‘’en iyi seçim’’, ‘’iyi seçim’’ ve ’’uzak durulması gerekenler’’ olarak gruplandırılmış. Ayrıca ajans en iyi seçim ve iyi seçim gruplarındaki balıklardan ne kadar yenilmesi gerektiğini belirlemişler. Buna göre en iyi seçim grubundaki balıklardan haftada 120 gr lık 2-3 porsiyon, iyi seçim grubundan da haftada 120 gr lık 1 porsiyon yenilmesini önermiş. 4-7 yaş arasındaki çocuklar için porsiyon miktarı 60 gr dır.

En iyi seçim balıklar: istiridye, somon (yabani ve Alaska, konserve veya taze), sardalya, tarak, karides, kalamar.

İyi seçim balıklar: Yayın balığı, yengeç, kerevit, yassı dil balığı, mezgit balığı, kefal, fasulye ve alabalık.

Uzak durulması gereken balıklar: Büyük gözlü orkinos (suşide sıklıkla kullanılır), Körfez çobanbalığı, kral uskumru, marlin, turuncu kaba, köpekbalığı, ve kılıç balığı.

Bu balıklar doğurganlık çağındaki, gebe veya emziren kadınlar ve küçük çocuklar için güvenli değildir.

FDA-balik-tavsiyesi

Kaynak: U.S. Food and Drug Administration

Çalışmanın Sonucu

Kendinizi, gelişmekte olan bebeğinizi veya büyümekte olan çocuğunuzu aşırı cıvalı etkilerden korurken omega-3 bakımından zengin bir diyetin tüm faydalarını elde etmek de mümkündür. İpucu, doğru türde balık seçmektir.

FDA in iyi seçim grubundaki balıklarından haftada 1 porsiyon tüketmek gebe kadınları , çocukları ve doğurgan kadınları güvenli tarafta tutar. Risk grubunda olan kişiler için yukarda belirtilen en iyi ve iyi seçim grubundaki balıkların tüketilmesi önerilir.

Ayrıca gebe kadınların suşiden uzak durmaları ( ton balığı veya orkinostan yapılmış), midye gibi kabukluları tüketmemeleri önerilmektedir. Yukarıda önerilen iy ve en iyi seçim balıklardan haftada önerilen porsiyonlarda tüketmeleri önerilmektedir.

Benim Yorumum

Amerika gıda ve ilaç dairesi (FDA) ve EPA Amerika’da satılan balıklardan düzenli olarak numune alıp, civa düzeyleri ile birlikte birçok bilgiyi kamuoyuyla paylaşmaktadır. Yukarda belirtilen öneriler bu inceleme dikkate alınarak yine FDA-EPA tarafından hazırlanmıştır. Ama ne yazık ki ülkemizde resmi olarak civa düzeyi bilgilerine ben rastlayamadım. Yine de 1970-1985 yılları arasında üniversiteler tarafından hazırlanmış bazı çalışmalar dikkate alınabilir.

Civa aslında soluduğumuz havada bile buharlaşmış olarak bulunan bir metaldir. Civa suya girdiğinde bakteriler ve su yosunları tarafından zehirli bir toksin olan metil civaya dönüşür. Küçük balıklar bu yosunları ve mikroorganizmaları tüketir ve vücutlarına civa geçmiş olur. Daha büyük balık ise küçük balığı yer ve vücutlarına civa girmiş olur. Büyük balık ne kadar büyükse (köpekbalığı, orkinoz, vb.) o kadar fazla balık yer ve o kadar fazla civa alır.

Hangi Balıklar Tüketilmeli

Yukarıdaki çalışmalar neticesinde ülkemiz denizlerinde en düşük civa seviyesi kefalde bulunmuştur. Yine küçük balıklardaki civa seviyesinin diğer iri balık çeşitlerine göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir.

Barbunya, Çipura, İstavrit, Mercan, Mezgit, Sardalya, Tekir ve Uskumru balıklarında tespit edilen civa seviyesi FDA tarafından önerilen “iyi seçim” grubundaki civa seviyesi ile benzer düzeydedir. Dolayısıyla bu balıklardan haftada bir porsiyon tüketmek uygun olacaktır.

Hamilelikte Omega-3 yağ asiti barındıran balıkların tüketilmesi daha önemlidir. Bu nedenle balık tercihinin bu balıklardan seçilmesi ve haftada en az 1 porsiyon tüketilmesinin faydalı olduğunu düşünüyorum. Yine civa seviyesi bakımında FDA ye göre “en iyi seçim” ve “iyi seçim” kategorisinde yer alan Somon, Hamsi, Ringa, Uskumru, Alabalık, Somon ve Sardalya haftada 1 veya 2 porsiyon tüketilmesi uygundur. Omega-3 bakımından en zengin balıkların sıralaması da yukarıdaki liste ile paraleldir. Dolayısıyla omega-3 bakımından en zengin balık Somon balığı olarak göze çarpmakta.

Hamileler, kontrollü ortamda üretilen kültür balıkları ve temiz alanda yakalandığına emin olunan balıklar tercih edebilirler. Yine de bu balıkların civa seviyeleri bilinmediği için haftada 1 porsiyon tüketilmesi uygun olacaktır.

Civa oranı yüksek olan ve FDA tarafından uzak durulması gereken balıklar sınıfında yer alan kılıç balığı, köpek balığı ve büyük uskumru’nun ve özellikle midye’nin hamileler ve çocuklar tarafından tüketilmesinin uygun olmadığı kanaatindeyim.