Aşk Küpünü Doldurmak Mıdır?

Son dönemde özellikle HT Ankara‘da yazı yazmaya başladığım günden itibaren kadınlardan ve genç kızlarımızdan aşırı bir ilgiye mazhar oldum. Bu ilgi karşısında afallayan ve bu sorumluluğu direk olarak üzerinde hisseden bendeniz, en çok merak edilen, en çok üzerinde kafa yorulan bir konuya, karınca kararınca tercüman olmaya karar verdim.

Yaşı ne olursa olsun, tüm kadınlarımızın sorduğu bir soru var. “Niye aldatılıyorum? Hak etmediğim halde bu neden benim başıma geldi?” ve benzeri daha birçok soru. Aldatılmakla kendisini yan yana getiremeyen kadınlarımız, genç kızlarımız aslında olayı farklı bir gözle görmeyi neden denemiyor. Bir kere erkeğin doğduğu günden beri “hücum”, kadının ise “savunma” üzerine kurulu bir stratejiyle yol aldığını kimse unutmasın. Ne kadar kuvvetli savunma o kadar kuvvetli hücumu durdurur prensibiyle hareket eden biz kadınlara aslında yeni bir kapı aralamak istiyorum. Niye hücum eden biz kadınlar olmayalım ki? Savunmayı erkeklere devretsek, hücumu biz ele alsak daha güzel maçlar çıkmaz mı? veya bunu denesek daha renkli bir yaşamı yeryüzüne indirmez miyiz? Bu fotoğrafı burada kesip tekrar aldatmaya dönmek istiyorum.

Ömür boyunca hücum dışında hiçbir pratiği ve genetik kodlaması olmayan erkek, tüm ilişkilerinde skor üzerine denemeler yapmakta, elde ettiği tüm kıtaların “keyfi ömrü” çok kısa sürmektedir. Bu yaratılıştaki erkek aldatmayı biz kadınların baktığı pencereden asla görememekte; hatta daha ileriye gideyim, algılayamamaktadır. Çünkü yaşam onlar için av ve avcı kültürüyle dolu bir ormanda geçmekte. Vahşi iş yaşantısı bu kodlamayı desteklemekte, kadını ise kendini savunan, avcıdan kaçan, ona vurulmamak için kendine yeni bahisler açan bir konumlandırma vardır. Bu sebeple avcının kendisini vurmasından sonraki süreçte bir bağ kurmaya çaba sarf etmek bence en büyük yanılgıdır.

Aldatmanın zarafetini erkekler, kaba inşaatını kadınlar çekmektedir.

Tekrar demin bıraktığımız fotoğrafa dönmek istiyorum. Biz kadınlar avcı olsak ve erkekler savunmaya geçse; yani rolleri değiştirsek hayat biraz daha keyifli olmaz mı? Benim ki sadece bir öneri. Dedim ya o kadar çok kadınımız, genç kızımız bu konudan muzdarip, ya bu reformu yapacağız ya da ormanda avcıdan kaçacak bir yer arayacağız.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir